COVID-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Trombosit (Plt) Nedir?

İnsanlarda bulunan kan farklı çeşitlerde hücreler içermektedir. Her hücrenin yerine getirmesi gereken farklı görevleri vardır. PLT olarak da adlandırılan trombositler ise, kanın pıhtı haline dönüşmesine de katkı sağlar. Kanın içinde olan trombositlerin normal seviyesinin ise, 450 binden yüksek olmasına da plt yüksekliği denir. Tedavide genel olarak medikal yöntemlere başvurulmaktadır.

Trombosit, kan pulcukları veya plateletler şeklinde de adlandırılan bir çeşit kan hücresi çeşididir. Trombositler kemik iliğinde üretilmişlerdir. Kanda farklı kimyasal tepkimelerin ilerlemesi için ciddi sorumluluklar alır. Kanın pıhtılaşması, damarda oluşan zedelenmenin iyileşmesi ve yaraların iyi olması gibi durumlarda trombositler, farklı biçimlerde değişerek oluşmuş olan travmanın hemen onarılmasını mümkün kılar. Böylece kan kaybının önüne geçilir ve hasar gören yapıların tamiri için gerekli ortam sağlanır. 

Plt Yüksekliği

Trombosit oranının yükselmesi ya da trombositoz durumunda, trombosit azlığına sebep olan durumların aksi gözlemlenir. Bu yüzden aşağıda belirtilen durumların birinin varlığı düşünülmektedir;
Trombosit üretiminde artış: Bilhassa kan hücrelerinin ayarlanmasında rolü olan hormon ve kimyasal yapıların yükselmesiyle ya da farklı kemik iliği tümöründe trombosit oranı yükselir.
Trombosit yıkımında düşüş: Trombositlerin ana yıkım bölgesi olan dalağın alınması gibi olaylarda trombositlerin süresi uzamaktadır ve kandaki miktarı artar. 
Kanın derişik şekle dönüşmesi: Kanın sıvı seviyesinin düşmesi durumunda tam kan sayımı çizelgesinde trombosit miktarı yüksek gözlemlenebilir. Trombositoz seviyesi sağlığı yerinde olan kişilerde görülebileceği gibi, farklı sağlık problemlerinin de habercisi olabilir.  Trambosit yüksekliği nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;
Fizyolojik fazla üretim: Farklı genetik etkenlerin olması bazı kişilerde trombosit oranını arttırır. 
Demir (FE) eksikliği: Demir miktarındaki düşüş kemik iliğinde bulunan kırmızı kan hücrelerinin oranında gelişen düşüş ile sonuçlandığı için, üretimi hızlı hale getirmek üzere yükselen hormonlar sebebiyle trombosit seviyesi de artar.
Kanamalar: Bedende devam eden kanamalarda kırmızı kan hücresi eksildiğinden üretim hızlı bir şekilde devam eder. Sonuç olarak bu durumda trombosit oranı da yükselir.
Kronik rahatsızlıklar: Temeli romatolojik olan kronikleşmiş hastalıklarda (iltihaplaşan bağırsak rahatsızlıkları, iltihaplı romatizma vs.) trombosit oranında yükseklik görülebilir.

Trombosit Düşüklüğü

Trombosit düşüklüğü, farklı birçok rahatsızlığa bağlı gelişebilir. Direkt trombosit ile ilişkisi olan rahatsızlıklarda da meydana gelebilir. Bundan dolayı iki düzenek üzerinden trombosit oranında bir düşüş yaşanabilir. Kanda trombosit seviyesinin az olmasının altında farklı sağlık problemleri vardır. Trombosit üretiminin azlığı, trombosit yıkımnın fazla olması, kanın normal akışından daha seyrek olması, gibi durumlarda birim kandaki trombosit sayısı düşer. Bazı rahatsızlıklar ile birlikte kullanılan bazı ilaçlar, yemek düzeni ya da alınan bazı tedaviler trombosit sayısını düşürülmesinde etkili olabilir.

Plt Düşüklüğü Neden Olur?

