- E-Dergi
Ruh sağlığı, bireyin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını gerçeklikle uyumlu bir şekilde sürdürebilmesinin temelini oluşturur. Ancak bazı durumlarda zihin, dış dünyayı algılama ve yorumlama biçiminde belirgin farklılıklar yaşayabilir. Bu tür durumlar, kişinin gerçeklik değerlendirmesinde geçici ya da değişken bozulmalara yol açabilir. Klinik tabloda bu belirtiler klasik tanı kalıplarına tam olarak uymadığında, bu durum Atipik psikoz olarak adlandırılır.
İçindekiler
Atipik psikoz; sanrılar, halüsinasyonlar, düşünce ve algı bozuklukları gibi psikotik belirtiler içermesine rağmen, şizofreni, şizoaffektif bozukluk veya sanrılı bozukluk gibi net tanımlanmış psikiyatrik hastalıkların tanı kriterlerini eksiksiz karşılamayan tabloları ifade eden tıbbi bir terimdir. Bu nedenle Atipik psikoz, tek ve bağımsız bir hastalıktan ziyade, farklı psikotik belirtilerin bir arada görülebildiği tanısal bir çerçeve olarak değerlendirilir.
Güncel psikiyatrik sınıflandırma sistemlerinde, özellikle DSM-5’te, bu tür tablolar genellikle “Başka Türlü Adlandırılamayan Psikotik Bozukluk” (Other Specified / Unspecified Psychotic Disorder) başlığı altında ele alınır. Bu sınıflandırma, kişide psikotik belirtilerin varlığını kabul ederken, hastalığın süresi, seyri veya belirtilerin dağılımı nedeniyle daha net bir tanının henüz konulamadığı durumları kapsar.
Atipik psikoz kavramı, belirtilerin karmaşık ve kişiye özgü yapısını vurgular. Bazı bireylerde gerçeklikten kopuş kısa süreli ve sınırlı olabilirken, bazı kişilerde belirtiler dalgalı bir seyir izleyebilir. Örneğin, psikotik belirtiler günler veya haftalar içinde ortaya çıkıp tamamen kaybolabilir ya da farklı psikiyatrik bozuklukların belirtileri iç içe geçmiş şekilde gözlemlenebilir. Bu yönüyle atipik psikoz, klasik psikotik bozukluklardan daha esnek ve değişken bir klinik tabloya sahiptir.
Atipik Psikozun Temel Özellikleri
Atipik psikozu diğer psikotik bozukluklardan ayıran bazı temel özellikler bulunmaktadır:
- Belirtilerin başlangıcı çoğu zaman ani olabilir. Kişi daha önce belirgin bir psikiyatrik sorun yaşamamışken kısa sürede psikotik belirtiler gösterebilir.
- İyileşme potansiyeli görece yüksektir. Klasik psikotik bozukluklara kıyasla, uygun tedavi ve düzenli takip ile belirtilerde belirgin gerileme sağlanabilir.
- Duygudurum değişimleri, sanrılar ve halüsinasyonlar birlikte görülebilir, ancak bu belirtiler sürekli ve kalıcı bir örüntü oluşturmayabilir.
- Günlük işlevsellik dönemsel olarak etkilenir. Kişi bazı dönemlerde sosyal, akademik veya mesleki işlevlerini sürdürebilirken, bazı dönemlerde ciddi zorlanmalar yaşayabilir.
Bu özellikler nedeniyle atipik psikoz, hem tanı hem de tedavi sürecinde bireyselleştirilmiş ve dikkatli bir yaklaşım gerektiren bir ruh sağlığı durumudur. Erken değerlendirme ve uzman takibi, sürecin sağlıklı yönetilmesinde önemli rol oynar.
Atipik Psikoz Neden Olur?
Atipik psikozun ortaya çıkışı tek bir nedene bağlanamaz. Tıbbi ve psikiyatrik araştırmalar, bu durumun çok faktörlü bir yapı gösterdiğini ortaya koymaktadır. Beynin biyokimyasal işleyişinden genetik yatkınlığa, çevresel stres faktörlerinden madde kullanımına kadar pek çok etken bir araya gelerek atipik psikoz gelişimine zemin hazırlayabilir.
Bu faktörler çoğu zaman tek başına değil, birbirini tetikleyen ve güçlendiren bir etkileşim ağı içinde rol oynar. Bu nedenle her bireyde atipik psikozun ortaya çıkış süreci farklılık gösterebilir.
