COVID-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Enfeksiyon

Enfeksiyon

Enfeksiyon Hastalıkları

Bölüm Hakkında

Vücudumuzun her bölgesinde meydana gelebilen, bakteriler, virüsler veya parazitler tarafından oluşturulan ve bir kısmı bulaşıcı olabilen hastalıkların tanı ve tedavisi ile ilgilenir.

Tanı yöntemlerindeki ilerlemeler ve yeni antimikrobiyal ilaçların kullanımı sonucunda birçok enfeksiyon hastalığı teşhis ve tedavi edilebilmektedir.

Bu hastalıklara neden olan mikroorganizmalar kültür yöntemleri ile, serolojik testlerle veya direk incelemelerle gösterilebilir.

Enfeksiyon hastalıkları uzmanları özellikle yoğun bakım ünitelerinde çok dirençli mikroorganizmaların sebep olduğu hastane enfeksiyonlarını takip etmek ve bunları önlemeye yönelik ekip çalışmaları planlar ve uygular. Bu amaçla kurulan enfeksiyon kontrol komitesi uygunsuz antibiyotik kullanılmasını engelleme, enfeksiyon kontrolü için personeli devamlı eğitme, hastanenin tüm birimlerinin uygun ve etkin biçimde temizliğini denetleme görevlerini yürütür.

Enfeksiyon Hastalıkları Çeşitleri;

  • Üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Viral hepatitler
  • HIV/AIDS
  • Tüberküloz
  • Brusella (Peynir hastalığı)
  • Tifo
  • Gastroenteritler (İshal)
  • Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık, Suçiçeği gibi toplum sağlığını etkileyen hastalıklar
  • Kronik enfeksiyonlar ve kronik yaralar
  • Seyahat enfeksiyonları ve seyahat danışmanlığı
  • Bulaşıcı diğer hastalıklar
  • Influenza enfeksiyonu ( Grip ve benzeri  enfeksiyonlar)
  • Alt solunum yolu enfeksiyonları (Bronşit ve zatürre)
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Selülit ve diğer cilt enfeksiyonları
  • Osteomyelit ve spondilodiskitler (Kemik ve eklem enfeksiyonları)
  • Bruselloz (Peynir hastalığı)
  • Hepatitler (Hepatit A , B , C , vb)
  • Paraziter hastalıklar (Tenya , kıl kurdu vb)
  • İshaller
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi ve kuşkulu ilişki sonrası tarama
  • Seyahat danışmanlığı
  • Ekstrapulmoner tüberküloz (Deri,kemik ve böbrek veremi)
  • Diğer bölümlerden refere hastalar
  • Nedeni bilinmeyen ateş (Bir haftadan uzun süren ateş)
  • Menenjitler

Enfeksiyon hastalıkları uzmanları erişkin kişilerin aşı gereksinimleri ve aşılanmaları konusunda danışmanlık görevi verir.

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanına Ne Zaman Gidilmelidir?

Mikrobik hastalıkların en önemli ve en büyük işareti ateştir. Ateşi olan her hastanın gitmesi gereken bölüm Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniğidir. Enfeksiyonu olan hastaların en iyi şekilde değerlendirilmesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı tarafından yapılabilir. Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniğinde tedavi edilen diğer şikayet ve durumlar şunlardır: boğaz ağrısı, aksırık-burun akıntısı, öksürük-balgam, idrarda yanma, sık idrara çıkma ve idrara sıkışma, sarılık, hepatit taşıyıcılığı, ayağa ya da vucudun herhangi bir yerine paslı metal batması, kene ısırması, köpek, kedi, vb. hayvanlar tarafından ısırık ya da tırmalanma halleri, ishal, paraziter hastalıklar, döküntüyle seyreden bazı hastalıklar ve cilt enfeksiyonlarıdır. Bu hastalık ve durumların bir çoğunda ateş olmayacağı akılda tutulmalıdır.
 

Grip İnfluenza virüsünün neden olduğu, genellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Belirtilen virüsün vücuda girmesinden sonraki 1—3 gün içinde ortaya çıkar.

  • Belirtileri:

Titreme, ateş, kuru öksürük,boğaz ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, ishal gibi belirtileri vardır.

