Depresyon

Depresyon, beyni etkileyen bir hastalıktır. Beynin belirli alanlarında ortaya çıkan kimyasal dengesizliğin hastalığın nedeni olabilmektedir.

Depresyon, bir kişilik özelliği ya da “şımarıklık” değildir.

Depresyon, kişinin “kendisinin halletmesi gereken” basit bir durum değildir.

Depresyonun Belirtileri

Bir beyin hastalığı olarak Majör Depresyon, beynin işlevlerinde bozulma ve düzensizliklerin yansıması olarak duygu, düşünce, davranış ve bedensel işlevlerde bozulmanın ortaya çıktığı belirtiler kümesidir. Her hastada tüm belirtiler bir arada olmayabilir.

Depresyonun temel belirtileri arasında karamsar ve kederli duygu-durumu, kötümser düşünce içeriği, umutsuzluk, çaresizlik hisleri, hayattan zevk alamama, hemen her konuda ilgi kaybı yer alır. Kişi günün çoğunda, özellikle sabahları depresiftir. Beraberinde boşluk hissi olur ve her şey anlamsız gelebilir. Motivasyon kaybı nedeniyle gelecekle İlgili hedef belirleyebilmek ve hedefe odaklanabilmek güçleşir.

Kaygı ve korkular da bulunabilir. İç huzursuzluğu ve gerginlik hisleri olabilir. Hüzünlü duygu duruma eşlik eden ağlama olabileceği gibi bazı hastalar ağlayamamaktan şikayetçidir.

Geçmişte yaşanmış olumsuz olaylar sık sık akla gelmeye başlar, pişmanlık hissi yoğunlaşabilir. Şimdiki zamanda ise hasta kendini sürekli değersiz, yetersiz, ya da suçlu hisseder kendine ve çevreye güvenmekte zorlanır. Alınganlık artar. Yalnızlık hissedilebilir. Gelecekle ilgili olumsuz düşünceler olabilir.

Düşünce yavaşlayarak konuşmanın da yavaşlamasına ve azalmasına neden olur. Unutkanlık olur. Dikkat bozulabilir. Yeni bir şeyler öğrenmek güçleşir. Enerji düşer, kişi çabuk yorulur.

Uykuya dalmak zorlaşabilir. Gece boyunca uykuda bölünmeler ya da sabaha karşı yorgun bir şekilde uyanma ve tekrar dalamama görülebilir. Tersine, uykuya meyil ve uyku süresinde uzama da olabilir.

İştah azalması ve kilo kaybı olabileceği gibi aşırı yemek yeme ihtiyacı da olabilir.

Ağır durumlarda kişi kendine zarar verme planları yapabilir ya da zarar verebilir. İntihar düşüncesi /planı / girişimi olabilir.

Depresyon ön tanısı psikiyatrik muayene ile konur. Bazı bedensel hastalıklar da depresyondakine benzer belirtiler gösterir. Doğru tanı ve tedavi planlanabilmesi için bu tabloların depresyondan ayırt edilmesi gerekir. Psikiyatrist, depresyonun kesin ve ayırıcı tanısını yapabilmek ve hastalığın şiddeti hakkında bilgi sahibi olabilmek için bazı tetkiklerden faydalanır. Kan tahlilleri, QEEG (Kantitatif EEG), Beyin MR'ı, psikometrik testler bunlar arasındadır.

Depresyon Tedavisi

Depresyon tedavisinde psikoterapi, ilaçlar ve beyin uyarımı teknikleri kullanılır. Etkin bir tedavi ile haftalar içinde kısmi düzelme, 2-4 ay aralığında da tam düzelme elde edilebilir.

Hafif şiddetteki depresyonda psikoterapi, majör stresörün ortadan kalkmasıyla birlikte, tek başına yeterli olabilir. Ayaktan takip edilen orta şiddette bir hastada ise, psikoterapiyle birlikte ilaç tedavisi ya da Mevsimsel depresyonda Fototerapi de uygulanır. İstenen düzelme elde edilemezse ikinci aşamada güçlü bir “beyin uyarım tekniği” olan Manyetik Uyarım Tedavisi (TMU) kullanılabilir.

Ağır durumlarda, intihar riski olan hastalarda hastaneye yatış yapılır ve yoğun bireysel psikoterapi, gerekli durumlarda eş/aile terapisi ve yanında biyolojik tedaviler uygulanır. İlaç ve beyin uyarım teknikleri (TMU, Elektrokonvülsif Tedavi-EKT) yanı sıra, bazı ilaçların damar yoluyla verilmesi gibi farklı tedavi yöntemleri de kullanılabilir.

Tedavi ilk kez depresyon geçirenlerde en az altı ay sürdürülür, sonra kişinin durumuna göre sonlandırma planı yapılabilir. Birkaç kez depresyon geçiren hastalarda ise tedavinin koruyucu amaçlı daha uzun yıllar sürdürülmesi önerilmektedir.

Standart tedavilerle yanıt alamadığımız depresyon hastalarında ağırlıklı olarak Ketamin Infuzyon tedavisi uygulanır. Detaylı bilgi için:  https://npistanbul.com/ketamin-infuzyon-tedavisi  sayfasını ziyaret ediniz.

Depresyonun Nedenleri

Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin etkileşimi ya da birleşimi sonucu depresyon gelişir.