Biyolojik ve Nörolojik Faktörler
Beyinde sinir hücreleri arasındaki iletişim, nörotransmitter adı verilen kimyasal maddeler aracılığıyla sağlanır. Özellikle dopamin ve serotonin sistemlerindeki dengesizliklerin, psikotik belirtilerin ortaya çıkmasında önemli rol oynadığı bilinmektedir.
Dopamin sistemindeki aşırı aktivite, kişinin düşüncelerini ve algılarını gerçeklikle uyumlu şekilde değerlendirmesini zorlaştırabilir. Bu durum, sanrılar ve halüsinasyonlar gibi psikotik belirtilerin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Atipik psikoz vakalarında bu biyokimyasal düzensizlikler çoğu zaman geçici veya dalgalı bir seyir gösterebilir.
Genetik Yatkınlık
Aile öyküsünde psikotik bozukluklar bulunan bireylerde atipik psikoz görülme riski, genel popülasyona kıyasla daha yüksektir. Genetik faktörler, tek başına hastalığın ortaya çıkması için yeterli değildir; ancak bireyin psikiyatrik açıdan kırılganlık düzeyini artıran önemli bir etkendir.
Bu genetik yatkınlık, çevresel stres faktörleriyle birleştiğinde atipik psikoz belirtilerinin ortaya çıkma olasılığı artabilir. Bu nedenle genetik miras, hastalığın nedeni değil, risk artırıcı bir zemin olarak değerlendirilir.
Çevresel Stres ve Travmalar
Yoğun ve uzun süreli stres, zihinsel dayanıklılığı zorlayan önemli bir faktördür. Ağır yaşam olayları, çocukluk dönemi travmaları, ani kayıplar, ciddi ilişki sorunları veya göç gibi büyük yaşam değişiklikleri, kişinin psikolojik savunma mekanizmalarını zorlayabilir.
Bu tür stresörler, özellikle biyolojik veya genetik yatkınlığı olan bireylerde atipik psikoz tablosunun ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Stresle ilişkili psikotik belirtiler çoğu zaman ani başlangıçlı olabilir ve uygun destekle gerileyebilir.
Madde ve Alkol Kullanımı
Bazı psikoaktif maddeler ve yoğun alkol kullanımı, beyin kimyasını doğrudan etkileyerek psikotik belirtilere yol açabilir. Özellikle bilinç değiştirici maddeler, gerçeklik algısında bozulmalara ve düşünce kontrolünde zayıflamaya neden olabilir.
Madde kullanımına bağlı gelişen psikotik tablolar, her zaman klasik psikotik bozuklukların tanı kriterlerini karşılamadığından, klinik pratikte sıklıkla atipik psikoz kapsamında değerlendirilir. Bu tür durumlarda belirtiler, madde kullanımının kesilmesi ve uygun tedaviyle gerileyebilir.
Atipik Psikoz Belirtileri Nelerdir?
Atipik psikoz belirtileri kişiden kişiye belirgin farklılıklar gösterebilir. Bazı bireylerde belirtiler kısa süreli ve geçici olarak ortaya çıkarken, bazı kişilerde daha uzun süreli ve dalgalı bir seyir izleyebilir. Belirtiler çoğu zaman ani başlayabilir ve dönemsel olarak şiddetlenip hafifleyebilir.
Atipik psikozun belirtileri genel olarak pozitif semptomlar, negatif semptomlar ve bilişsel–davranışsal değişimler olmak üzere üç ana başlık altında incelenir.
1. Pozitif Semptomlar (Gerçekliğe Eklenen Durumlar)
Pozitif semptomlar, normalde var olmayan ancak hastalık sürecinde ortaya çıkan düşünce, algı ve davranış değişikliklerini ifade eder.
- Sanrılar (Hezeyanlar): Kişinin, aksini gösteren açık kanıtlar olmasına rağmen vazgeçmediği yanlış inanışlardır. Takip edildiğini düşünme, kendisine zarar verileceğine inanma ya da olağanüstü güçlere sahip olduğunu düşünme gibi içerikler görülebilir. Atipik psikozda sanrılar genellikle süreklilik göstermeyebilir ve zamanla şiddeti azalabilir.
- Halüsinasyonlar (Varsanılar): Dış dünyada herhangi bir uyaran olmamasına rağmen ses duyma, görüntü görme, dokunulma hissi yaşama veya koku alma gibi algısal deneyimlerdir. Atipik psikoz vakalarında halüsinasyonlar çoğu zaman karmaşık ve geçici bir yapıdadır.
