Alkol Bağımlılığı

Alkol bağımlılığı; Kişinin alkol aldığında belirli bir noktadan sonra kendini durduramaması ve sürekli alışkanlığını devam ettirme ve sürdürme arzusuna karşı koyamaması durumudur.

Alkolün Kötüye Kullanımı;

Aşağıda sayılan olaylardan yılsa bir veya daha az:

  • Tekrar kullanma sonucu esas yapman gereken rol zorunluluklarını yerine getirememe,
  • Tehlikeli durumlarda yinelenen kullanma,
  • Alkole bağlı yasal sorunların yinelenmesi,
  • Alkol etkisi altında araba kullanma,
  • Alkol nedeniyle oluşan veya alevlenme gösteren sosyal ve kişilerarası sorunlara rağmen içmeye devam etme,
  • Alkolün çoğu kez tasarlandığından daha yüksek miktarlarda ya da daha uzun bir dönem süresince alınması

Aşağıda sayılan olaylardan yılda 3 veya daha az:

  • Tolerans istenen etkiyi sağlamak için miktarın artması,
  • Aynı miktarda alkol kullanılmasına karşın etkinin daha az olması,
  • Yoksunluk, alkol elde etmek, kullanmak ve etkilerinden kurtulmak için önemli ölçüde zaman ayırmak,
  • Alkol nedeniyle sosyal aktivitelerin azalması ve tümüyle bırakma,
  • Amaçlandığından daha uzun süre ve daha fazla miktarda içme.

Bağımlılık sendromunun ana tanımlayıcı özelliği alkol almak için istek olmasıdır. Bu istek sık sık alkol alma isteğinden, önüne geçilemez bir alkol alma isteğine kadar değişen ölçülerde olabilir.

Dünya sağlık örgütü (ICD10) aşağıdakilerden üç ya da daha fazlası son bir yıl içinde kişide bulunuyorsa o zaman o kişi alkol bağımlılığı durumda demektir.

  • Alkol içmek için güçlü bir istek olması,
  • Alkol alma davranışını denetlemede güçlük ( rahatlık, sarhoşluk, keyif),
  • Gittikçe artan miktarlarda alkole gereksinim duyma (tolerans gelişimi),
  • Alkolü elde etmek, kullanmak ve etkilerini gizlemek için harcanan zaman ve çabanın diğer ilgi ve uğraşlara yer vermeyecek şekilde giderek artması,
  • Aşırı alkol kullanımı nedeniyle ruhsal, sosyal, fiziksel zararlar ortaya çıkmasına rağmen alkol kullanımı sürdürme.

Alkol bağımlılığı uzun süreli alkol kullanımının hem tıbbi hem de sosyal sonuçlarını yaşamanın yanısıra içme davranışını kontrol etme de yetersizlik ve alkolün fiziksel ve psikolojik bağımlılığını da yaşarlar.

İçme davranışı üzerindeki kontrol kaybı alkolü kötüye kullanımı ya da zararlı kullanımı ile alkol bağımlılığı arasındaki sınırı oluşturmaktadır.

Genellikle alkol bağımlılığı 20-35 yaş arasında olmaktadır.

Alkol bağımlılığının gelişimi için genelleme olmamakla birlikte 5-10 yıllık bir düzenli alkol alımı gerekmektedir.

Alkol bağımlılığı ile ilgili bozukluklar tüm sosyoekonomik sınıflarda görülmektedir.

Alkol Yoksunluğu

  • Sık ve yoğun miktarda alkol alımı aniden kesildikten sonra yoksunluk belirtileri ortaya çıkmaktadır.
  • Terleme, nabızda artış, titreme, terleme, huzursuzluk, yerinde duramama, uykusuzluk, sinirlilik, tahammülsüzlük, geçici halüsinasyonlar, bulantı ve kusma alkol bağımlılığında oluşan alkol yoksunlukları belirtilerindendir.
  • Alkol bağımlılığı yoksunluklarına eşlik eden dahili ve nörolojik hastalıklar olduğunda konvülziyonlar da gözlemlenebilir.

Gebelikte Alınan Alkolün Bebek Üzerindeki Etkileri

Alkol anne karnına plasenta yoluyla direkt bebeğin kanına geçer ve anne karnındaki miktarla eşitlenir.

Gebeliğin erken dönemlerinde alınan alkol direkt olarak embriyo üzerine olan etkisiyle düşüğe, organ gelişimi döneminde hücreler üzerindeki etkileriyle birçok organlarda gelişim kusurlarına, gebeliğin ikini döneminden itibaren hücre çoğalmasının hızlı olduğu dönemde hücrelerdeki toksik (zehirli) etkisiyle santral sinir sistemi hasarlarına neden olabilmektedir.

