0216 633 0 633 Randevu Al

Bipolar Nedir? Bipolar Bozukluk Belirtileri ve Tedavisi

Bipolar bozukluk, "maniden depresyona kadar uzanan ruh halindeki aşırı değişiklikler" olarak tanımlanır. Bu duruma bipolar bozukluk denir. Bu ruh hali oynamaları arasında, bipolar bozukluğu olan kişinin normal ruh halinde olduğu dönemler olabilir. "Manik" terimi aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, umursamaz, güçlü, öforik bir dönemi tanımlar.

Tanı Yöntemleri için tıklayın

    Bipolar Bozukluk Nedir

    Bipolar Bozukluk Nedir?

    Bipolar bozukluk nedir, sorusuna cevap olarak iki uçlu duygudurum bozukluğu yani çift ruh hali değişimi şeklinde cevap verilebilmesi mümkündür.
    Diğer adıyla manik depresif bozukluk olarak ta bilinir.
    Hasta olmayan insanların ruh hallerinde ani iniş çıkışlar gözlemlenemez fakat bipolar bozukluk hastalarının ruh hallerinde gündelik hayatı çok etkileyecek şekilde iniş çıkışlar, değişimler olduğu gözlemlenebilir.
    Bipolar bozuklukta önce mani dönem daha sonra depresyon dönemi belirtileri ortaya çıkar.

    Bipolar Bozukluk Belirtileri 

    Hastalığın iki birbirine zıt evresi vardır:

    Mani veya Hipomani 

    • Aşırı derecede enerjik hissetmek
    • Sürekli heyecanlı hissetmek
    •  Düşünce değişimindeki hız
    • İyimserlik
    • Odaklanmakta sorunlar yaşamak
    •  Az uyumak
    • Hızlı konuşmak
    • Cinsel istekte artış
    • Aşırı neşeli olmanın tam aksine çok hızlı sinirlenebilme
    • İştah problemleri
    • Dikkatsizlik
    • Bu belirtilere bağlı alkol ve uyuşturucu kullanma durumu

    Mani ve hipomani dönemde görülebilecek belirtilerden en az üç tanesi bipolar bozukluk nedir tanısı koymaya yeterlidir.

    Bipolar Depresyon Belirtileri

    • Mani dönem aksine çok enerjisiz hissetmek
    • Unutkanlık hali
    • Ümitsizlik hissi
    • Hiçbir şeyden zevk alamama
    • İştah problemleri
    • Yorgunluk
    • Aileden ve yakın çevreden uzaklaşmak
    • Uyku esnasında sık sık uyanmak
    • İçe kapanıklık
    • Keyif alarak yapılan faaliyetlere karşı ilgisiz olmak
    • Kendini değersiz hissetmek
    • İntihara meyillilik, intihar girişiminden bulunmak

    Bipolar Bozuklukta, ruh halinde dönemsel değişiklikler yaşanır. Bipolar Bozuklukta ‘Manik’ terimi hastanın aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, umursamaz, kendini güçlü hissettiği bir dönemi tanımlar. 
    Bu dönemde günlerce süren uykusuzluk, aşırı hareketlilik, durdurulamayan konuşma, sinirlilik, agresif davranış, çok fazla ve gereksiz alışveriş yapma en sık görülen belirtilerdir. Manik dönemlerde bazı 
    hastalar yaratıcılıklarının arttığını, işlerinin harika gittiğini belirterek tedaviyi reddedebilirler.

    Ancak hastalık ilerledikçe sonuçlar çok dramatik olabilir ve felaketle sonuçlanabilir. Kişi umursamaz 
    davranışlarda bulunabilir, aşırı para harcayabilir. Bipolar Bozuklukta; dürtüsel şekilde alınan riskli kararlar, davranışlar (uygunsuz iş anlaşmaları, alım/satım vb.), kişiliğine uygun olmayan şekilde 
    rastgele cinsel ilişkiye girmesi hasta ve ailesi için finansal ve sağlık riskleri oluşturabilir.

    Bipolar Bozuklukta; Hastalığın diğer döneminde de bir öncekine tamamen zıt olan ruh hali görülür. ‘Depresyon’ olarak tanımlanan bu dönemde üzüntü, ağlama, değersizlik/suçluluk hissi, enerji kaybı, haz kaybı,
    uyku problemleri ortaya çıkabilir. Bu dönemlerde Bipolar Bozukluk depresif olarak aynı derecede tehlike taşıyabilir ve kişi intihar girişiminde bulunabilir.  