- Dağınık Konuşma ve Düşünce: Kişinin konuşmasının konudan konuya atlaması, cümleler arasında mantıksal
bağların zayıflaması ve düşünce akışının takip edilmesinin zorlaşması şeklinde ortaya çıkabilir.
2. Negatif Semptomlar (Eksilen Özellikler)
Negatif semptomlar, bireyin daha önce sahip olduğu bazı duygu, düşünce ve davranış özelliklerinde azalma veya kayıp yaşanmasıyla karakterizedir.
- Duygusal küntlük: Duyguların yüz ifadesi, ses tonu ve mimiklerle yeterince ifade edilememesi.
- Sosyal geri çekilme: Aile, arkadaşlar ve sosyal çevreyle ilişkilerden uzaklaşma, içe kapanma.
- Motivasyon kaybı ve isteksizlik: Günlük aktiviteleri başlatmakta zorlanma, ilgi alanlarına karşı isteğin azalması ve düşünce üretiminde yavaşlama.
Bu belirtiler, kişinin sosyal ve mesleki işlevselliğini fark edilir biçimde etkileyebilir.
3. Bilişsel ve Davranışsal Değişimler
Atipik psikoz sürecinde yalnızca düşünce ve algılar değil, bilişsel işlevler ve günlük davranışlar da etkilenebilir.
- Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü: Odaklanmada zorlanma, hafıza sorunları ve zihinsel dağınıklık görülebilir.
- Günlük yaşam düzeninde bozulmalar: Uyku düzensizlikleri, iştah değişiklikleri ve öz bakımın (yıkanma, giyinme, kişisel hijyen) ihmal edilmesi sık rastlanan durumlardır.
- Duygusal tepkilerde dengesizlik: Nedensiz ağlama krizleri, ani öfke patlamaları veya aşırı neşelilik gibi duruma uygun olmayan duygusal tepkiler ortaya çıkabilir.
Atipik Psikoz Nasıl Teşhis Edilir?
Atipik psikoz tanısı, tek bir test veya kısa bir değerlendirme ile konulmaz. Aksine bu tanı, diğer psikiyatrik ve nörolojik hastalıkların dikkatle dışlanmasını gerektiren kapsamlı ve titiz bir sürecin sonucunda değerlendirilir. Tanı sürecinin temel amacı, kişinin yaşadığı belirtilerin kaynağını doğru şekilde belirlemek ve en uygun tedavi planını oluşturmaktır.
Bu nedenle atipik psikoz tanısı mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı tarafından konulmalıdır. Tanı koyma aşamasında genellikle aşağıdaki adımlar izlenir:
Psikiyatrik Değerlendirme
Tanı sürecinin en önemli basamağını ayrıntılı psikiyatrik değerlendirme oluşturur. Uzman hekim;
- Belirtilerin ne zaman başladığını
- Belirtilerin süresini ve şiddetini
- Daha önce yaşanan benzer dönemleri
- Ailede psikiyatrik hastalık öyküsü olup olmadığını
detaylı şekilde ele alır. Aynı zamanda kişinin sosyal ilişkileri, iş veya okul yaşamı ve günlük işlevselliği de değerlendirilir. Bu görüşmeler, tanının doğru çerçevede ele alınması açısından kritik öneme sahiptir.
Fiziksel Muayene ve Laboratuvar Testleri
Psikotik belirtiler her zaman bir ruhsal hastalığa bağlı olmayabilir. Bazı tıbbi durumlar da benzer belirtilere yol açabilir. Bu nedenle tanı sürecinde fiziksel muayene ve laboratuvar incelemeleri önemli bir yer tutar.
Kan ve idrar testleri ile;
- Vitamin ve mineral eksiklikleri
- Enfeksiyonlar
- Metabolik veya hormonal hastalıklar
- Madde veya alkol kullanımına bağlı etkiler
araştırılır. Bu adım, psikotik belirtilere yol açabilecek bedensel nedenlerin dışlanmasını sağlar.
Görüntüleme Yöntemleri
Gerekli görülen durumlarda, beyindeki yapısal değişiklikleri değerlendirmek amacıyla görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Manyetik Rezonans (MR) veya Bilgisayarlı Tomografi (BT) gibi incelemelerle, olası tümörler, damar hastalıkları veya nörolojik lezyonlar dışlanır.
Bu yöntemler her hasta için zorunlu değildir; ancak klinik tabloya göre hekim tarafından gerekli görüldüğünde uygulanır.
