Akut Stres Bozukluğu Nedir?

Akut stres bozukluğu, kişinin travmatik bir olaydan sonra kısa süre içinde yoğun stres belirtileri yaşamasıyla ortaya çıkan ruhsal bir durumdur. Bu tablo; kişinin doğrudan travmatik bir olay yaşaması, böyle bir olaya tanık olması, yakın birinin başına gelen ağır bir olayı öğrenmesi ya da mesleği gereği travmatik olayların ayrıntılarına tekrar tekrar maruz kalması sonrasında görülebilir.

Travmatik olaylar; kişinin yaşamını, beden bütünlüğünü, güvenlik algısını veya psikolojik dayanıklılığını zorlayan olaylardır. Trafik kazası, doğal afet, ani kayıp, saldırı, ağır yaralanma, şiddete tanıklık etme ya da yaşamı tehdit eden başka olaylar buna örnek verilebilir.

Akut stres bozukluğu, travma sonrası verilen her tepkinin “hastalık” olduğu anlamına gelmez. Travmadan sonra korku, üzüntü, şaşkınlık, ağlama, uyku sorunları veya dalgınlık yaşamak birçok kişi için beklenen bir stres tepkisi olabilir. Ancak belirtiler kişinin günlük yaşamını, işlevselliğini, ilişkilerini ve güven duygusunu belirgin şekilde etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Güncel tanı sınıflandırmalarında akut stres bozukluğu belirtilerinin travmatik olaydan sonra 3 gün ile 1 ay arasında sürmesi beklenir. DSM-5’e göre bu süre aralığı, akut stres bozukluğunu travma sonrası erken dönemde ortaya çıkan stres tepkilerinden ve travma sonrası stres bozukluğundan ayırmada önemlidir.

Akut Stres Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Akut stres bozukluğu belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişiler olaydan hemen sonra yoğun korku ve irkilme yaşarken, bazıları donukluk, kopukluk veya gerçek dışılık hissi yaşayabilir. Belirtiler genellikle beş ana grupta ele alınır.

1. Yeniden yaşama / İstemsiz anılar

Bu belirti grubunda kişi travmatik olayı zihninde tekrar tekrar yaşıyor gibi hissedebilir. Olay bitmiş olsa bile zihin ve beden hâlâ tehlike varmış gibi tepki verebilir.

Yeniden yaşama belirtileri şunları içerebilir:

  • Olayla ilgili istemsiz ve rahatsız edici anıların sık sık akla gelmesi
  • Travmatik olayla bağlantılı kâbuslar görme
  • Olayı yeniden oluyormuş gibi hissetme
  • Ses, koku, görüntü veya benzer bir ortamla tetiklenme
  • Tetikleyiciler karşısında çarpıntı, terleme, titreme veya yoğun korku yaşama

Bu belirtiler kişinin “zayıf” olduğunu göstermez. Travmadan sonra beyin, yaşanan olayı anlamlandırmaya ve tehlike algısını düzenlemeye çalışır. Ancak bu tekrarlar kişinin günlük yaşamını zorlaştırıyorsa destek almak yararlı olabilir.

2. Olumsuz duygudurum

Akut stres bozukluğu yaşayan kişilerde olumlu duygulara ulaşmak zorlaşabilir. Kişi eskiden keyif aldığı şeylerden uzaklaşabilir ya da kendini duygusal olarak kapanmış hissedebilir.

Olumsuz duygudurum belirtileri arasında şunlar yer alabilir:

  • Sürekli korku, suçluluk, öfke, utanç veya çaresizlik hissetme
  • Mutluluk, huzur veya sevgi gibi duyguları hissetmekte zorlanma
  • Geleceğe dair umutsuzluk yaşama
  • “Ben artık eskisi gibi olmayacağım” düşüncesine kapılma
  • Kendini ya da başkalarını olaydan dolayı suçlama eğilimi

Bu duygular travma sonrasında sık görülebilir. Önemli olan, bu duyguların şiddeti, süresi ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

3. Dissosiyatif belirtiler

Dissosiyatif belirtiler, kişinin kendisiyle, çevresiyle veya yaşadığı olayla bağlantısında geçici bir kopukluk hissetmesi anlamına gelir. Türkçede bu durum çoğu zaman “gerçek dışı hissetme”, “kendinden uzaklaşma” veya “olanları dışarıdan izliyormuş gibi hissetme” şeklinde tarif edilir.