    Bu rahatsızlığa sahip olmak kimsenin suçu ya da hatası değildir.

    Bipolar bozukluk tedavisi kişinin durumuna göre farklı şekilde tedavi planı yapılmaktadır. Bu plan uzman bir psikiyatrist eşliğinde yapılmalıdır.

    Bipolar Bozukluk Tanısı Nasıl Konulur?

    Manik-Depresif olarak bilinen bu iki uçlu duygudurum bozukluğunun tanısı konulması çok önemlidir. Bipolar bozukluk belirtilerini kendinizde gözlemliyorsanız bir psikiyatriste danışmalısınız. Bu sayede hastalık tanısı konulur ve bipolar tedavisine başlanabilir.

    Hastalığın tanısını sadece uzman hekim koyabilir. Bipolar tedavisi uzman psikiyatrist tarafından yapılır.

    Bipolar Bozukluğun Tedavisi

    Bipolar bozukluğun tedavisi, hastalığın beyinde olumsuz etki yaratarak, gündelik hayatı aksatan unsurların tedavi edilmesinin amaçlanması diye tanımlanır.

    Bipolar bozukluğu olan hastalarda gün içerinde yaşanılan bir durumla alakalı ya da alakasız büyük iniş çıkışlarla hastalık kendini belli etmektedir. İster istemez bu durum kişinin düşüncelerinde, duygularında ve davranışlarında büyük bir olumsuz etkiye neden olmaktadır.

    Bipolar bozukluk, hastada kendini oldukça coşkulu ya da aşırı durgun hissettiği farklı dönemlerin olmasıdır. Hatta bazen bu iki durum aynı anda bile ortaya çıkabilmektedir.

    Bipolar bozukluk tedavisinde bu belirtilerin ortadan kaldırılması hastanın duygudurumunun iyileştirilmesi  ve bu dalgalanmaların giderilmesi hedeflenmektedir.
    Bipolar tedavisi ile bipolar bozukluğu olan hastaların tam olarak sağlanamamaktadır. Ancak bipolar tedavisi gören hastalarda şiddetli bipolar belirtileri azalmakta ve hastanın iyileştirilmesi sağlanmaktadır. Böylece hastaların duygudurumları kontrol altına alınabilir ve günlük yaşantılarında sorunlar yaşanması engellenebilir. Bipolar tedavisi için iki yöntem vardır. Bu yöntemler ilaç ve psikoterapi şeklindedir.

    İlaç tedavisinde hastalara duygudurumlarını düzenleyici ilaçlar önerilmektedir. Bu ilaçlar  antikonvülzanlar, antipsikotikler ve antidepresanlardır.

    Psikoterapide ise hastaların günlük yaşantısını etkileyen durumların terapi yöntemiyle tedavisi edilmesidir.

    Bipolar tedavisi için bu iki yöntem kimi zaman ayrı kimi zamanda hastanın bipolar bozukluğunun şiddetine göre birlikte de kullanılabilmektedir. Psikoterapi ve ilaç tedavisi birlikte kullanıldığında tedavide daha çok başarı sağlanabilmektedir.

    Bipolar Bozuklukta Tedavi Yöntemleri

    Bipolar bozukluk tedavisi kişinin durumuna göre farklı şekilde tedavi planı yapılmaktadır. Bu plan uzman bir psikiyatrist eşliğinde yapılmalıdır.
    Tedavi planları aşağıdaki gibidir.

    Bipolar bozuklukta tedavide asıl önemli nokta koruyucu tedavidir. Çünkü ataklar geçicidir, ama tekrarlama riski her zaman vardır. Atakların başlangıç belirtilerinin tanınması ve zaman kaybetmeden psikiyatri kontrolüne gidilmesi koruyucu tedavide esastır..

     Farmakoterapi

    Bipolar bozukluğun manik, ağır depresif, intihar riski ve ciddi saldırganlık eğilimi olan dönemlerinde mutlaka hastanın hastaneye yatırılarak tedavi alması gerekir. 

