Bipolar Bozukluk Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

    Bipolar Bozukluk Nedir

    Bipolar bozukluk, "maniden depresyona kadar uzanan ruh halindeki aşırı değişiklikler" olarak tanımlanır. Bu duruma bipolar bozukluk denir. 
    Bu ruh hali oynamaları arasında, bipolar bozukluğu olan kişinin normal ruh halinde olduğu dönemler olabilir. "Manik" terimi aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, umursamaz, güçlü, öforik bir dönemi tanımlar.
    Bipolar bozukluk, "maniden depresyona kadar uzanan ruh halindeki aşırı değişiklikler" olarak tanımlanır. Önceleri Manik depresif bozukluk veya manik depresyon adıyla bilinen, öz Türkçesi iki uçlu duygulanım bozukluğu olan, bipolar afektif bozukluk, riskli davranışlar nedeniyle ilişkilere ve kariyere zarar veren, tedavi edilmediği zaman intihara bile yol açan ciddi ruhsal bir hastalıktır.
    Bipolar bozukluk nedir, sorusuna cevap olarak iki uçlu duygudurum bozukluğu yani çift ruh hali değişimi şeklinde cevap verilebilmesi mümkündür.
    Diğer adıyla manik depresif bozukluk olarak ta bilinir.
    Hasta olmayan insanların ruh hallerinde ani iniş çıkışlar gözlemlenemez fakat bipolar bozukluk hastalarının ruh hallerinde gündelik hayatı çok etkileyecek şekilde iniş çıkışlar, değişimler olduğu gözlemlenebilir. 
    Bipolar bozuklukta önce mani dönem daha sonra depresyon dönemi belirtileri ortaya çıkar.

    Bipolar Bozukluk Belirtileri 

    Hastalığın iki birbirine zıt evresi vardır:

    Mani veya Hipomani 

    • Aşırı derecede enerjik hissetmek
    • Sürekli heyecanlı hissetmek
    •  Düşünce değişimindeki hız
    • İyimserlik
    • Odaklanmakta sorunlar yaşamak
    •  Az uyumak
    • Hızlı konuşmak
    • Cinsel istekte artış
    • Aşırı neşeli olmanın tam aksine çok hızlı sinirlenebilme
    • İştah problemleri
    • Dikkatsizlik
    • Bu belirtilere bağlı alkol ve uyuşturucu kullanma durumu

    Mani ve hipomani dönemde görülebilecek belirtilerden en az üç tanesi bipolar bozukluk nedir tanısı koymaya yeterlidir.

    Bipolar Depresyon Belirtileri

    • Mani dönem aksine çok enerjisiz hissetmek
    • Unutkanlık hali
    • Ümitsizlik hissi
    • Hiçbir şeyden zevk alamama
    • İştah problemleri
    • Yorgunluk
    • Aileden ve yakın çevreden uzaklaşmak
    • Uyku esnasında sık sık uyanmak
    • İçe kapanıklık
    • Keyif alarak yapılan faaliyetlere karşı ilgisiz olmak
    • Kendini değersiz hissetmek
    • İntihara meyillilik, intihar girişiminden bulunmak

    Bipolar Bozuklukta, ruh halinde dönemsel değişiklikler yaşanır. Bipolar Bozuklukta ‘Manik’ terimi hastanın aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, umursamaz, kendini güçlü hissettiği bir dönemi tanımlar. 
    Bu dönemde günlerce süren uykusuzluk, aşırı hareketlilik, durdurulamayan konuşma, sinirlilik, agresif davranış, çok fazla ve gereksiz alışveriş yapma en sık görülen belirtilerdir. Manik dönemlerde bazı 
    hastalar yaratıcılıklarının arttığını, işlerinin harika gittiğini belirterek tedaviyi reddedebilirler.

    Ancak hastalık ilerledikçe sonuçlar çok dramatik olabilir ve felaketle sonuçlanabilir. Kişi umursamaz 
    davranışlarda bulunabilir, aşırı para harcayabilir. Bipolar Bozuklukta; dürtüsel şekilde alınan riskli kararlar, davranışlar (uygunsuz iş anlaşmaları, alım/satım vb.), kişiliğine uygun olmayan şekilde 
    rastgele cinsel ilişkiye girmesi hasta ve ailesi için finansal ve sağlık riskleri oluşturabilir.

