COVID-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Medikal Aile Terapisi – Biyolojik-Psikolojik Tedavide Aile Terapilerinin Yeri

Aile terapisinin kökeni şizofren hastalarla yürütülen aile araştırması projesine dayanır.

Zaman içinde pek çok farklı problem alanlarında kullanılmak üzere aile terapisi yaklaşımı gelişmiştir. Bunlar arasında klinisyenin beceri alanları ve ailenin ihtiyacına yönelik olarak; Sistemik Aile Terapisi, Yapısal Aile Terapisi, Stratejik Aile Terapisi, Psikanalitik Aile Terapisi, Yaşantısal Aile Terapisi, Yapılandırmacı Aile Terapisi, Bilişsel-Davranışcı Aile Terapisi, İşlevsel Aile Terapisi, Bağlamsal Aile Terapisi, Çözüm Odaklı Aile Terapisi, Medikal Aile Terapisi sayılabilir.

Aile nedir?

Aile kavramını tarih boyunca tanımlayan pek çok kişi bulunmaktadır. Farklı tanımların ortak özellikleri olarak “biyolojik ve psikolojik bağları olan; aralarında tarihsel, duygusal, ekonomik bir birliktelik olan ve kendilerini aynı evin üyeleri olarak hisseden bireylerin oluşturduğu birliktelik” şeklinde tanımlanabilir.

Sağlıklı aileler nasıl olmalıdır?

Ailelerin iletişim tarzları, ev içi süreçleri, problemlerle başa çıkma becerileri sağlıklı aile olup olmadıklarını belirlemektedir. Bilimsel araştırmalara baktığımızda genellikle kültürden bağımsız olarak, her toplumda sağlıklı ailelerin değişime uyum sağladığını, uygun sınırlar koyduğunu, ilişkilerini açık iletişimler üzerine kurduğunu, sorumluluk almayı desteklediğini, birbirlerine güven verdiğini ve gelecek hakkında iyimser olduğunu göstermektedir. 

Yapılan çalışmalarda sağlıklı ailelerin şu özellikleri gösterdikleri görülmüştür;

  • Duygularını paylaşma ve anlama, 
  • Bireysel farklılıkların kabul edilmesi,
  • İlgi ve sevgi duygusunun iletilmesi, 
  • İşbirliği, 
  • Mizah duygusu,
  • Temel gereksinimleri karşılama,
  • Çatışmaya girmeden sorunların çözümü, 
  • Karşılıklı takdir duygularının sağlanması, 
  • Sorunlarla başa çıkma becerileri kazanmış olmak,
  • Aile bireylerine ve aileye bağlılık, 
  • Karşılıklı kıymet bilme ve yakınlık, 
  • Birlikte zaman geçirmeye istekli olma, 
  • Etkili iletişim örüntüleri, 
  • Yüksek düzeyde dini uyum, 
  • Kriz durumlarıyla baş edebilme yetisi, 
  • Aile bireylerini destekleme/cesaretlendirme, 
  • Rollerin açık şekilde belirlenmesi.

Aile içi düzen neden bozuluyor? Bozulan aile sistemi nasıl düzeltilebilir?

Teknolojinin gelişmesi, bireyselleşmenin artması, bilgiye daha kolay ulaşılması gibi noktalar bu konunun en önemli nedenlerindendir. Günümüzde aile içi uyum bozulması kolay bir noktaya gelmiştir. Özellikle aile üyelerinin (örn. Çalışan anne baba olmak gibi) hızla değişen rollerine uyum sağlayamamaları, aile içindeki iletişim ve etkileşimi bozmaktadır. Bu değişen roller aile üyelerinin sosyal ve ruhsal varlığını bozmaktadır. Bu nedenlerden dolayı modern toplumda çeşitli problemler yaşayan ailelere destek sağlamak üzere geliştirilen hizmetlerden biri de aile terapisidir. 

Bir yaşam olayı olan hastalık karşısında aile bireyleri neler yapmalı, aile dinamikleri nasıl korunmalı? 

Günümüzde modernleşen yaşam koşullarımız, bir yandan değişen kültürel yapı bir yandan ekonomik sistemlerin düzensizliği, ailelerin sosyo-ekonomik düzeyleri arasındaki makasın iyice açılması çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlardan en önemlisi diyebileceğimiz aile bireylerinden birinin ya da birkaçının hastalanması, bu hastalığın akut gelişmesi, kronikleşmesi, kayıplara sebebiyet vermesi beraberinde ailelere farklı açıdan yaklaşma gereksinimi doğurmuştur. “Medikal Aile Terapisi” bu noktada sürece dahil olan bir terapi yöntemidir. 

Medikal Aile Terapisi nedir?