Bu belirtiler şunları içerebilir:

  • Çevrenin gerçek değilmiş gibi algılanması
  • Kişinin kendini bedeninden kopuk hissetmesi
  • Olayın bazı bölümlerini hatırlamakta zorlanma
  • Zaman algısında değişme
  • Duygusal uyuşma veya donakalma hissi

Bu belirtiler travmanın hemen ardından beynin kişiyi yoğun duygusal yükten korumaya çalışmasıyla ilişkili olabilir. Ancak belirgin ve kalıcı hale geldiğinde uzman değerlendirmesi önemlidir.

4. Kaçınma belirtileri

Kaçınma, kişinin travmayı hatırlatan düşüncelerden, duygulardan, kişilerden, yerlerden veya konuşmalardan uzak durmaya çalışmasıdır. Kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede kişinin yaşam alanını daraltabilir.

Kaçınma belirtileri şunlardır:

  • Olay hakkında konuşmaktan kaçınma
  • Travmayı hatırlatan yerlere gitmemek
  • Belirli kişilerle görüşmekten uzak durmak
  • Olayı çağrıştıran haber, görüntü veya seslerden kaçınmak
  • Duyguları bastırmaya çalışmak
  • “Hiçbir şey olmamış gibi davranma” eğilimi

Kaçınma, akut stres bozukluğu sürecinde sık görülen bir belirtidir. Ancak kişi kaçındıkça korku ve tehdit algısı güçlenebilir. Bu nedenle tedavi sürecinde güvenli ve aşamalı yaklaşımlar önemlidir.

5. Artmış uyarılmışlık belirtileri

Travmadan sonra beden tehlike hâlindeymiş gibi tetikte kalabilir. Bu durum, sinir sisteminin alarm hâlinde çalışmasıyla açıklanabilir.

Artmış uyarılmışlık belirtileri şunları içerebilir:

  • Kolay irkilme
  • Sürekli tetikte olma
  • Uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte zorlanma
  • Öfke patlamaları veya tahammülsüzlük
  • Dikkat ve odaklanma sorunları
  • Bedensel gerginlik
  • Kalabalık, ses veya ani hareketlere karşı aşırı hassasiyet

Bu belirtiler kişinin günlük işlevlerini belirgin şekilde bozuyorsa akut stres bozukluğu açısından değerlendirme gerekebilir.

Akut Stres Bozukluğu Neden Olur?

Akut stres bozukluğu, travmatik bir olayın ardından gelişebilir. Ancak aynı olayı yaşayan herkes aynı tepkiyi vermez. Bu durum, kişinin önceki yaşam deneyimleri, destek kaynakları, psikolojik dayanıklılığı, olayın şiddeti ve olay sonrasındaki koşullarla ilişkilidir.

Akut stres bozukluğu gelişiminde etkili olabilecek faktörler şunlardır:

  • Travmatik olayın yaşamı tehdit edici nitelikte olması
  • Olay sırasında yoğun korku, çaresizlik veya dehşet yaşanması
  • Önceden travmatik yaşantıların bulunması
  • Sosyal destek eksikliği
  • Olaydan sonra güvenli bir ortama geçememe
  • Kayıp, yaralanma veya ciddi belirsizlik yaşanması
  • Daha önce ruhsal zorlanmaların bulunması
  • Çocukluk döneminde ihmal, şiddet veya güvensiz bağlanma deneyimleri

Akut stres bozukluğu bir karakter zayıflığı değildir. Kişinin bedeni ve zihni, olağan dışı bir olaydan sonra kendini korumaya çalışır. Bazı durumlarda bu koruyucu tepkiler şiddetlenir ve kişinin yaşamını zorlaştırmaya başlar.

Akut Stres Bozukluğu Ne Kadar Sürer?

Güncel tanı yaklaşımına göre akut stres bozukluğu belirtileri travmatik olaydan sonra en az 3 gün, en fazla 1 ay sürer. Belirtiler genellikle olaydan hemen sonra başlayabilir; ancak tanısal olarak değerlendirilebilmesi için belirli süre ve belirti ölçütlerinin dikkate alınması gerekir.

Belirtilerin 1 aydan uzun sürmesi durumunda, kişinin travma sonrası stres bozukluğu açısından değerlendirilmesi gerekebilir. Bu, her akut stres bozukluğu yaşayan kişide mutlaka TSSB gelişeceği anlamına gelmez. Ancak belirtilerin uzaması, şiddetlenmesi veya günlük yaşamı belirgin şekilde bozması profesyonel destek gerektirebilir.