    Pediatrik bipolar bozukluk tedavisinde;

    • Duygudurum dengeleyicileri, 
    • Antikonvülzanlar ve 2. kuşak antipsikotikler sıklıkla tercih edilen ajanlardır. 

    Duygudurum bozukluğu spektrumunda yer alan ve madde kullanımı olan çocuk ve ergenlerde lityum ile plasebo etkinliğinin karşılaştırıldığı bir çalışmada lityum kullanımının madde kullanım sıklığını azalttığı ve genel işlevselliğini yükselttiği gösterilmiştir (Geller ve Luby 1997). 
    Bipolar bozukluk tedavisi için yapılan çalışmaların çoğunda, eşlik eden agresyon, psikoz ve uyku düzensizlikleri için primer duygudurum dengeleyicilerinin yanında ek tedavi gerektiği dikkati çekmektedir.

    Bipolar Bozukluk tedavisinde antidepresan kullanımının maniyi kötüleştirdiği veya presipite ettiği gözlenmiştir.

    Bipolar bozukluk tedavisi için benzer olarak stimulanların etkileri hakkındaki veriler de değişkenlik göstermektedir. 

    Bipolar bozukluk tedavisinde çalışmalar çocuk ve ergenlerde bipolar hastalarda 2. kuşak antipsikotiklerin duygudurum bozukluğu, agresyon ve psikotik belirtilerde etkili olduğunu göstermiştir (Chang 2008). 

    Bipolar bozukluk tedavisinde , DelBello ve arkadaşlarının (2002) yaptığı bir çalışmada valproat monoterapisi, valproat ve ketiapin kombinasyonu ve plasebo ile karşılaştırılmış ve kombinasyon terapisinin daha üstün olduğu gösterilmiştir. Bipolar ve DEHB komorbiditesi gösteren gençlerde duygudurum dengeleyicisi ve stimulanların kombinasyon terapisi ümit vaad etmektedir (Scheffer ve ark 2005).

    Bipolar bozukluk tedavisinde, Lamotrijin çocuk ve ergenlerde yetişkinlere göre daha çok Steven Johnson sendromuna yol açabilmektedir, fakat kilo alımı diğer ilaçlara göre daha azdır.
     
    Bipolar bozukluk tedavisinde, Chang ve arkadaşlarının(2006) yaptıkları bir çalışmada ergen bipolarlarda lamotrijin özellikle depresif semptomlar olmak üzere etkili bulunmuştur. Lamotrijin özellikle hızlı döngülü ve sık depresif epizodları olan ergen bipolar hastalarda etkili olabilir.

    Bipolar bozukluk tedavisinde, Biederman ve arkadaşlarının (2005a) yaptıkları bir çalışmada risperidon daha çok manik semptomlar olmak üzere DEHB belirtileri üzerine de etkili bulunmuştur. 

    Bipolar bozukluk tedavisinde yine Biederman’ın yaptığı bir çalışmada (2005b) bipolar çocuklarda olanzapin ve risperidon karşılaştırılmış, risperidonda %56, olanzapinde % 53’lük olumlu yanıt alınmıştır. Marchand’ın yaptığı bir retrospektif çalışmada (2004) ketiapin bipolar çocuk ve ergenlerde hem manik hem de depresif semptomlar üzerinde etkili bulunmuştur. Retrospektif  bir çocukluk çağı bipolar bozukluk çalışmasında rölatif olarak düşük doz aripiprazolün ( 10 mg) grubun 2/3 ‘inde etkili olduğu gösterilmiştir (Barzman ve ark. 2004). 10-17 yaşları arası çocukları kapsayan ve aripiprazol ile yakın tarihte yapılan bir çalışmada aripiprazol dozları tedricen arttırılmış çalışma sonucunda aripiprazolun etkin, güvenli ve iyi tolere edilebildiği sonucu ortaya çıkmıştır (Findling ve ark. 2008).

    Bipolar Tedavisinde Kullanılan Terapi Yöntemleri

    Bilişsel davranışçı terapi, kişilerarası ve sosyal ritim ve aile odaklı terapi yöntemleri bipolar tedavisinde kullanılan psikoterapi yöntemleridir.