Gebeliğin her döneminde alkolün etkisine bağlı olarak bebeğin ölme riski artar.

Günlük alınan alkol miktarı arttıkça bebekte istenmeyen durumların oluşma riski doğrusal bir ilişki içinde artar. Ancak günlük alınabilecek miktar için güvenli bir altsınır henüz belirlenmiş değildir ve gelecekte de belirlenmesi ihtimal dahilinde gözükmemektedir.

Gebelikte alınan alkol bebekte düşük doğum tartısından başlayan ve zekâ geriliği gibi ciddi sekellere kadar uzanabilen bir sprektrum üzerinde etkiler gösterebilir.

Alkolün bebek üzerinde yarattığı en ileri durum Fetal Alkol Sendromu olarak tanımlanır. Dünyada 1000 canlı doğumdan ikisinde fetal alkol sendromu olduğu tahmin edilmektedir.

Alkol Bağımlılığında Irk Ve Etnik Köken

Diğer gruplarla karşılaştırıldığında en yüksek alkol bağımlılığı oranı %56 ile beyaz ırktadır.

Ağır içicilerde istatistiksel olarak ırk veya etnik farklılıklar saptanmamıştır.

Alkol Bağımlılığında Cinsiyet

Alkol bağımlığında erkeklerin %60’ı ve kadınların %45’inde bir önceki ayda alkol kullanımı mevcuttur.

Alkol Bağımlılığına Eğitim

Yasa dışı madde kullanımının tersine eğitim durumu arttıkça alkol bağımlılığı oranı da artmaktadır.

Üniversite düzeyinde eğitim alanların %70’i lise ve altı eğitim alanlarının ise %40’ı halen alkol kullanmaktadır.

Alkol Bağımlılığında Sosyoekonomik Sınıf

ABD’de alkol bağımlılığı olanların %5’den azı stereotipik olarak sosyoekonomik düzeyini düşüren alkoliklerdir.

İleri akademik dereceleri olanlar ve sosyoekonomik sınıfa ait kişilerde alkol bağımlılığı oranı daha fazladır.

Alkol bağımlılığı diğer psikiyatrik durumlara benzer biçimde muhtemelen heterojen bir grup hastalık süreçlerini içerirler.

Bireysel olgularda; psikososyal genetik ya da davranışçı faktörler diğerlerinden daha önemli olabilir.

Çocukluk Öyküsü

Ebeveynlerinden biri ya da ikisinin etkilenmiş olması nedeniyle araştırıcılar daha sonraki dönemde alkol bağımlılığı tanısı alan kişiler ile yüksek oranda alkole bağlı bozukluk riski taşıyan çocukların  çocukluk öykülerinde birçok önemli öğe tanımlamışlardır.

Deneysel çalışmalarda alkol bağımlılığı riski yüksek olan çocukların nörobilişsel testlerde önemli defisitleri olduğu, uyarılmış potansiyel testlerinde p300 dalgasında azalma olduğu ve EEG kayıtlarında  anormalliklerin bulunduğu tanımlanmıştır

Psikodinamik Kuramlar

Alkol bağımlılığına ilişkin psikoanalitik kuramlar  cezalandırıcı süper ego ve psikososyal gelişimin oral dönemindeki fiksasyon kuramlarına odaklanmıştır.

Psikoanalitik kurama göre, cezalandırıcı sert superegosu olan kişiler bilinç dışı streslerini azaltabilmek için alkole başvurmaktadır.

Oral döneme odaklanmış bireylerde  anksiyete ağız yoluyla alınan alkolle azaltılabilir. Bazı psikodinamik yazarlar alkol bağımlılığı olan kişilerin genel kişilik özelliklerini utangaç, izole, sabırsız, huzursuz, anksiyöz, aşırı duyarlı ve cinsel açıdan bastırılmış olarak tanımlarlar.

Davranışçı Ve Öğrenme Faktörleri

Sadece kültürel faktörler içme alışkanlığını etkileyebildiği gibi özellikle ebeveynin içme alışkanlıkları gibi aile içindeki alışkanlıklar da bu konuda etkilidir.

 Bazı kanıtlar çocuğun içme davranışını etkileyen ailenin içme alışkanlıklarının  alkol bağımlılığının gelişmesinde eskiden düşünüldüğünden daha az ilişkili olduğunu göstermektedir. 

Davranışçı bakış açısına göre alkolün olumlu pekiştirici etkisi kişinin kendisini iyi hissetmesine ve öforizan etkiye yol açmaktadır. 

Ayrıca korku ve anksiyeteyi azaltarak daha fazla alkol kullanımına yol açmaktadır.