Akut Stres Bozukluğu ile Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Arasındaki Fark Nedir?

Akut stres bozukluğu ile travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) benzer belirtiler içerebilir. Temel fark, belirtilerin süresi ve değerlendirme zamanıdır. Akut stres bozukluğu travmadan sonraki ilk ay içinde değerlendirilirken, TSSB belirtilerin daha uzun sürmesiyle gündeme gelir.

Karşılaştırma AlanıAkut Stres BozukluğuTravma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)
Başlama zamanıTravmatik olaydan sonraki ilk günlerde ortaya çıkabilirTravmadan sonra gelişebilir; belirtiler daha uzun süre devam eder
Süre3 gün ile 1 ay arasıGenellikle 1 aydan uzun süren belirtilerle değerlendirilir
Belirti yapısıYeniden yaşama, olumsuz duygudurum, kopukluk, kaçınma ve uyarılmışlık belirtileri görülebilirBenzer belirti alanları daha kalıcı biçimde görülebilir
Klinik odakErken dönem travma tepkilerinin değerlendirilmesiUzamış travma etkilerinin değerlendirilmesi
Tedavi yaklaşımıErken destek, güvenlik, psikoeğitim ve travma odaklı BDT yaklaşımları öne çıkarTravma odaklı psikoterapi yaklaşımları daha uzun planlanabilir
AmaçBelirtileri anlamak, güvenliği sağlamak, işlevselliği desteklemekUzayan travma belirtilerini ele almak, yaşam kalitesini desteklemek

Akut Stres Bozukluğu ile Uyum Bozukluğu Arasındaki Fark Nedir?

Travmatik bir olaydan sonra üzülmek, ağlamak, korkmak, uyuyamamak veya olayı düşünmek doğal olabilir. Normal stres tepkisi genellikle zamanla azalır ve kişi destekle gündelik yaşama kademeli olarak dönebilir.

Akut stres bozukluğu ise daha yoğun, daha işlev bozucu ve daha belirgin bir tabloya işaret eder. Kişi olaydan sonra günlük sorumluluklarını yerine getirmekte ciddi biçimde zorlanabilir.

Normal stres tepkisinde:

  • Duygular dalgalanabilir ama zamanla hafifler
  • Kişi destekle rahatlayabilir
  • Günlük işlevler tamamen bozulmayabilir
  • Olayı hatırlamak acı verse de kişi tüm yaşamını bundan kaçınarak düzenlemez

Akut stres bozukluğu durumunda ise:

  • Belirtiler yoğun ve tekrarlayıcı olabilir
  • Kişi travmayı yeniden yaşıyor gibi hissedebilir
  • Kaçınma davranışları artabilir
  • Uyku, dikkat, iş, okul ve ilişkiler belirgin etkilenebilir
  • Güvende olunduğu hâlde beden alarm durumunda kalabilir

Akut Stres Bozukluğu ile Panik Atak Arasındaki Fark Nedir?

Panik atak, aniden başlayan yoğun korku veya bedensel alarm hâliyle tanımlanır. Çarpıntı, nefes darlığı, titreme, göğüs sıkışması, baş dönmesi ve kontrolü kaybetme korkusu görülebilir.

Akut stres bozukluğu ise travmatik bir olaydan sonra ortaya çıkan daha geniş bir belirti örüntüsüdür. Panik benzeri bedensel belirtiler akut stres bozukluğu içinde görülebilir; ancak akut stres bozukluğu yalnızca panik belirtilerden ibaret değildir.

Temel farklar şöyle özetlenebilir:

AlanAkut Stres BozukluğuPanik Atak
TetikleyiciTravmatik bir olayla ilişkilidirBazen belirgin tetikleyici olmadan da olabilir
Belirti içeriğiTravmayı yeniden yaşama, kaçınma, kopukluk, tetikte olmaAni bedensel korku atağı ön plandadır
Süre3 gün ile 1 ay arası değerlendirilebilirAtak genellikle daha kısa süreli dalgalar hâlindedir
Ana duyguTravma bağlantılı korku, çaresizlik, güvensizlikÖlme, kontrolü kaybetme veya kötü bir şey olacağı korkusu

Akut Stres Bozukluğu ile Uyum Bozukluğu Arasındaki Fark Nedir? H2

Uyum bozukluğu, kişinin önemli bir yaşam değişikliği veya stres kaynağına verdiği zorlanma tepkisiyle ilişkilidir. İş kaybı, ayrılık, taşınma, akademik sorunlar veya aile içi gerilimler uyum bozukluğuna zemin hazırlayabilir.