    Bilişsel davranışçı terapi, kişinin duygu ve davranışlarının düşüncelerden kaynaklandığını ve düşünceler değiştiğinde duygu ve davranışlarınında değiştiğini gösteren bir terapi yöntemidir. Bipolar tedavisinde çok sık kullanılmaktadır.

    Kişiler arası ve sosyal ritim, hastanın sosyal ritim bozukluklarının giderilmesi ve uyku uyanıklık döngüsünün korunabilmesini amaçlayan bir bipolar tedavi terapi yöntemidir.

    Aile odaklı terapi, yakın ilişkide olan bireylerin tedavi süreçlerinde birbirine destek olmaları ve aralarındaki ilişkinin kalitesini artırmayı amaçlayan bir terapi yöntemidir.

    Bipolar tedavisinde sadece hastanın çaba göstermesi yeterli değildir. Bu noktada ailenin tutumu her zaman belirtildiği gibi çok önem arz etmektedir. Bipolar tedavisinde uzman hekimin önerdiği tedavi protokolü uygulanır. Uygulanan tedavi protokolü multidisipliner bir yaklaşımla sürdürülmelidir. 
    Bipolar tedavisinde multidisipliner yaklaşım hastalığın tedavisinde oldukça önemlidir.

    Psikoterapi

    Bipolar Bozukluğun karmaşıklığı ve hasta ile ailesine getirdiği zorluklar düşünüldüğünde, psikososyal müdahale tedavide kritik öneme sahiptir. 

    Bipolar bozukluk tedavisinde, kanıtlanmış hiçbir psikososyal tedavi metodu olmasa da önceki çalışmalarda birkaç teknikten söz edilmiştir (Kowatch ve ark. 2005).

    Bipolar bozukluk tedavisinde çalışmaların hemen hepsinde manik dönem tam iyileşmese de psikoeğitimi almaya yeterli stabilizasyonu sağladıkları anda gençlere uygulanmıştır. 

    Çocuk ve aile odaklı bilişsel davranışçı terapi, pediatrik bipolar hastalar için spesifik olarak düzenlenmiştir. 

    Önceki sonuçlar semptomatik olarak olumlu cevap alındığını ve ebeveyn memnuniyetini göstermektedir. 

    Miklowitz ve arkadaşları (2004), bipolar bozukluğu olan ergenlerde hastalık içgörüsü kazandırma, hastalığı ve duygudurum düzenleyici tedaviyi kabullenme, stres yönetimi ve uzun süre stabil duygu durumu sağlayacak aile çevresini sağlamayı içeren aile odaklı terapi geliştirmişlerdir.  Bu terapi modelleri relaps önlemeye yönelik stratejilerdir. 1 yıllık izlemde mani, depresyon ve davranış problemlerinde semptomatik iyileşme gözlenmiştir.

    Bipolar Bozukluk Nedenleri Nelerdir?

    Bipolar bozukluk nedenleri farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Bu durum genetik nedenlere bağlı olabileceği gibi aynı zamanda yaşanan bir travmadan ya da fiziki koşullardan kaynaklanabilir.

    Bipolar Bozukluk Genetik Midir?

    Bipolar Bozuklukta genetik yatkınlık önemli bir risk olarak görülmektedir. Akrabalarının hiçbirinde bipolar bozukluk olmayanlarda hastalık görülme olasılığı %1-2 iken, birinci dereceden akrabasında (anne-baba veya kardeşlerinde) 
    bipolar bozukluk olanlarda hastalığın görülme sıklığı %7-8'e yükselmektedir. Tek yumurta ikizlerinden birinde bipolar bozukluk varsa diğer ikizde bipolar bozukluk görülme olasılığı %45-60’a kadar yükselmektedir. 

    Çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı, klinik özellikleri, hastalığın ailesel görülme oranın yüksek olduğunun belirlenmesi üzerine genetik açıdan irdelenmesi kaçınılmaz olmuştur. Etiyoloji üzerine tartışmalar mevcuttur. Genetik, çevresel faktörler, nörobiyolojik, hormonal ve nörokimyasal faktörlerden bahsedilmekte ve üzerinde araştırmalar yapılmaktadır.

