COVID-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Beden İmaj Ölçeği

Hastalarda beden imajı doyum düzeyini belirlemek üzere Secord ve Jourard tarafından 1953 yılında geliştirilmiştir. Ölçeğin Türkçe’ye uyarlanması Hovardaoğlu tarafından 1989 yılında yapılmıştır.
Beden algısı, açıklaması zor bir soyutlamadır ve yaygın olarak kabul edilen bir tanımı bulunmamaktadır (Varlık, 2006). Beden imajı, bedenin başkalarına nasıl göründüğü konusunda kişinin düşüncesi ya da kendi bedenine yönelik duyguları ve tavırları olarak tanımlanabilmektedir (Grogan, 2005). Beden imajı çok boyutlu bileşenlerden oluşan bir kavramdır. Bunlara örnek olarak bireyin kendisiyle ilgili algıları, duyguları, davranışları, kişinin kendi bedeni ve fiziksel görünüşüyle ilgili tutumları ve bu tutumların onun sosyal, psikolojik işleyişine etkileri verilebilir (Cash ve Pruzinsky, 2002). Beden imajı beden görünümünün yanı sıra, bireyin kendisiyle ilgili olan algısını ifade etmektedir. Bundan dolayı nesnel olmaktan çok özneldir. 16. yüzyılda cerrah Ambroise Pare, fantom organ ağrısı yaşayan hastaları gözlemlerinden yola çıkarak, “beden imajı bozukluğu” kavramını öne sürmüştür. Ancak bu dönemden sonra bir duraklama dönemine girilmiş ve ancak 20. yüzyılın birinci yarısında beden imajını açıklayan ve inceleyen çalışmalar yapılmıştır (Erkal ve Pek, 1993)
Beden imajı, üç ana boyuttan oluşmaktadır. Bunlar; değerlendirme, duygulanım ve yatırımdır. Değerlendirme, kişinin fiziksel özelliklerinin tümüyle ilgili tatminini açıklamaktadır. Duygulanım, kişinin kendisini değerlendirmedeki duygusal deneyimleri ve hisleri anlatmaktadır. Yatırım ise, görünümün ve kişinin kendilik algısında öne çıkan özelliklerinin bilişsel davranışsal önemini vurgulamaktadır (Sandoval, 2008). Beden imajının tek bir başlıkla açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıda olduğu görülmektedir. Kişinin fiziksel özellikleri dışında, beden imajının oluşumunda kültürel, ailesel etkiler ve kişiler arası ilişkilerle deneyimlerin de önemi öne çıkmaktadır.