Akut stres bozukluğu ise travmatik nitelikteki bir olaydan sonra ortaya çıkar. Buradaki olay genellikle yaşamı, güvenliği veya beden bütünlüğünü tehdit eden bir niteliğe sahiptir.

Farklar şu şekilde açıklanabilir:

  • Akut stres bozukluğu travmatik olay sonrası görülür.
  • Uyum bozukluğu her zaman travmatik nitelikte olmayan stres kaynaklarıyla ilişkili olabilir.
  • Akut stres bozukluğunda yeniden yaşama, kopukluk ve kaçınma daha belirgin olabilir.
  • Uyum bozukluğunda üzüntü, kaygı, öfke veya işlev kaybı ön planda olabilir.

Her iki durumda da ayırıcı değerlendirme ruh sağlığı uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Akut Stres Bozukluğu Kimlerde Daha Sık Görülür?

Akut stres bozukluğu herkesin başına gelebilir. Ancak bazı kişilerde risk daha yüksek olabilir. Risk artışı, kişinin zayıf olduğu anlamına gelmez; olayın niteliği, geçmiş yaşantılar ve destek kaynakları bu süreçte belirleyici olabilir.

Daha sık görülebileceği gruplar şunlardır:

  • Ağır kaza, afet, saldırı veya şiddet yaşayan kişiler
  • Travmatik kayba tanık olanlar
  • Sağlık, güvenlik, arama-kurtarma gibi alanlarda çalışanlar
  • Daha önce travmatik yaşantıları olan kişiler
  • Çocukluk döneminde güvensiz veya zorlayıcı deneyimler yaşamış kişiler
  • Sosyal desteği sınırlı olanlar
  • Olaydan sonra güvenli bir ortama ulaşmakta zorlananlar
  • Yoğun suçluluk, utanç veya çaresizlik hisseden kişiler

Bu risk faktörleri kesin tanı anlamına gelmez. Tanı, kişinin belirtileri, süresi, işlevselliği ve klinik değerlendirme sonucunda ele alınır.

Çocuklarda ve Ergenlerde Akut Stres Bozukluğu

Çocuklarda ve ergenlerde akut stres bozukluğu, yetişkinlerden farklı biçimde görülebilir. Çocuklar yaşadıklarını her zaman açıkça anlatamayabilir. Bu nedenle davranış değişiklikleri dikkatle izlenmelidir.

Çocuklarda görülebilecek belirtiler:

  • Travmatik olayı oyunlarında tekrar etme
  • Ayrılma korkusu
  • Alt ıslatma gibi gerileme davranışları
  • Kâbuslar veya uykuya direnme
  • Ani öfke, ağlama veya içe kapanma
  • Okula gitmek istememe
  • Bedensel yakınmalar
  • Sürekli güvence isteme
  • Dikkat ve öğrenme güçlüğü

Ergenlerde ise belirtiler yetişkinlere daha çok benzeyebilir. Bununla birlikte riskli davranışlar, öfke patlamaları, okul başarısında düşüş, sosyal geri çekilme ve yoğun suçluluk görülebilir.

Çocuk ve ergenlerde yaklaşımda güvenli ilişki, yaşa uygun açıklama, rutinlerin korunması ve aile desteği önemlidir. Belirtiler belirginse çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında uzman desteği alınmalıdır.

Akut Stres Bozukluğu Nasıl Teşhis Edilir?

Akut stres bozukluğu tanısı, ruh sağlığı uzmanı tarafından yapılan klinik değerlendirme ile ele alınır. Tek bir testle kesin karar verilmez. Kişinin yaşadığı olay, belirtileri, belirtilerin süresi, günlük yaşam üzerindeki etkisi ve ayırıcı durumlar birlikte değerlendirilir.