    Bipolar Bozukluğun (BB) Genetik Altyapısı;

    Yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlar genomda sorumlu tutulabilecek bölgeler konusunda çelişkili olsa dahi, tüm araştırmaların ortak sonucu BB’de genetik aktarımın göz ardı edilemeyecek boyutta etkili olduğu yönündedir. Bipolar bozukluğa sahip olan erişkinlerin çocuklarında, BB’ye sahip olan çocukların ebeveynleri ve akrabalarında hastalığın görülme oranının yüksek saptanması genetik etiyolojinin önemine işaret eder.

    Yapılan çalışmalarda hastalığa sahip olan bireylerin çocuklarında BB görülme oranı sağlıklı çocuklara göre 7 kat yüksek bulunmuştur. Bu risk sadece BB için değildir. Depresyon, davranım bozukluğu, yıkıcı davranış bozukluğu ve anksiyete bozuklukları olan bireylerin çocuklarında da sağlıklı olanlara göre BB görülme oranı yüksek bulunmuştur. BB’ye sahip bireylerin çocuklarında hastalığın görülme oranı %5,7 olarak saptanmıştır.

    İkiz Çalışmaları

    Ailesel genetik aktarım çalışmaları yanında, ikiz çalışmaları tıpta tüm hastalıkların genetik geçişi hakkında önemli bir veri kaynağı olmuş olup; genetik etmenlerin çevresel etkenlere kıyasla ne denli etkin olduğunu saptamada elimizdeki yegane kaynaklardan biridir. Eğer bir hastalığın temelinde genetiğin önemli bir rol oynadığını düşünüyorsak monozigot çalışmalarında yüksek konkordans (eş hastalanma) saptanması beklenen bir durumdur. BB ele alındığında yapılmış olan çalışmalarda tek yumurta ikizlerinde hastalığın konkordansı %70-90 iken, çift yumurta ikizlerinde oran %16-35 düzeyindedir.

    Görüntüleme Çalışmaları

    Birçok bilimsel çalışma BB oluşum süreci hakkında oldukça önemli veriler ortaya koymaya başla-mıştır. Örneğin, bir beyin görüntüleme yöntemi olan işlevsel manyetik rezonans (IMR) çalışmaları BB’li bireylerde bazı beyin bölgelerinde (özellikle dorsolateral prefrontal kortekste) azalmış, bazı bölgelerde ise (sağ serebellar hemisferde) artmış metabolik aktivite göstermiştir (DelBello ve ark., 2003). Yapısal manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmaları da, BB olgularında yine bazı beyin bölgelerinde farklılıklar (özellikle subkortikal beyaz madde hiperintensitesi) göstermişlerdir (Pillai ve ark., 2002). 

    Moleküler Genetik Çalışmalar

    BB hastalarında beyin biyokimyasında birtakım farklılıklar da saptanmıştır. Özellikle beyinde dopa-min, noradrenalin, serotonin gibi nörotransmitterlerin ve bazen tiroid hormonları ya da melatonin gibi hormonların düzeylerindeki değişimler BB oluşumunda önemli bulunmuştur. Ayrıca BB oluşum sürecinde sinir hücresi içindeki ikincil mesajcı sistemlerin rolü son yıllarda gündeme gelmiştir. 

    Bipolar Bozukluk Çeşitleri

    Bipolar bozukluk çeşitleri kendi içinde ayrılmaktadır. Her bipolar teşhisi aynı şekilde konulmaz. Bipoların altında da kendi içinde ayrımları bulunur.

    Bipolar I Bozukluğu

    I Bipolar Bozukluk bu durum azı durumlarda gerçeklikten kopmayı bile tetikleyebilecek bir durumdur. Biz bu duruma psikoz durumu deriz. Hipomanik ya da ağır bir depresyon sonrasında en az bir iki kez mani atağı geçirir kişi. Bu durum önemlidir mani gerçeklikten kopmayı tetikleyebilir.

    Bipolar II Bozukluğu

    II Bipolar Bozukluk durumunda kişi en az bir kez ağır bir dönem depresif dönem veya hipomanik dönem geçirmiştir. Bu durumda diğeri gibi hiç mani atak geçirmez.

    Siklotimik Bozukluk

    Siklotimik bozuklukta kişi en az iki yıl boyunca devam eden duygudurum problemleri yaşar. Genellikle ergenlik döneminde belirtilerini gösterir.

    Bu Hastalığa Kimler Yakalanır?

