- E-Dergi
Afetler, kayıplar ve travmatik yaşam olayları çocuklar ve ergenler üzerinde farklı düzeylerde duygusal, davranışsal ve fiziksel tepkilere yol açabilmektedir. Yas süreci, her çocukta aynı şekilde ilerlemeyen; yaşa, gelişim düzeyine ve yaşanan olayın niteliğine bağlı olarak değişkenlik gösterebilen doğal bir uyum süreci olarak ele alınmaktadır.
İçindekiler
Bu süreçte ortaya çıkan tepkiler çoğu zaman geçici nitelikte olup, psikoloji literatüründe olağan kabul edilmektedir. Ancak tepkilerin biçimi ve süresi çocuklar ve ergenler arasında farklılık gösterebilir.
Çocuk ve Ergenlerde Kayıp ve Yas Tepkileri
Kayıp ve afet sonrası çocuklarda korku, üzüntü, endişe, yalnızlık hissi ve güvensizlik duyguları görülebilmektedir. Küçük yaştaki çocuklar duygularını sözel olarak ifade etmekte zorlanabildikleri için bu duygular çoğu zaman davranışlarıyla ortaya çıkabilir. Saldırganlaşma, huzursuzluk, içe kapanma, ani öfke tepkileri veya daha önce görülmeyen korkular bu dönemde gözlemlenebilen tepkiler arasında yer alır.
Bazı çocuklarda ise bedensel belirtiler ön plana çıkabilir. Tıbbi bir neden bulunmamasına rağmen baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı gibi şikâyetler
görülebilir. Uyku sorunları, kabus görme ya da dikkat dağınıklığı da yas sürecinde karşılaşılabilen belirtiler arasında sayılmaktadır.
Ergenlik döneminde yas süreci farklı biçimlerde yaşanabilmektedir. Bu dönemde bazı ergenlerde riskli davranışlar, kurallara karşı gelme veya yoğun öfke tepkileri gözlemlenirken; bazı ergenlerde ise sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve içe kapanma görülebilmektedir.
Deprem Çocuklara Nasıl Anlatılmalıdır?
Çocuklara deprem ve benzeri afetlerle ilgili bilgi verilirken, yaşlarına ve gelişim düzeylerine uygun bir dil kullanılmasının önemli olduğu belirtilmektedir. Bu süreçte çocukların zihninde oluşabilecek yanlış anlamaların fark edilmesi ve açıklığa kavuşturulmasının, yaşanan durumu anlamlandırmalarına yardımcı olabileceği ifade edilmektedir.
Bu çerçevede, aşağıdaki yaklaşımların çocukların duygularını ifade edebilmeleri açısından destekleyici olabileceği belirtilmektedir:
- Çocuğun duygularını paylaşabilmesi için dinlenmeye alan tanınmasının ve duygularını ifade edebileceği bir iletişim ortamının oluşturulmasının faydalı olabileceği ifade edilmektedir.
- Üzüntü, korku veya ağlama gibi tepkilerin bu tür durumlarda görülebileceğinin ve bu duyguların olağan kabul edildiğinin çocuklara aktarılmasının, duyguların anlaşılmasını kolaylaştırabileceği belirtilmektedir.
- Oyun çağındaki çocuklar için çizim, resim yapma veya kukla gibi sözsüz ifade yollarının, yaşanan duyguların paylaşılmasını destekleyebileceği ifade edilmektedir.
- Okul öncesi dönemde, çocukların mümkün olduğunca gürültü ve karmaşadan uzak bir ortamda bulunmalarının ve kıyafet seçimi gibi küçük konularda karar verebilmelerine olanak tanınmasının, kontrol duygusunu destekleyebileceği belirtilmektedir.
Çocuklar Deprem Travmasından Nasıl Korunur?
Afet sonrası çocukların kendilerini güvende hissetmeleri büyük önem taşır. Günlük yaşam rutinlerinin mümkün olduğunca korunması; uyku, beslenme ve okul düzenine yeniden uyum sağlanması, belirsizlik duygusunu azaltmaya katkı sağlayabilir.
Okul öncesi dönemde gürültü ve karmaşadan uzak bir ortamın sağlanmasının ve çocukların küçük kararlar alabilmelerine olanak tanınmasının kontrol duygusunu desteklediği ifade edilmektedir. Ergenlik döneminde ise sosyal dayanışma ve yardımlaşma faaliyetlerine katılımın sürece olumlu katkı sağlayabileceği belirtilmektedir.
Travmatik olaylara ilişkin görüntülerin yoğun ve kontrolsüz biçimde izlenmesinin, çocuk ve ergenlerde ikincil travmatizasyona yol açabileceği ifade edilmektedir. Bu nedenle özellikle dijital platformlardaki içeriklere maruziyetin sınırlandırılmasının yas sürecini destekleyici bir unsur olabileceği belirtilmektedir.

