COVID-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği

Ruh sağlığı alanının en büyük problemlerinden biri kuşkusuz depresyondur. Depresyonun tedavisine ilişkin pek çok model geliştirilmiş olmakla birlikte, bunlar içerisinde en sık kullanılan ve etkili olduğu belirtilen Bilişsel Model’dir (Beck, 1963). Bu modele göre duygusal bozukluklar, yaşam olaylarının gerçekçi olmayan bir biçimde değerlendirilmesi veya düşünce tarzındaki bozuklukların bir sonucudur. Beck’in modelinde depresyon; “bilişsel üçlü”, “bilişsel hatalar” ve “şemalar” olmak üzere, üç kavram ile tanımlanır. Bilişsel üçlü, kişinin kendisini, çevresini ve geleceğini olumsuz şemalara bağlı olarak, olumsuz biçimde değerlendirmesine dayalıdır. Depresyon belirtilerinin oluşmasından ve sürmesinden sorumludur. Bilişsel hatalar da; olayların ve durumların anlamlandırılması ve gelen bilginin şemaya uydurulması sırasında otomatik olarak ortaya çıkarak, bireyin olumsuz düşünce ve depresif inançlarının sürmesine neden olurlar. Şema kavramı ise çocuğun yaşamının ilk bir kaç yılı içinde çevreyle etkileşimleri sırasında bilgi işlerken oluşturduğu “şablonlar”ı, inançları, kuralları, diğer deyişle, öğrenmelerini, “bakış açısını” içerir. Bu şablonlar bir kez oluştuktan sonra, kişinin hayatı boyunca çevre, diğer insanlar ve kendiyle etkileşimleri sırasında ortaya çıkan sonuçları, olayları, yorumlamak ve dolayısıyla tepkilerini oluşturmak üzere, bilinçdışında devreye girerler (Beck, 1995). Kişilerin sosyal ve kültürel alt yapılarından etkilenirler. Kimi insanda, değişmeye daha açık ve daha esnek, kiminde de daha katıdırlar. Şemalar katılıkları oranında psikopatoloji ile ilişkili kabul edilir. Depresif kişilerin şemaları da bu türden katı ve kişinin işlevselliğini bozan türdendir (Blackburn, Davidson ve Kendall, 1990). “Herkes tarafından sevilmeliyim”, “Her zaman olabildiğince iyi bir performans sergilemeliyim”, “Ya yüzde yüz başarılı olmalıyım ya da tamamen başarısız” türünde ifadeler depresif hastalarda görülen tipik, işlevsel olmayan, katı şemalardır. Bilişsel terapide amaç, tedavi süresince hastanın bu olumsuz şemalarından kaynaklanan olumsuz otomatik düşüncelerini gözden geçirmesine yardımcı olup, yerlerine daha gerçekçi, mantıklı düşünceler koymayı öğrenmesini, dolayısıyla, katı şemaları yerine daha esnek, daha işlevsel şemalar oluşturmasını sağlamaktır. Böylece hasta depresyonunun niçin ve nasıl geliştiğini anlayacak ve bu gelişmede kendisinin, çevresinin ve gelecek ile ilgili olumsuz bakış açısının katkısını fark edecektir (Marzillier, 1986; DeRubeis ve Feeley, 1990). Terapi esnasında temel şemaları yakalamak ve tanımlamak için çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Bu tekniklerden biri de Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği’nin (FOTÖ) kullanmasıdır. Bazı araştırmalar da FOTÖ gibi ölçeklerin kullanılarak depresif hastaların fonksiyonel olmayan şemalarının belirlenebileceğini göstermektedir (Burns, 1981).

Ölçeğin Türkçe uyarlaması Şahin ve Şahin (1991) tarafından yapılmıştır. Ölçek farklı durumlara ilişkin inançları, düşünceleri, tutumları içeren 40 maddeden oluşmaktadır. Her bir madde yedili Likert tipi derecelendirme üzerinden yanıtlanmaktadır. Bu derecelendirme şu şekildedir: 1= Tümüyle katılıyorum, 2= Genellikle katılıyorum, 3= Oldukça katılıyorum, 4= Biraz katılıyorum, 5= Ender olarak katılıyorum, 6= Çok az katılıyorum, 7= Hiç katılmıyorum.