Ayırıcı Tanı Süreci
Atipik psikoz tanısının en önemli aşamalarından biri ayırt edici tanı (ayırıcı tanı) sürecidir. Bu aşamada uzman, hastanın belirtilerinin;
- Şizofreni
- Bipolar bozukluk
- Şizoaffektif bozukluk
- Ağır depresyon gibi psikotik özellikli durumlar
için belirlenmiş tanı kriterlerini tam olarak karşılayıp karşılamadığını değerlendirir.
Eğer belirtiler bu hastalıkların net tanı ölçütlerine uymuyorsa ve tablo daha değişken veya atipik bir seyir gösteriyorsa, değerlendirme genellikle DSM-5 tanı çerçevesi içinde atipik psikoz başlığı altında ele alınır.
Atipik Psikoz Nasıl Tedavi Edilir?
Atipik psikoz tedavisinin temel amacı, psikotik belirtilerin şiddetini azaltmak, kişinin gerçeklik değerlendirmesini güçlendirmek ve günlük yaşam işlevselliğini yeniden kazandırmaktır. Tedavi süreci, her bireyin belirtileri, yaşam koşulları ve ihtiyaçları farklı olduğu için kişiye özel olarak planlanır.
Modern psikiyatride atipik psikoz tedavisinde genellikle biyopsikososyal yaklaşım benimsenir. Bu yaklaşım; biyolojik (ilaç), psikolojik (terapi) ve sosyal destek unsurlarının birlikte ele alınmasını esas alır.
Farmakolojik Tedavi (İlaç Tedavisi)
Atipik psikoz tedavisinin en önemli basamaklarından biri ilaç tedavisidir. Bu süreçte en sık kullanılan ilaç grubu antipsikotik ilaçlardır. Antipsikotikler, beyindeki dopamin dengesini düzenleyerek sanrı ve halüsinasyon gibi psikotik belirtilerin kontrol altına alınmasına yardımcı olur.
Hastanın klinik durumuna göre;
- Duygudurum dalgalanmaları ön plandaysa duygudurum düzenleyiciler,
- Depresif belirtiler eşlik ediyorsa antidepresanlar
tedavi planına eklenebilir. İlaç seçimi ve doz ayarlaması, hastanın belirtilerine ve ilaca verdiği yanıta göre zaman içinde yeniden değerlendirilebilir.
Önemli Not: İlaç tedavisi mutlaka bir psikiyatri uzmanının kontrolünde sürdürülmelidir. Kendi kendine ilaç bırakmak veya doz değişikliği yapmak belirtilerin şiddetlenmesine yol açabilir. Düzenli hekim kontrolü ve yan etki takibi tedavinin güvenli ve etkili şekilde sürdürülmesi açısından hayati önem taşır.
Psikoterapi Yaklaşımları
İlaç tedavisi psikotik belirtilerin kontrol altına alınmasında önemli bir rol oynarken, psikoterapi kişinin hastalıkla baş etme becerilerini geliştirmeyi ve toplumsal uyumunu artırmayı hedefler. Atipik psikoz tedavisinde psikoterapi, genellikle ilaç tedavisine destekleyici olarak uygulanır.
- Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Hastanın gerçek dışı düşüncelerini fark etmesine, bu düşünceleri sorgulamasına ve daha sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmesine yardımcı olur. Aynı zamanda stresle baş etme becerilerini güçlendirir.
- Destekleyici Terapi: Hastanın özgüvenini yeniden kazanmasına, yaşadığı belirtileri anlamlandırmasına ve hastalık sürecini kabullenmesine odaklanır. Bu yaklaşım, kişinin tedaviye uyumunu artırmada önemli bir rol oynar.
Sosyal ve Ailesel Destek
Atipik psikoz tedavisinde yalnızca hastanın değil, ailenin ve yakın çevrenin de sürece dahil edilmesi büyük önem taşır. Aile desteği, tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkileyen temel unsurlardan biridir.
Psiko-eğitim programları sayesinde aile bireyleri;
- Atipik psikozun ne olduğu,
- Hastaya nasıl yaklaşmaları gerektiği,
- Olası nüks belirtilerini nasıl fark edebilecekleri
konusunda bilgilendirilir. Bu bilinçlenme, hem hastanın kendini daha güvende hissetmesini sağlar hem de olası alevlenmelerin erken fark edilmesine yardımcı olur.




