Değerlendirme sürecinde şunlar ele alınabilir:

  • Travmatik olayın niteliği
  • Belirtilerin ne zaman başladığı
  • Belirtilerin 3 gün ile 1 ay arasında olup olmadığı
  • Yeniden yaşama, olumsuz duygudurum, kopukluk, kaçınma ve uyarılmışlık belirtileri
  • Uyku, iş, okul, aile ve sosyal yaşam üzerindeki etkiler
  • Güvenlik riski olup olmadığı
  • Benzer belirtilere yol açabilecek başka ruhsal ya da bedensel durumlar

Akut stres bozukluğu değerlendirmesinde kişinin anlatımı kadar, kendini güvende hissedip hissetmediği de önemlidir. Uzman görüşmesi yargılayıcı olmayan, güvenli ve destekleyici bir çerçevede yürütülmelidir.

Akut Stres Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Akut stres bozukluğu tedavisinde amaç; kişinin güvenlik duygusunu yeniden desteklemek, travma belirtilerini anlamlandırmak, kaçınma döngüsünü azaltmak ve günlük işlevselliği güçlendirmektir. Tedavi planı kişiye özel hazırlanmalıdır.

Bu süreçte en çok öne çıkan yaklaşımlardan biri travma odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımıdır. Güncel kılavuzlarda, travmadan sonraki ilk ay içinde akut stres bozukluğu veya belirgin travma belirtileri yaşayan yetişkinlerde bireysel travma odaklı BDT yaklaşımlarının önerildiği belirtilmektedir.

Travma odaklı BDT sürecinde şu alanlar ele alınabilir:

  • Psikoeğitim: Kişiye travma sonrası stres tepkilerinin ne olduğu anlaşılır bir dille anlatılır. Böylece kişi “bana ne oluyor?” sorusuna daha net yanıt bulabilir.
  • Güvenlik ve denge çalışmaları: Kişinin bedensel gerginliğini fark etmesi, güvenli alanlarını belirlemesi ve günlük düzenini desteklemesi hedeflenir.
  • Düşünce çalışmaları: Travma sonrası gelişen “ben suçluyum”, “hiçbir yer güvenli değil”, “asla toparlanamam” gibi düşünceler ele alınır. Bu düşünceler daha dengeli ve gerçekçi biçimde değerlendirilir.
  • Kaçınma döngüsünün azaltılması: Kişinin travmayı hatırlatan her şeyden uzak durması kısa vadede rahatlatıcı olabilir; ancak uzun vadede korkuyu güçlendirebilir. BDT’de bu döngü güvenli, aşamalı ve uzman eşliğinde çalışılır.
  • Travmatik anının işlenmesi: Kişi hazır olduğunda, travmatik anıyla ilgili duygu ve düşünceler yapılandırılmış biçimde ele alınabilir. Amaç kişiyi zorlamak değil, anının bugünkü yaşam üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olmaktır.
  • Baş etme becerileri: Nefes farkındalığı, gevşeme, duygu düzenleme, destek isteme ve günlük rutini güçlendirme gibi beceriler çalışılabilir.

Travma odaklı BDT, her kişiye aynı şekilde uygulanmaz. Kişinin yaşı, travmanın türü, mevcut güvenlik durumu, belirtilerin şiddeti ve destek kaynakları dikkate alınır. Bazı kişilerde önce güvenlik, uyku düzeni, sosyal destek ve kriz yönetimi ele alınırken; bazı kişilerde daha yapılandırılmış travma çalışmasına geçilebilir.

Tedavi sürecinde şu destekleyici adımlar da önemlidir:

  • Güvenli ve düzenli bir ortam oluşturmak
  • Yakın sosyal destek kaynaklarını belirlemek
  • Uyku, beslenme ve günlük rutinleri düzenlemek
  • Tetikleyicileri fark etmek
  • Kişiyi olay hakkında konuşmaya zorlamamak
  • Gerekirse aileyi bilgilendirmek
  • Çocuk ve ergenlerde yaşa uygun psikolojik destek sağlamak

Her tedavi süreci uzman değerlendirmesiyle planlanmalıdır. Kişinin belirtileri ağırsa, kendine zarar verme düşünceleri varsa, güvenliği risk altındaysa veya günlük yaşam belirgin şekilde bozulmuşsa gecikmeden profesyonel destek alınmalıdır.

Akut Stres Bozukluğu Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Akut stres bozukluğu yaşayan bazı kişiler zamanla destek ve güvenli çevreyle toparlanabilir. Ancak bazı kişilerde belirtiler uzayabilir, şiddetlenebilir veya travma sonrası stres bozukluğu açısından risk oluşturabilir.