    Bipolar Bozuklukta; Hastalığın diğer döneminde de bir öncekine tamamen zıt olan ruh hali görülür. ‘Depresyon’ olarak tanımlanan bu dönemde üzüntü, ağlama, değersizlik/suçluluk hissi, enerji kaybı, haz kaybı,
    uyku problemleri ortaya çıkabilir. Bu dönemlerde Bipolar Bozukluk depresif olarak aynı derecede tehlike taşıyabilir ve kişi intihar girişiminde bulunabilir.  

    Bu rahatsızlığa sahip olmak kimsenin suçu ya da hatası değildir.

    Bipolar bozukluk tedavisi kişinin durumuna göre farklı şekilde tedavi planı yapılmaktadır. Bu plan uzman bir psikiyatrist eşliğinde yapılmalıdır.

    Tedavi planları aşağıdaki gibidir.

    Bipolar bozuklukta tedavide asıl önemli nokta koruyucu tedavidir. Çünkü ataklar geçicidir, ama tek-rarlama riski her zaman vardır. Atakların başlangıç belirtilerinin tanınması ve zaman kaybetmeden psikiyatri kontrolüne gidilmesi koruyucu tedavide esastır.

     Farmakoterapi

    Bipolar bozukluğun manik, ağır depresif, intihar riski ve ciddi saldırganlık eğilimi olan dönemlerinde mutlaka hastanın hastaneye yatırılarak tedavi alması gerekir. 

    Pediatrik bipolar bozukluk tedavisinde;

    • Duygudurum dengeleyicileri, 
    • Antikonvülzanlar ve 2. kuşak antipsikotikler sıklıkla tercih edilen ajanlardır. 

    Duygudurum bozukluğu spektrumunda yer alan ve madde kullanımı olan çocuk ve ergenlerde lityum ile plasebo etkinliğinin karşılaştırıldığı bir çalışmada lityum kullanımının madde kullanım sıklığını azalttığı ve genel işlevselliğini yükselttiği gösterilmiştir (Geller ve Luby 1997). 
    Bipolar bozukluk tedavisi için yapılan çalışmaların çoğunda, eşlik eden agresyon, psikoz ve uyku düzensizlikleri için primer duygudurum dengeleyicilerinin yanında ek tedavi gerektiği dikkati çekmektedir.

    Bipolar Bozukluk tedavisinde antidepresan kullanımının maniyi kötüleştirdiği veya presipite ettiği gözlenmiştir.

    Bipolar bozukluk tedavisi için benzer olarak stimulanların etkileri hakkındaki veriler de değişkenlik göstermektedir. 

    Bipolar bozukluk tedavisinde çalışmalar çocuk ve ergenlerde bipolar hastalarda 2. kuşak antipsikotiklerin duygudurum bozukluğu, agresyon ve psikotik belirtilerde etkili olduğunu göstermiştir (Chang 2008). 

    Bipolar bozukluk tedavisinde , DelBello ve arkadaşlarının (2002) yaptığı bir çalışmada valproat monoterapisi, valproat ve ketiapin kombinasyonu ve plasebo ile karşılaştırılmış ve kombinasyon terapisinin daha üstün olduğu gösterilmiştir. Bipolar ve DEHB komorbiditesi gösteren gençlerde duygudurum dengeleyicisi ve stimulanların kombinasyon terapisi ümit vaad etmektedir (Scheffer ve ark 2005).

    Bipolar bozukluk tedavisinde, Lamotrijin çocuk ve ergenlerde yetişkinlere göre daha çok Steven Johnson sendromuna yol açabilmektedir, fakat kilo alımı diğer ilaçlara göre daha azdır.
     
    Bipolar bozukluk tedavisinde, Chang ve arkadaşlarının(2006) yaptıkları bir çalışmada ergen bipolarlarda lamotrijin özellikle depresif semptomlar olmak üzere etkili bulunmuştur. Lamotrijin özellikle hızlı döngülü ve sık depresif epizodları olan ergen bipolar hastalarda etkili olabilir.