    Bipolar bozukluk genellikle 15-24 yaş arasında görülür ve sıklıkla yaşam boyunca sürer. Her yaşta görülebilir (7'den 77'ye) ama en sık 20'li yaşların başında başlar. Her 100 kişiden 1-2'sinde görülür. 

    Tüm dünyada benzer sıklıkta görülmektedir. Kadın-erkek arasında görülme sıklığı açısından fark yoktur. Çocuklarda ve 65 yaş üstünde nadiren yeni teşhis edilmiş mani görülür.

    Ne Zaman Hastaneye Yatış Gerekir?

    Bipolar Bozuklukta hastalığın manik ya da depresif atak döneminde olan hasta; belirtilerin çok şiddetli olduğu durumda, riskli davranışlarının, intihar düşüncesinin girişimle sonuçlanmaması ya da saldırgan davranışlarının 
    yatıştırılması amacıyla hastaneye yatırılır. Bipolar bozukluğu olanların yaklaşık %90'ı yaşamları boyunca en azından bir kez, üçte ikisi de iki kez veya daha fazla hastaneye yatırılmıştır.

    Tedavi Yöntemleri için tıklayın
    Bipolar hastalığı cinsiyet ayırt etmeden her iki cinsiyette de eşit bir şekilde görülmektedir. Fakat bipolar bozukluğunun dönemlerinden olan depresif dönem sıklığı kadınlarda daha fazla, mani dönem sıklığı ise erkeklerde daha fazla görülmektedir. Genellikle bahar aylarında askerlik, gebelik ve loğusa dönemlerinin artış göstermesiyle bilinen bipolar atakları genelde 15-35 yaş arası kişilerde görülür. Belirtilen yaş aralığında görüldüğü gibi 20’li yaşların başında başlanıldığı sıklıkla görülür. Artık her 100 kişiden 1 veya 2’sinde kesinlikle rastlanılır. Çocuklarda ve 65 yaş üstü yaşlılarda nadiren yeni teşhis edilmiş mani görülmektedir.
    Bipolar bozukluğu rahatsızlığına sahip kişilerin evlenmesi için hukuki yönden bir engel bulunmamaktadır. Ancak bu rahatsızlığa sahip hastaların evlenmesi hem kendileri açısından hem de karşı taraf açısından oldukça zorlayıcı bir süreç olacaktır çünkü bipolar rahatsızlığına sahip kişilerin duyguları oldukça değişkendir. Duyguların değişim hızı ve durumundan ötürü hastanın eşine karşı hisleri de zaman içerisinde değişiklik gösterebilir. Bipolar bir eşle yaşamak kişiyi oldukça zorlayan bir durum olsa da evlenmelerinde herhangi bir sakınca yoktur. Bipolar bozukluğu yaşayan hastayla evlenmek isteyen kişinin öncelikle bu hastalıkla ilgili gerekli tüm bilgileri öğrenmesi gerekli çünkü gelecekte yaşanacak tüm zorlukların önüne geçilebilmesi için gereklidir.
    Bipolar bozukluğu rahatsızlığının 2 çeşit tedavisi vardır. Birinci tedavi süreci atağa müdahale edilen zamandır diğer tedavi süreci ise atak sorası koruyucu dönemdir. İlk 10 yıldan sonra, hastalık dönemleri arasında ki süre ortalama 1-2 yıl civarıdır. Bipolar rahatsızlık tedavi edilmez ise mani dönemi ortalama birkaç ay sürebilir. Tedavi edilmeyen depresyon döneminin süresi ise en az 6 aydan başlanıldığı bilinmektedir. Tedavisi yapıldığında ise iyileşmesi 3-4 ay’ı bulabilmektedir. Bipolar bozukluğuna sahip kişilerin hastalıkla ilgili bilgili olmaları ne kadar önemliyse ailelerinin de bilgili olması o kadar önemlidir. Ayrıca hasta tedaviye giderken yanında eşlik etmesi için ailesinden ya da bir tanıdığından yardım alması gerekmektedir.
    Uzmanlar bipolar bozukluğunun ergenlikte başladığını söylemektedirler. Bipolar bozukluğu eğer depresif dönemde başlamışsa maniyi görene kadar bipolar bozukluğu olduğundan emin olmayız. Dolayısıyla doğru tanının konulması 20’li yaşlara kadar kayabilmektedirler. Ülkemiz genelinde yapılan araştırmalarda başlangıç yaşı genel olarak 25-26 olarak saptanmıştır.