  • Risk Altındaki Kişiler:
  • 65 yaş üstü ve 2 yaş altında olanlar
  • Şeker hastalığı ve buna benzer metobolik hastalığı olanlar
  • Kronik böbrek hastaları
  • Astım gibi kronik solunum yolu hastalığı olanlar
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler
  • Aşırı kilolu olanlar
  • Gebeler

Grip komplikasyonlar ile seyredebilir. Komplikasyonlar genellikle risk altındaki kişilerde oluşur.En önemli komplikasyonu Pnömoni(Zatüre) ve merkezi sinir sistemi tutulumudur.
Tedavide virüse yönelik ilaçlar vardır. Bu ilaçlar ilk iki gün içerisinde başlanır ise fayda sağlar. Hekimin öerdiği dozda ve zamanda kullanılmalıdır.

  • Gripten Nasıl Korunuruz?

Gripten korunmanın en etkili yöntemi aşılanmadır. Aşı her yıl Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün önerileri dikkate alınarak hazırlanır. Aşılanma için en uygun zaman Ekim ayıdır. Başta risk altındaki kişiler olmak üzere; 6 ay üstü bütün bireylerde aşı önerilmektedir.

  • Diğer Korunma Yöntemleri;

Grip damlacık ve temas yolu il bulaştığı için; kişisel hijyen kurallarına uyulmalıdır. Kalabalık ortamlarda uzun süre bulunulmamalı, hasta kişiler ile yakın temastan kaçınılmalı ve eller sık sık yıkanmalıdır.
SOĞUK ALGINLIĞI; çoğu zaman grip ile karıştırılır. Viral etkenler ile oluşur. Erişkinler yılda 2-3 defa, çocuklar yılda 5-7 defa soğuk algınlığına yakalanabilirler.

Belirtileri; boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve hafif halsizliktir. Ateş sıklıkla yoktur. Hastalık hafif seyreder. Etkene yönelik ilacı ve aşısı yoktur

Akciğer dokusunun iltihabıdır.
En sık görülen pnömoni etkeni Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Mycoplasma pneumoniae ve Chlamydia pneumoniaedir.
Pnömoni, enfeksiyon ile ilgili ölüm nedenleri arasında birinci sıradadır.
Belirtileri; Ateş, öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, terleme, baş ağrısı, yorgunluk be bazen karın ağrısı, ishal görülebilir.
Kalp yetmezliği, şeker hastalığı, alkolizmi HIV enfeksiyonu varlığı gibi durumlarda pnömoni daha sık görülmektedir. Grip gibi viral üst solunum yolu enfeksiyonları da pnömoni için hazırlayıcı faktörlerdendir.
Tanı; yukarıda belirtilen klinik belirtilere ilaveten;

  • Akciğer grafisi,
  • Balgam kültürü ve diğer balgam testleri,
  • Kan kültürü ile etken belirlemek mümkündür.

Tedavi; Etkene yönelik antibiyotik ile tedavi edilir.
Antibiyotik tedavisi zaman geçirilmeden uygun dozda ve sürede yapılmalıdır. Özellikle erkeklerde sigaranın bırakılması pnömoni riskini azaltmaktadır.
*Grip aşısı ve pnömokok aşısı özellikle yaşlılarda pnömoninin önlenmesi için etkin protokollerden biridir.

  • Kimlere Pnömokok Aşısı Yapılmalı:
    • Çocuklar İçin;
      • 2 yaş altı
      • Immun sistemi baskılanmış hastalar (HIV enfeksiyonu gibi)
      • Böbrek yetmezliği olanlar
      • Dalağın işlevsel bozukluğu veya herhangi bir neden ile dalağı alınmış olanlar
      • Beyin omur ilik sıvısı kaçağı olanlar
      • Şeker hastalığı olanlar
      • Kronik karaciğer hastalığı olan çocuklar için pnömokok aşısı önerilmektedir.
    • Yetişkinler İçin;
      • 50 yaş üstü
      • Immun sistemi baskılanmış hastalar (HIV enfeksiyonu gibi)
      • Böbrek yetmezliği olanlar
      • Dalağın işlevsel bozukluğu veya herhangi bir neden ile dalağı alınmış olanlar
      • Beyin omur ilik sıvısı kaçağı olanlar

Erişkinlerde önce 13 pnömokok tipini içeren konjuge aşı yapılır. 8 hafta sonra 23 pnömokok tipini içeren aşı yapılır.