    Bipolar bozukluk tedavisinde, Biederman ve arkadaşlarının (2005a) yaptıkları bir çalışmada risperidon daha çok manik semptomlar olmak üzere DEHB belirtileri üzerine de etkili bulunmuştur. 

    Bipolar bozukluk tedavisinde yine Biederman’ın yaptığı bir çalışmada (2005b) bipolar çocuklarda olanzapin ve risperidon karşılaştırılmış, risperidonda %56, olanzapinde % 53’lük olumlu yanıt alınmıştır. Marchand’ın yaptığı bir retrospektif çalışmada (2004) ketiapin bipolar çocuk ve ergenlerde hem manik hem de depresif semptomlar üzerinde etkili bulunmuştur. Retrospektif  bir çocukluk çağı bipolar bozukluk çalışmasında rölatif olarak düşük doz aripiprazolün ( 10 mg) grubun 2/3 ‘inde etkili olduğu gösterilmiştir (Barzman ve ark. 2004). 10-17 yaşları arası çocukları kapsayan ve aripiprazol ile yakın tarihte yapılan bir çalışmada aripiprazol dozları tedricen arttırılmış çalışma sonucunda aripiprazolun etkin, güvenli ve iyi tolere edilebildiği sonucu ortaya çıkmıştır (Findling ve ark. 2008).

    Psikoterapi

    Bipolar Bozukluğun karmaşıklığı ve hasta ile ailesine getirdiği zorluklar düşünüldüğünde, psikososyal müdahale tedavide kritik öneme sahiptir. 

    Bipolar bozukluk tedavisinde, kanıtlanmış hiçbir psikososyal tedavi metodu olmasa da önceki çalışmalarda birkaç teknikten söz edilmiştir (Kowatch ve ark. 2005).

    Bipolar bozukluk tedavisinde çalışmaların hemen hepsinde manik dönem tam iyileşmese de psikoeğitimi almaya yeterli stabilizasyonu sağladıkları anda gençlere uygulanmıştır. 

    Çocuk ve aile odaklı bilişsel davranışçı terapi, pediatrik bipolar hastalar için spesifik olarak düzenlenmiştir. 

    Önceki sonuçlar semptomatik olarak olumlu cevap alındığını ve ebeveyn memnuniyetini göstermektedir. 

    Miklowitz ve arkadaşları (2004), bipolar bozukluğu olan ergenlerde hastalık içgörüsü kazandırma, hastalığı ve duygudurum düzenleyici tedaviyi kabullenme, stres yönetimi ve uzun süre stabil duygu durumu sağlayacak aile çevresini sağlamayı içeren aile odaklı terapi geliştirmişlerdir.  Bu terapi modelleri relaps önlemeye yönelik stratejilerdir. 1 yıllık izlemde mani, depresyon ve davranış problemlerinde semptomatik iyileşme gözlenmiştir.

    Bipolar Bozukluk Genetik Midir?

    Bipolar Bozuklukta genetik yatkınlık önemli bir risk olarak görülmektedir. Akrabalarının hiçbirinde bipolar bozukluk olmayanlarda hastalık görülme olasılığı %1-2 iken, birinci dereceden akrabasında (anne-baba veya kardeşlerinde) 
    bipolar bozukluk olanlarda hastalığın görülme sıklığı %7-8'e yükselmektedir. Tek yumurta ikizlerinden birinde bipolar bozukluk varsa diğer ikizde bipolar bozukluk görülme olasılığı %45-60’a kadar yükselmektedir. 

    Çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı, klinik özellikleri, hastalığın ailesel görülme oranın yüksek olduğunun belirlenmesi üzerine genetik açıdan irdelenmesi kaçınılmaz olmuştur. Etiyoloji üzerine tartışmalar mevcuttur. Genetik, çevresel faktörler, nörobiyolojik, hormonal ve nörokimyasal faktörlerden bahsedilmekte ve üzerinde araştırmalar yapılmaktadır.

    Bipolar Bozukluğun (BB) Genetik Altyapısı;

    Yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlar genomda sorumlu tutulabilecek bölgeler konusunda çelişkili olsa dahi, tüm araştırmaların ortak sonucu BB’de genetik aktarımın göz ardı edilemeyecek boyutta etkili olduğu yönündedir. Bipolar bozukluğa sahip olan erişkinlerin çocuklarında, BB’ye sahip olan çocukların ebeveynleri ve akrabalarında hastalığın görülme oranının yüksek saptanması genetik etiyolojinin önemine işaret eder.