Depresyonun biyolojik nedenleri

Serotonin, dopamin, noradrenalin ve benzeri kimyasallar beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimden sorumlu maddelerdir. İki sinir hücresinin birbiriyle bağlantı kurduğu hücreler arası sinaptik yarık denilen bölgede bu maddelerin dengesindeki bozulmanın, özellikle de serotonin azalmasının depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir. Beyin görüntüleme çalışmaları depresyondaki kişilerin duygu durum, düşünce, uyku, iştah ve davranışla ilgili beyin bölümlerinin depresyonu olmayan kişilerden farklı olduğunu göstermektedir. Ancak, bu görüntüler beyindeki değişikliklerin depresyonun sebebi mi yoksa sonucu mu olduğunu kesin olarak göstermemektedir.

Depresyon kimlerde görülür?

Depresyon, psikiyatrik hastalıklar arasında en sık görülenlerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada 350 milyon kişi (dünya nüfusunun %5’i) depresyon geçirmektedir. Kabaca toplumda her altı kişiden biri yaşamının bir döneminde depresyon geçirir. Genellikle genç yaşlarda ortaya çıkar, ancak çocukluktan yaşlılığa her yaş grubunda görülür. Kadınlarda depresyon görülme sıklığı erkeklere göre iki kat daha fazladır. Menstrüel (adet) döngü, hamilelik, doğum, doğum sonrası dönem ve menopoza bağlı hormonal değişiklikler kadınlarda depresyon oranının yüksek olmasında kısmen etkilidir. Kadının toplumdaki sosyal statüsü, aile içi rol dağılımı, yaşlıların bakımı, sorumlulukların fazlalığı diğer önemli sebeplerdir. Erkeklerde depresyonun daha çok sinirlilik, öfke patlaması, aileden uzaklaşma şeklinde kendini göstermesi ve erkeklerin psikiyatrik yardım almaya kadınlar kadar açık olmaması bu grupta depresyonun daha azmış gibi görünmesine de neden olabilir. Depresyonda olan erkeklerin yardım istemesi veya deneyimleri hakkında konuşmaları bile düşük bir olasılığa sahiptir. Depresyon erkeklerde uyuşturucu ve alkol bağımlılığına da yol açmaktadır. Duygularını bastırmaları, hem evde hem de dışarıda şiddet davranışıyla sonuçlanabilir.

Depresyon önlenebilir mi?

Bir kez majör depresyon geçiren kişi, bir sonraki için hiç geçirmemiş birine göre biraz daha fazla risk altındadır. Bir başka depresyon dönemini önlemenin en iyi yolu, tetikleyicilerin veya majör depresyon sebeplerinin bilincinde olmaktır. Hastalığı iyi tanımak, belirtiler ortaya çıkar çıkmaz erken dönemde doktorla konuşmak oldukça önemlidir.

Depresyona eşlik eden hastalıklar

Depresyona sıklıkla eşlik eden psikiyatrik hastalıklar arasında anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, şizofreni, yeme bozuklukları vardır. Alkol ve madde bağımlılığı da depresyona eşlik edebilir. Bazen depresyonun belirtilerini azaltabilmek amacıyla maddeye yönelme olabilir.

Ayrıca, kalp hastalığı, kanser, inme, diyabet ve Parkinson hastalığı gibi tıbbi hastalıklara depresyon eşlik edebilir. Depresyonun tedavi edilmesi bu hastalıkların iyileşme sürecini de olumlu etkiler.

Depresyonda fiziksel şikayetler

Beyindeki serotonin ve norepinefrin gibi bazı kimyasalların hem duygu durum hem de ağrıyı düzenlemede etkisi vardır ve bu nedenle depresyondaki kişilerin bedensel şikayetleri de olur. Bu şikayetler arasında eklem ağrısı, sırt ağrısı, mide-barsak sisteminde sorunlar, uyku bozuklukları ve iştah değişiklikleri vardır. Hatta bazı hastalar bedensel sıkıntılarının çözümü için doktordan doktora gider, ama çare bulamazlar.

Depresyon genetik mi?

Bazı ailelerde depresyon geçiren birden çok birey vardır. Ancak ailesinde hiç depresyon öyküsü olmayan kişiler de depresyona girebilir. Depresyona neden olduğu bilinen tek bir gen yoktur. Araştırmacılar, insanları depresyona yatkın hale getiren genleri araştırmaktadır. Genetik araştırmaların sonuçları, genetik yapının çevre ve diğer etmenlerle (travma, sevilen bir kişinin kaybı, zor bir çocukluk gibi) etkileşime girerek depresyonun ortaya çıkışını hızlandırdığını göstermektedir.

Uzmanlarımız

Prof.Dr. K. Nevzat TARHAN
Psikiyatri Uzmanı
Prof.Dr. Hüsnü ERKMEN
Psikiyatri Uzmanı
Prof.Dr. H. Nesrin DİLBAZ
Psikiyatri Uzmanı
Prof.Dr. Sermin KESEBİR
Psikiyatri Uzmanı
Doç.Dr. Gül ERYILMAZ
Psikiyatri Uzmanı
Doç.Dr. Işıl GÖĞCEGÖZ
Psikiyatri Uzmanı
İLETİŞİM

İletişim Formu