Hepatit virüslerinin sebep olduğu karaciğer iltihabıdır.

  • HEPATİT –A VİRÜSÜ:

Ağız yoluyla alınan virüs belirli bir kuluçka döneminden sonra; halsizlik, bulantı, kusma, idrarda koyulaşma, göz ve ciltte sararma ile kendini belli eder. Belli bir süre sonra bu belirtiler hafifleyerek düzelme başlar. Hastalık kronikleşmez.  Fakat %1 gibi düşük oranlarda karaciğer koması ile sonlanarak ölüme yol açabilir. Destek tedavi uygulanır.
*Aşı ile korunabilir bir hastalıktır.

  • HEPATİT –B VİRÜSÜ:

Kan, kan ürünleri, cinsel temas ve doğuma yakın dönemde anneden bebeğe geçerek bulaşır. Ortak enjektör kullanımına bağlı damar içi uyuşturucu kullanıcıları da risk altındadır. Yaklaşık oranında kronikleşir (süregenleşir) . %1-2 oranında karaciğer koması ile ölüme neden olabilir.
Klinik belirtiler Hepatit-A’ ya benzerdir. Kronikleşen hastalar için, virüse etkili ilaçlar kullanılarak hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Eğer tedavi edilmez ise; siroz ve karaciğer kanserine neden olabilir.  Tedavi ile virüs vücuttan temizlenemez, ancak baskılanabilir.
*Korunma için; Hepatit-B serumu ve aşısı vardır. Hamile kadınlarda Hepatit-B taşıyıcılığı var ise; doğumdan sonra bebeğe serum ve aşı yapılır. Ülkemizde yeni doğanda rutin aşılama yapılmaktadır.

  • HEPATİT –C VİRÜSÜ:

Klinik belirtiler diğer virüslere benzerdir. Çoğunlukla sarılık olmadan seyreder. Daha çok kan ve kan ürünleri ile bulaşır. Ortak enjektör kullanımına bağlı damar içi uyuşturucu kullanıcıları da risk altındadır.Cinsel temas ile bulaş seyrektir. %85 oranında kronikleşir. Siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir.
Son zamanlarda bulunan antiviral ilaçlar ile %80-90 oranında tedavi edilebilmektedir.
*Aşısı yoktur.

  • HEPATİT –D VİRÜSÜ:

Eksik bir virüstür. Kendi başına hastalık yapamaz. Hepatit yapması için; Hepatit-B virüsüne ihtiyaç duyar. Kronikleşerek siroz ve karaciğer kanserine yol açar. Tedavisi zordur.
*Hepatit-B aşısı ile Hepatit-D virüsünden korunmak mümkündür.

  • HEPATİT –E VİRÜSÜ:

Ağız yolu ile bulaşır. Belirtileri Hepatit-A ile benzerdir. Kronikleşmez. Hamileliğin son üç aynında annede Hepatit-E enfeksiyonu oluşur ise; %25 oranında karaciğer koması sonucu ölüme yol açar.
*Son yıllarda etkin aşı üretimi başlamıştır.

HIV: İnsan immun yetmezlik virusudur.
AIDS: Kazanılmış immun yetmezlik sendromudur.
HIV enfeksiyonu gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunlarından biridir. Şimdiye kadar yaklaşık 6 milyondan fazla kişinin HIV enfeksiyonuna yakalandığı düşünülmektedir.
Virüs başlıca T-Helper ve Monosit olarak adlandırılan beyaz küre hücrelerini enfekte eder ve bunları tahrip eder. Virüs vücuda girdikten sonra ateş, boğaz ağrısı, döküntü, beyaz kürelerde düşüklük, ishal, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi ilk hastalık belirtilerini gösterir. Daha sonra lenf bezi şişliği, trombositlerde düşüklük oluşur. Sıkça kilo kaybı görülür.
Tanı koyularak tedavi edilmeyen hastalarda 10 yıl içinde AIDS gelişir.
Bazı nadir durumlarda kişi virüsü alsa bile, virüs hiçbir zarar vermeden vücuttan atılır.
AIDS tablosu geliştiğinde kişinin immun sistemi tamamen çökmüştür. Normal bireylerde hastalık yapmayan çeşitli bakteriler, virüsler ve parazitler bu hastalarda enfeksiyona yol açarlar.
Bakteriyel pnömoni HIV pozitif hastalarda negatif hastalara göre 10 kat daha sıktır. HIV pozitif hastalarda tüberküloz anlamlı ölçüde artmıştır.
Normal bireylerde seyrek görülen maliniteler HIV pozitif hastalarda sıkça ortaya çıkabilir.