Trombosit (plt) rakamının normalin altında olması durumunda kan damarları yaralanmaya ve kanamaya, meyilli duruma gelir ve yaralanma gibi durumlarda yoğun kan kaybı yaşanır, yaranın iyi olması gecikir ve kanın pıhtılaşma zamanı uzamaktadır. Plt düşüklüğü nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;
Trombosit üretiminde azalma: Trombositler megakaryosit şeklinde kemik iliğinde üretilmektedir. Farklı kan hücreleri şeklinde trombositlerin üretilmesi farklı hormonların ve biyokimyasal yapının kontrol altında olması ile düzenlenebilir. Bu yüzden, kemik iliğinde bir sorun yaşanması, kemik iliğinde bulunan trombosit üretimi üzerinde baskı oluşması ya da düzenleyici hormon ve yapıların oranının düşmesi ile trombosit üretimi de zarar görür ve trombosit oranı azalır.
Trombosit yıkımında artma: Trombositler, farklı diğer kan hücreleri gibi yaşlanırlar ve işlev kaybı yaşarlar. Buda dalak gibi birçok beden yapılarında yıkılır ve yeni olanı üretilir. Farklı rahatsızlıklarda trombositlerin bu yıkılma evresi ilerler ya da direkt olarak kan içinde ya da dokularda yıkım yaşar. Böylece trombositler sayı olarak düşer.
Kanın seyrelmesi: Tam kan sayımı, kan sıvısına göre hücre oranını hesap ettiğinde kanın sıvı miktarının yükselmesi şeklinde normal rakamdaki trombosit oranı düşük olarak saptanır. Trombosit düşüklüğünün nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;
B12 vitamini ya da folik asit eksikliği: Kan hücresinin üretim mekanizması bozulur, önemli aneminin ile birlikte trombosit oranında azalma görülür.
Hamilelik: Trombosit hasarı yükselirken kanın sıvı seviyesi artmış olarak seyreldiğinden trombosit oranı düşük olarak belirlenir.
İlaçların yan etkileri: Bazı haplar trombosit üretimini bozup trombositopeni oluşturur.
Eskiden yapılan kan nakli: Farklı vericilerin olan kanların nakli esnasında gelişen antikorlar sebebiyle trombositler yıkım yaşayabilir.
Farklı viral enfeksiyonik durumlar: Suçiçeği, Epstein Barr Virüsü ya da AIDS gibi çeşitli viral virüsler trombositlerin yıkılmasını yükseltir.
Alkol kullanımı: Fazla alkol tüketilmesi trombosit oranında azalma sağlar.
Kronikleşen rahatsızlıklar: Bedendeki farklı mekanizmaların kronik hastalıkları trombosit oranını azaltabilir.

Trombosit Yüksekliği Belirtileri Nelerdir?

Trombosit oranında yükselme genel olarak farklı bir klinik semptom ya da şikayete neden olmamaktadır. Genellikle rutin tam kan sayımı tahlili esnasında tesadüf eseri ortaya çıkar. Bunun haricinde, önemli oranda yükseliş gözlemlenen trombosit sayısı aşağıda gözlemlenen belirtilere neden olabilmektedir;

  • Yoğun baş ağrısı
  • Görmede problemler
  • Bitkinlik
  • El ve ayak kısımlarında ağrı, şişlik 
  • Kaşıntı
  • Dalakta büyüme
  • Kanama

Plt Düşüklüğü Tedavisi

Trombosit oranındaki artış veya azalmalarda tedavi planının uygulanması, ilk önce altta yatan rahatsızlığın uygun biçimde teşhis edilmesine karakterizedir. Bu yüzden, uzmanlaşmış bir doktor tarafından hastanın hastalığa dair detaylı öyküsü alınıp, fiziki muayene uygulanır. Daha sonra gerekli ise görüntüleme ve ek kan tahlilleri istenebilir ve tanı belirlenir.
Hafif trombositopeni görüldüğünde uzman ek bir tedavi istemeyebilir, yalnızca kişi takip edilebilir. Bunun haricinde altta yatan hastalığın iyileşmesine yönelik tedavi planı yapılır. Trombositoz durumu için hasta olan kişinin devam eden probleminin var olması ve altta olan rahatsızlığın tespit edilmesi önemli olabilir. 
Genellikle tedavi olmadan takip edilse de; önemli trombosit artışlarında ilaç tedavisi ya da tromboferez olarak adlandırılan kanda bulunan yüksek trombositlerin alınması gibi yöntemler uygulanabilir.

Kanda blulunan PLT oranının mikrolitrede 500.000'den fazla çıkması trombositoz, yani PLT yüksekliği olduğunu gösterir. PLT oranının fazla olması kanın damar içinde pıhtı oluşturmasına sebep olur ve bu önemli bir olaydır. Çünkü kan damarın içinde pıhtılsşırsa dolaşımda aksama yaşanır, doku ve organlara yeteri oranda kan gitmez.
Trombositler bedende kanamanın durması için pıhtı oluşmasına yardım eden ufak rengi olmayan kan hücreleridir. Kan damarlarından biri zedelenirse, trombositler zedelenen yere koşar ve oluşan zedelenmeyi tamir etmek için tıkaç ya da pıhtı oluştururlar.
Trombositler sağlığı yerinde olan bir bireyde 150 bin ila 450 bin mikrolitre seviyeleri arasındadır. Trombositlerin kanda 450 binden çok olması tıp kavramında trombositoz olarak tanımlanır.
Sizi Arayalım