    Yapılan çalışmalarda hastalığa sahip olan bireylerin çocuklarında BB görülme oranı sağlıklı çocuklara göre 7 kat yüksek bulunmuştur. Bu risk sadece BB için değildir. Depresyon, davranım bozukluğu, yıkıcı davranış bozukluğu ve anksiyete bozuklukları olan bireylerin çocuklarında da sağlıklı olanlara göre BB görülme oranı yüksek bulunmuştur. BB’ye sahip bireylerin çocuklarında hastalığın görülme oranı %5,7 olarak saptanmıştır.

    İkiz Çalışmaları

    Ailesel genetik aktarım çalışmaları yanında, ikiz çalışmaları tıpta tüm hastalıkların genetik geçişi hakkında önemli bir veri kaynağı olmuş olup; genetik etmenlerin çevresel etkenlere kıyasla ne denli etkin olduğunu saptamada elimizdeki yegane kaynaklardan biridir. Eğer bir hastalığın temelinde genetiğin önemli bir rol oynadığını düşünüyorsak monozigot çalışmalarında yüksek konkordans (eş hastalanma) saptanması beklenen bir durumdur. BB ele alındığında yapılmış olan çalışmalarda tek yumurta ikizlerinde hastalığın konkordansı %70-90 iken, çift yumurta ikizlerinde oran %16-35 düzeyindedir.

    Görüntüleme Çalışmaları

    Birçok bilimsel çalışma BB oluşum süreci hakkında oldukça önemli veriler ortaya koymaya başla-mıştır. Örneğin, bir beyin görüntüleme yöntemi olan işlevsel manyetik rezonans (IMR) çalışmaları BB’li bireylerde bazı beyin bölgelerinde (özellikle dorsolateral prefrontal kortekste) azalmış, bazı bölgelerde ise (sağ serebellar hemisferde) artmış metabolik aktivite göstermiştir (DelBello ve ark., 2003). Yapısal manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmaları da, BB olgularında yine bazı beyin bölgelerinde farklılıklar (özellikle subkortikal beyaz madde hiperintensitesi) göstermişlerdir (Pillai ve ark., 2002). 

    Moleküler Genetik Çalışmalar

    BB hastalarında beyin biyokimyasında birtakım farklılıklar da saptanmıştır. Özellikle beyinde dopa-min, noradrenalin, serotonin gibi nörotransmitterlerin ve bazen tiroid hormonları ya da melatonin gibi hormonların düzeylerindeki değişimler BB oluşumunda önemli bulunmuştur. Ayrıca BB oluşum sürecinde sinir hücresi içindeki ikincil mesajcı sistemlerin rolü son yıllarda gündeme gelmiştir. 

    Bu Hastalığa Kimler Yakalanır?

    Bipolar bozukluk genellikle 15-24 yaş arasında görülür ve sıklıkla yaşam boyunca sürer. Her yaşta görülebilir (7'den 77'ye) ama en sık 20'li yaşların başında başlar. Her 100 kişiden 1-2'sinde görülür. 

    Tüm dünyada benzer sıklıkta görülmektedir. Kadın-erkek arasında görülme sıklığı açısından fark yoktur. Çocuklarda ve 65 yaş üstünde nadiren yeni teşhis edilmiş mani görülür.

    Ne Zaman Hastaneye Yatış Gerekir?

    Bipolar Bozuklukta hastalığın manik ya da depresif atak döneminde olan hasta; belirtilerin çok şiddetli olduğu durumda, riskli davranışlarının, intihar düşüncesinin girişimle sonuçlanmaması ya da saldırgan davranışlarının 
    yatıştırılması amacıyla hastaneye yatırılır. Bipolar bozukluğu olanların yaklaşık %90'ı yaşamları boyunca en azından bir kez, üçte ikisi de iki kez veya daha fazla hastaneye yatırılmıştır.

    Sermin KESEBİR
    Psikiyatri Uzmanı
    Prof.Dr. Sermin KESEBİR
    Erişkin Psikiyatrisi Tıbbi Kadro