  • Kimler Risk Altındadır?

Başlıca bulaş; kan ve kan ürünleri, cinsel temas ve HIV pozitif anneden bebeğe geçiş şeklindedir. Kan ve kan ürünleri uzun süredir HIV yönünden incelendiği için bu yolla geçiş azalmıştır. Hayat kadınları, damar içi uyuşturucu kullananlar (ortak enjektör yoluyla), homoseksüeller risk altındadır.
Hamile anneden bebeğe geçiş oranı -%60 arasındadır. Eğer hamilelikte tanı koyulup tedavi başlanırsa bu oran %2 gibi düşük olabilir. Anne sütü ile HIV bulaşabilir.
Tanı; önce kanda ELİSA testi yapılır. Bu test pozitif ise Western Blot testi ile doğrulama yapılır. ELİSA testinin yalancı pozitifliği olduğu için Western Blot doğrulama testi mutlaka yapılmalıdır.
Tedavi; Bu güne kadar HIV virüsüne etkili çeşitli antiviral ajanlar kullanıma girmiştir. Tedavide virüsün direnç geliştirmemesi için en az 3 çeşit ilaç kullanılır.
Takip ve tedavi süresince multidisipliner yaklaşım gereklidir.
HIV hastaları uygun şekilde takip ve tedavi edilirse diğer kronik hastalarda olduğu gibi yaşamlarına devam edebilirler.
*Günümüzde hastalığa karşı koruyucu bir aşı yoktur.

Beyin zarının iltihabıdır. Baş ağrısı hastalığın en erken belirtisidir. Sonra şuur yavaş yavaş kapanır. Hasta komaya girer. Çoğunlukla ateş vardır. Şiddetli kusma olabilir.
Etkenleri arasında çeşitli bakteriler ve virüsler, parazitler vardır. Bakteriler arasında en önemli etkenler; Streptococcus pneumoniae, Neisseria meningitidis, Haemophilus influenzae.
50 yaş üzerinde; Listeria monocytogenes’in sorumlu olduğu menenjitlerde görülmeye başlar.

Yapılan aşılanmalardan dolayı son yıllarda Haemophilus influenzae menenjiti seyrek olarak görülmektedir.
Neisseria meningitidis menenjiti bulaşıcıdır. Bunun sık görüldüğü yerlere giden kişilere (Hac, Umre vb.) aşı uygulanır.
Ani başlayan şiddetli baş ağrısı, ateş belirtileleri olan kişilerin en kısa sürede sağlık kurumlarına başvurmaları gerekmektedir.

Özellikle bakteriyel etkenli menenjitler erken tanı koyularak tedavi edilmez ise ölümle sonuçlanır.
Tanı; beyin omurilik sıvısından örnek alınarak, tetkik edilmesiyle konulur. Erken ve etkin antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır.
Viral etkenli menenjitler daha hafif seyreder. Birkaçı hariç spesifik tedavisi yoktur.
Tuberkuloz basili menenjit etkenleri arasındadır. Daha çok kronik menenjit etkenidir. Erken tanı koyulup tedavi edilmez ise; nörolojik sekerler kalır ve ölümle sonuçlanır.

 

İdrar yolu enfeksiyonları üst ve alt olmak üzere ikiye ayrılır: Üst idrar yolu enfeksiyonuna Pyelonefrit (böbrek iltihabı), alt idrar yolu enfeksiyonuna Sistit (mesane iltihabı) denir;

  • Pyelonefrit (böbrek iltihabı) belirtileri; ateş, yan ağrısı, zorlu ve sık idrar yapma,
  • Sistit (mesane iltihabı)  belirtileri; ateş yoktur, zorlu ve sık idrar yapma belirtileri vardır.