Medikal Aile terapisi kişiyi biyo-psiko-sosyal-ruhsal bir varlık olarak ele almaktadır. Uygulamada hastanın aile ile olan ilişkisi, hastanın diğer sağlık çalışanları ile olan ilişkisine, işbirliğine odaklanır. Temel çıkış noktası, biyolojik özellikleri olmayan psikososyal sorun olamadığı gibi psikososyal özellikleri olmayan bir biyomdikal sorun alanının olamayacağıdır. Medikal Aile Terapisi sadece psikiyatri alanında değil, tıbbın diğer hastalık grupları ile de çalışılabilir bir yöntemdir ve tedavinin bir parçası haline getirildiğinde hem hastanın primer hastalıkla mücadelesinde önemli rol oynar hem de hastalık sebebiyle zarar görme ihtimali olan aile içi ilişkileri korur.

Medikal Aile Terapisi, var olan tedavilerin eksik birkaç noktasını ortaya koymuştur. Bu noktalar şunlardır;

  1. Descartes’ın Yanılgısı; Descartes beden-zihin ayrımını yapmıştır. Bu noktadan yola çıkarak fiziksel ve zihinsel sağlık birbirinden ayrılmış ve tedavileri de kopma noktasına gelmiştir. Aslında günümüzde önemi vurgulanan şey fiziksel ve zihinsel sağlığı bir arada düşünmek ve tedavide ele almaktır.
  2. Ailenin rolünü küçümsemek; çoğu tedavi yöntemi aileyi dışsallaştırıp tedaviye odak noktaları olan hasta ile devam ederler. Ancak Medikal Aile Terapileri’nde aile “hastanın içinde yaşadığı güçlü kişiler arası ilişkilerinin olduğu bir alan” olarak görülür. Hastayı bu güç alanında ayırmak tedaviyi parçalar ve zorlaştırır.
  3. Aile ile tedavi ekibi arasındaki iletişimsizlik; kronik hastalık süreci mevcutsa ve uzun süreli tedaviler gerekiyorsa aileler sürecin dışında kalmakta, bu hem aileyi endişelendirmekte hem de tedavinin önemli bir parçası olan ailenin süreçte eksik rol oynamasına neden olmaktadır. Medikal Aile Terapistleri  aile üyeleri ile tedavinin önemli bir yönü olan sağlık ekibi arasında bağlantı görevi görür.

1950’lerde aile sisteminin tedaviye dahil edilmesi, bireylerin toplumsal sistem içinde birbirlerine bağlı olmasına odaklanılması köklü bir değişim oldu. Aile, bireysel olarak tedavide yer alan hastanın dışında, tedaviye dahil edilmesi gereken temel bakım birimidir. Bazı hastalık gruplarında sadece hasta olan kişinin bakımı yeterli olmaz. Ailenin de bakımı süreç içinde gereklidir. Medikal Aile Terapisi uygulamaları 1970’ler ve 1980’lerin başlarında biyolojik ve psikososyal alan arasındaki bu boşluğu doldurmak için o dönemlerde tıp alanında aile hekimleri ile evlilik ve aile terapistlerinin birlikte çalışması ile başladı. Ülkemizde de bu konudaki eksikliklerden biri aile hekiminin yanında evlilik ve aile terapistlerinin de çalışma sürecine dahil olmamasıdır. Evlilik ve aile terapistlerinin öncelikli olarak aile hekimleri ile işbirliğinde çalışmaları, hastanelerde ailelerin sürece dahil edilmeleri belki de pek çok soruna çözüm olacak, tedaviyi kolaylaştıracak, hastalık sebebiyle yaşanacak olan aile içi gerilimin önüne geçecektir. 

Uygulamada neler gördüm?

Ailenin tedavideki önemine dair deneyimlerime göre; ataklar şeklinde gelen, devamında kronikleşebilen, fiziksel, ruhsal sağlığı ve toplumsal işlevselliği bozan, kişinin gündelik rutinini engelleyen hem fiziksel hem de ruhsal hastalıklarda, hasta olan kişinin hastalıkla bireysel mücadelesinin zor olmasının yanında eğer süreci anlamayan, yeterli özeni ve desteği göstermeyen ya da fazla ilgi ile durumu abartarak yaşayan aileler süreci daha da zorlaştırmaktadır. Hasta aile desteğinden mahrum kaldığında hastalıkla mücadele gücü azalmakta, hastalığın gidişatı olumsuz etkilenebilmektedir. Örneğin MS hasta grubuyla çalıştığım dönem kadın hastalarımdan sık sık eşlerinin kendilerini, hastalıklarını anlamadığı, ev işi yapmaları yönünde zorladığı gibi geri dönütler almıştım. Oysa ki MS hastaları bazı durumlarda motor becerilerinde güçlük yaşamakta ve yürümek konusunda dahi zorlanmaktadırlar. Aileye bu noktada psikoeğitim vermek, hastalığın ciddiyetini anlatmak ve ailenin işbirliğini almak önemlidir. İlaç uyumunun önemli olduğu psikiyatrik hasta gruplarında ise yine ailenin desteğini almak tedavinin “tam” olması için önemlidir. Bu noktalarda Medikal Aile Terapisi desteğinin uzun vadede ülkemizde de artarak devam etmesi hem hastalara destekleyici olacağını hem de aile içi ilişkilerin korunması, hastalığın aile üzerinde yarattığı etkinin doğru yönlendirilmesi, sağlıklı bir tedavi süreci gibi avantajlar sağlayacağını düşündürmektedir.