Tedavi edilmediğinde ya da destek alınmadığında şu durumlar görülebilir:

  • Kaçınma davranışlarının artması
  • Uyku sorunlarının sürmesi
  • İş, okul ve ilişkilerde zorlanma
  • Sürekli tetikte olma hâlinin devam etmesi
  • Olayla ilgili yoğun suçluluk veya utanç duygularının yerleşmesi
  • Sosyal geri çekilme
  • Belirtilerin 1 aydan uzun sürmesi
  • Travma sonrası stres belirtilerinin kalıcılaşması

Bu sonuçlar herkes için geçerli değildir. Ancak belirtiler kişinin yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa erken değerlendirme ve uygun destek önemlidir.

Akut Stres Bozukluğu Yaşayan Kişiler Ne Yapmalı?

Akut stres bozukluğu yaşayan kişi için ilk adım güvenliktir. Kişi hâlâ tehlike altındaysa öncelik güvenli bir ortama geçmek ve gerekli destek birimlerine ulaşmaktır. Ardından psikolojik destek süreci planlanabilir.

Kişinin yapabileceği destekleyici adımlar:

  • Güvendiği bir kişiyle bağlantı kurmak
  • Olayı anlatmaya hazır değilse kendini zorlamamak
  • Uyku ve yemek düzenini mümkün olduğunca korumak
  • Alkol veya zararlı baş etme yollarından uzak durmak
  • Yoğun haber, görüntü veya tetikleyici içeriklere maruziyeti sınırlamak
  • Basit günlük rutinler oluşturmak
  • Bedensel gerginliği fark etmek ve sakinleşmeye yardımcı yöntemler kullanmak
  • Belirtiler şiddetliyse ruh sağlığı uzmanına başvurmak

Acil risk, kendine zarar verme düşüncesi, yoğun çaresizlik veya güvenlik sorunu varsa vakit kaybetmeden acil yardım alınmalıdır.

Akut Stres Bozukluğu Olan Birine Nasıl Yaklaşılmalı?

Akut stres bozukluğu yaşayan birine yaklaşırken en önemli nokta güven verici, sabırlı ve yargılamayan bir tutumdur. Kişiyi konuşmaya zorlamak, “unut gitsin” demek veya yaşadığını küçümsemek iyileşme sürecini zorlaştırabilir.

Destek olmak için şunlar yapılabilir:

  • “Güvendesin, yanındayım” mesajı vermek
  • Kişinin anlatmak istediği kadarını dinlemek
  • Sessiz kalmasına izin vermek
  • Suçlayıcı veya sorgulayıcı davranmamak
  • Günlük ihtiyaçlarında yardımcı olmak
  • Uyku, yemek, ulaşım, randevu gibi pratik konularda destek sunmak
  • Profesyonel destek alması için cesaretlendirmek
  • Çocuklarda rutinleri korumaya çalışmak

Kaçınılması gereken yaklaşımlar:

  • “Bunu artık düşünme” demek
  • “Daha kötüsünü yaşayanlar var” diyerek kıyaslamak
  • Olayın ayrıntılarını zorla anlattırmak
  • Kişiyi güçsüzlükle suçlamak
  • Hemen toparlanmasını beklemek

Destekleyici yaklaşım, kişinin kontrol duygusunu ve güven hissini yeniden kazanmasına yardımcı olabilir.

Akut Stres Bozukluğu İçin Hangi Bölüme Gidilir?

Akut stres bozukluğu belirtileri yaşayan kişiler psikiyatri bölümüne başvurabilir. Psikiyatri uzmanı değerlendirme yaparak tanı, ayırıcı durumlar ve gerekli destek planı konusunda yönlendirme sağlayabilir.

Ayrıca travma alanında çalışan klinik psikologlardan psikoterapi desteği alınabilir. Özellikle travma odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi konusunda deneyimli bir uzmanla çalışmak, belirtilerin yapılandırılmış biçimde ele alınmasına yardımcı olabilir.

Çocuk ve ergenlerde ise çocuk ve ergen psikiyatrisi bölümüne başvurmak uygundur. Okul, aile ve sosyal çevreyle iş birliği de değerlendirme sürecinin parçası olabilir.

Oluşturulma Tarihi:
Paylaş
Sizi Arayalım
Phone
Hemen Ara