Dengeli ve doğru beslenme Alzheimer’da etkili olabilir

Günümüzde en korkulan hastalıkların başında gelen Alzheimer’ın hızının yavaşlatılmasında Akdeniz diyetinin etkili olabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, fındık, badem, ceviz, kabak çekirdeği, sivri biber, nane, yumurta sarısı, karaciğer, süt, ıspanak, havuç, yeşil sebzeler, kayısı, domates, yeşillikler, sığır eti, balık, beyaz peynir gibi B, E, C ve A vitaminlerinden zengin besinlerin tüketilmesini tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Nörobilim Anabilim Dalı Başkanı ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof.Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer’ın kesin tedavisinin olmadığını ancak hastalığın hızının yavaşlatılması konusunda bilim çevrelerinde bazı önerilerin bulunduğuna dikkat çekti.

Akdeniz diyeti öneriliyor

Son yıllarda Alzheimer hastalığının risk faktörleri arasında damar risk faktörleri denilen hipertansiyon, şeker hastalığı ve  kolesterol yüksekliğinin de katıldığını belirten Tanrıdağ, “Bu faktörlerin beyinde hücre ölümü mekanizmalarını hızlandırdığı ve Alzheimer hastalığının ortaya çıkmasını ve ilerlemesini kolaylaştırdığı gösterilmiştir. Bundan dolayı bu risk faktörlerine karşı önerilen diyetler Alzheimer hastalığı için de önerilmeye başlanmıştır. Bunların başında da Akdeniz Diyeti gelmektedir. Bu diyet zeytinyağı, tahıllar, ceviz, fındık, meyve, sebze, balık ve kırmızı etin kısıtlanması üzerine kurulmuş bir diyettir” dedi.

Alzheimer Hastalığında Beslenme Tarzının Önemi Var Mıdır?

Sağlıklı beslenmenin önemi herkes için kabul edilen bir gerçektir; ancak ne yazık ki, sağlıklı beslenme Alzheimer için dolaylı bir öneme sahiptir. Şöyle ki, şu ana kadar tanımlanan beslenme faktörleri ya damar sağlığı ya da vitamin eksikliği yönlerinden tanımlanmıştır.

Hastalık durumunda beslenmenin etkisi az olsa da yine de belli özelliklere dikkat edilmelidir; ama bu bahsedeceğimiz beslenme şekli daha çok koruyucudur.

Öncelikle B1, B6, B9, vitamin E ve folat açısından zengin diyetlerle beslenmeyle birlikte antioksidan besinleri diyete sıklıkla katmak gerekir. Bu arada esansiyel yağ asitlerini de unutmamak gerekir. Esansiyel kelimesi bedende olmayan ve dışarıdan alınması gereken anlamına gelir ve esansiyel yağ asitlerinin (EFA ve DHA) kaynağı deniz ürünleri ve balıklardır.

Omega 3 yönünden zengin olmalarına karşın yine de deniz ürünleri ve balık tüketimi yönünden yapılması gereken iki uyarı vardır. Bunlar; ağır metal yönünden taşıdıkları risk ve çiğ balık (suşi) yemenin damarsal bunama yönünden riski arttırmasıdır. Dünyada damarsal bunamanın en sık görüldüğü ülkenin Japonya olması bu yönden uyarıcıdır.

E vitamini yağda çözünen önemli bir antioksidandır ve özellikle hücre zarları için önemli antioksidan işlevler görmektedir. E vitamininin kalp damar hastalıkları, bazı kanserler ve kronik hastalık riskini azalttığı belirlenmiştir. E vitamini sinir sisteminin, kasların, hipofiz ve adrenal bez gibi endokrin bezlerin ve üreme organlarının fonksiyonları için önemlidir. E vitamini insanlardaki en önemli antioksidanlardandır. Bunama durumlarından vitamin E kaynaklarına yönelmek bu açından yarar sağlayabilir. Genel olarak bizim Akdeniz- Ege diyeti yukarıda bahsi geçen beslenme şekline uygundur.

Vitamin B6-B9-folat ıspanak, brokoli ve Brüksel lahanasında bulunurken, B12 kırmızı ette ve spiriluna yosununda, vitamin E ise sarı olan bütün besinlerde bulunur. Diğer antioksidanlar ise elma-soğan-yeşil çayda quersetin, kırmızı üzüm şarapta resveratrol, zerdeçalsiyah ve yeşil çay epigallokateşin, sebze-meyve-buğday ve okaliptüs ferulik asit gibi antioksidanlar bulunur.