Escherichia coli bakterisi en sık görülen idrar yolu enfeksiyonu etkenidir.
İdrar yolu enfeksiyonları; yeni doğanların %1-2’ sinde, kız çocukların %5’ inde, erkek çocukların %0,5’ inde görülür. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Kadınların ’ unda her yıl en az bir idrar yolu enfeksiyonu ortaya çıkar.
Tanı; yukarıda sayılan klinik belirtiler ile birlikte; idrarda lökosit bulunması (piyüri)ve alınan idrar kültüründe üreme olması ile koyulur.
Antibiyogram sonucu etkin antibiyotik verilerek tedavisi yapılır.
Hastalara bol su içmesi ve ağrı kesiciler önerilir.

  • Asemptomatik bakteriüri; Herhangi bir belirti vermeksizin idrarda bakteri olmasıdır. Aşağıda belirtilen durumlar dışında antibiyotik tedavisi gerekmez;
    • Hamilelik
    • Böbrek nakli yapılan hastalar
    • Genitoüriner sistem operasyonu planlanan hastalar

Korunma; Son yıllarda yapılan çalışmalarda yaban mersini ürünlerinin, üriner sistem enfeksiyonlarını önlemede etkili olduğu gösterilmiştir. Fakat bazı çalışmalarda konu tartışmalı bulunmuştur.
Lactobacillus crispatus bakterisinin vaginal yolla verilmesi ile menepoz öncesi kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu anlamlı ölçüde önlendiği görülmüştür.

Brusella bakterisinin sebep olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Aslında bu bakteri sığır, domuz, koyun, keçi gibi hayvanlarda hastalık yapar. Hastalık insanlara hasta hayvanlardan ve onların dokuları ile temasla, pastörize olmamış süt ve süt ürünlerinin yenilmesi ile bulaşır. Veterinerler, laboratuvar çalışanları, hayvancılık ile uğraşanlar risk altındadır.
Ateş, terleme, kas ağrısı, eklem ağrısı, kilo kaybı, bağ ağrısı ve yorgunluk en sık görülen belirtileridir.

Karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde büyüme görülebilir. Kemik iltihabı, testis iltihabı, kalp kapağı iltihabı, menenjit gibi komplikasyonlar yapabilir.
Tanı; yukarıdaki belirtilere ek olarak; kan kültürü ve bazı serolojik testler ile koyulur.
Tedavi; en az iki hafta olmak üzere bu bakteriye etkin en az iki antibiyotik ile yapılır.
İnsanlarda hastalığın kontrolü ancak hayvanlarda hastalığın önlenmesi ile mümkündür. Hayvanlarda aşılanma yapılmaktadır.

 

Klasik nedeni bilinmeyen ateşi şöyle tarif edebiliriz; çeşitli ölçümlerde 38,3 dereceyi geçen, 3 haftadan uzun süren ve bir haftalık inceleme ile sebebi bulunamayan ateştir. Enfeksiyonlar, maliniteler, bağ dokusu hastalıkları, en sık nedeni bilinmeyen ateş nedenleridir.
Enfeksiyonlar nedeni bilinmeyen ateş etkenlerinin -58’ inden sorumludur.

65 yaş üstü hastalarda enfeksiyon olasılığı düşerek, nedeni bilinmeyen ateş nedenleri arasında 2 veya 3. Sıraya iner. 65 yaş üstü hastalarda bağ dokusu hastalıkları, nedeni bilinmeyen ateşin %30’unu ve tümörler ’ sini oluşturur. Özellikle gençlerin %30’ unda her türlü araştırmaya rağmen ateşin nedeni bulunamaz.
Abseler, kalp kapağı iltihabı, tüberküloz, komplike idrar yolu enfeksiyonları en sık görülen enfeksiyöz durumlardır.
Nedeni bilinmeyen ateşe sebep olan malinitelerden en sık görülenleri hemotolojik kanserler, kolon kanserleri ve merkezi sinir sistemi kanserleridir. Çeşitli incelemelerden sonra yaklaşık hastaların %70’ inde tanı koyulabilir. Geri kalanlarda ise; hiçbir tanıya ulaşılamaz.