    Tedavi sürecinde özellikle ilaç tedavisine başlanıldıysa ilaç kullanımının aksatılmaması veya bırakılmaması gerekmektedir. Hastalar en büyük yanlışı iyi hissetmeye başladıklarında ilaç kullanımını bırakmalarıdır. Oysaki bu iyi hissetme halinin devam edebilmesi için içmeleri gereken ilacı veya ilaçları her gün düzenli kullanmaları gerekmektedir.
    Bipolar bozukluğuna sahip kişiler enerji dolu aktiviteler yapmaktan kendilerini alıkoyamaz. Yüksek duygu durumuna sahip olduklarından ötürü cinsel istekte artış, ciddi anlamda para harcama isteği, alkol ve madde kullanımında artış gibi durumların görülmesinin yanı sıra bipolar depresif bozukluğu olanlarda bu durumların tam tersi olduğu görülmektedir. Umutsuz ve karamsar olma, sürekli uyuma isteği, değersizlik hissi, ölüm ve intihara kalkışma düşünceleri, hayattan zevk alamama vb. durumlarda bipolar depresif bozukluğa bağlıdır. Bipolar bozukluğu olan hastaların bu durumları sergiledikleri görülmektedir.
    Bipolar bozukluğu rahatsızlığı nedenlerinin başında genetik faktörlerin yer aldığı bilinmektedir. Genetik olarak bipolar bozukluğuna yatkın kişilerin içinde olduğu stresli hayat bu durumu tetiklemektedir. Bipolar bozukluğu genlerden geliyor olsa da genelde rastlanma zamanı 15-24 yaş aralığıdır ve ömür boyu sürdüğü bilinmektedir. Bipolar bozukluğuna çocuklarda ve yaşlılarda nadir rastlanılır. Artık toplumda her 100 kişiden 1 veya 2 sinde sıklıkla görülmektedir.
    Bipolar bozukluğu genel olarak atak şeklinde gelen fakat atakların yaşandığı dönemlerde de hastanın kendini iyi hissettiği ve sosyal açıdan uyumlu hissettiği bir hastalık türüdür. Şizofreni hastalığı ise uzun zaman sürer, kimi zaman düzelmeler görülüyor olsa da şizofreni rahatsızlığının izleri düzelme dönemlerinde de tam anlamıyla geçmemektedir. Şizofreni hastaları iyilik durumlarına tam anlamıyla dönemezler. Bipolar bozukluğu ve şizofreni rahatsızlığı birbirine dönüşebilen rahatsızlıklar değillerdir. Bipolar hastalığı, hastanın duygu durum belirtilerinin dışında 2 haftadan uzun süren psikotik belirtilerin olduğu rahatsızlıktır. Şizofreni de ise sanrılar ve halüsinasyonlar ortaya çıkar ve bu durumun sonunda hastanın ruhsal durumu şekillenmiş olur.
    Bipolar hastaları, bazı sağlıklı bireylerin günlük yaşantılarında başvurduğu halk arasında beyaz yalan olarak geçen yalan çeşidine başvurmaktadırlar. Bipolar hastalarının yalana başvurma sebebi ise bipolar hastalığının dönemlerinden olan mani veya taşkınlık dönemi olarak bilinen bu dönemde hastaların duygu durumlarının çok yüksek olması ve aşırı coşkulu olmalarından kaynaklıdır. Bu dönemde bipolar hastalarında abartılı düşünceler, ayağı yere basmayan projeler, kendini olduğundan çok daha yüksekte görme ve karşısındaki kişiyi etkisi altına alma gibi birçok olağandışı durumlar sergileyerek yalana başvurdukları görülmektedir. Bu yalan söyleme rahatsızlığının geçmesi için düzenli ilaç kullanımı, doktor tedavisi veya gerek görüldüğü durumlarda hastane tedavisi ile en aza indirgemek mümkündür.
    Sermin KESEBİR
    Psikiyatri Uzmanı
    Prof.Dr. Sermin KESEBİR
    Yayınlama Tarihi:
    01 Şubat 2019
    Güncelleme Tarihi:
    17 Aralık 2021