
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin istemediği halde zihnine tekrar tekrar gelen, kaygı ve rahatsızlık yaratan düşünce, dürtü veya imgeler ile bu düşüncelerin oluşturduğu sıkıntıyı azaltmak amacıyla gerçekleştirilen tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel eylemlerle karakterize bir ruh sağlığı bozukluğudur.
OKB'de tekrarlayan ve kontrol edilmesi güç düşünceler obsesyon, bu düşüncelerin yol açtığı kaygıyı azaltmak veya korkulan bir durumun gerçekleşmesini önlemek amacıyla yapılan davranışlar veya zihinsel ritüeller ise kompulsiyon olarak adlandırılır.
Örneğin kişi, ellerinin mikropla kaplandığını düşünerek yoğun bir kirlenme korkusu yaşayabilir ve bu düşüncenin oluşturduğu kaygıyı azaltmak için ellerini defalarca yıkayabilir. Başka bir kişi kapıyı kilitlediğini bildiği halde “Ya kilitlemediysem?” düşüncesinden kurtulamayarak kapıyı tekrar tekrar kontrol edebilir.
OKB'de kişi çoğu zaman düşüncelerinin veya davranışlarının aşırı olduğunu fark edebilir. Ancak bu farkındalık obsesyonları durdurmaya ya da kompulsiyonları bırakmaya her zaman yetmez. Düşünceyi bastırmaya çalışmak veya kompulsiyonu gerçekleştirmek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir; ancak bu rahatlama zamanla obsesyon-kompulsiyon döngüsünün güçlenmesine neden olabilir.
Obsesif kompulsif bozukluk yalnızca “çok titiz olmak”, “düzeni sevmek” veya “bir konuya takılmak” anlamına gelmez. OKB belirtileri kişinin günlük yaşamını, eğitimini, iş hayatını, aile ve sosyal ilişkilerini etkileyebilecek düzeye ulaşabilir.
Obsesyon Nedir?
Obsesyon; kişinin isteği dışında zihnine giren, tekrarlayan, rahatsız edici düşünce, görüntü veya dürtülerdir. Kişi bu düşünceleri istemez ve çoğu zaman düşüncelerin kendi değerleriyle, kişiliğiyle veya gerçek niyetiyle uyuşmadığını bilir.
“Ya çocuğuma zarar verirsem?”, “Ellerime mikrop bulaşmış olabilir mi?”, “Kapıyı gerçekten kilitledim mi?”, “Yanlış veya günah sayılabilecek bir şey düşündüm mü?” gibi düşünceler obsesyonlara örnek olabilir.
Obsesyonların önemli özelliklerinden biri, düşüncenin içeriğinden çok kişinin bu düşünceye yüklediği anlam ve düşünce karşısında yaşadığı yoğun sıkıntıdır.
Bir düşüncenin zihinden geçmesi, kişinin o düşünceyi gerçekleştirmek istediği anlamına gelmez. Özellikle zarar verme, cinsel veya dini içerikli obsesyonlarda kişinin düşüncelerinden dolayı yoğun suçluluk ve utanç yaşaması mümkündür.
Obsesyonlar şu alanlarda görülebilir:
- Kirlenme ve mikrop kapma korkusu
- Birine zarar verme korkusu
- Hata yapma veya sorumlu tutulma korkusu
- Kapı, ocak veya elektrikli cihazların açık kalmış olabileceğine ilişkin kuşkular
- Simetri ve düzen ihtiyacı
- Dini veya ahlaki konularla ilgili yoğun kuşkular
- İstenmeyen cinsel düşünceler
- Hastalık kapma veya bulaştırma korkusu
- Bir davranışı “tam doğru” yapamamış olma düşüncesi
Obsesyonlar kişinin zihninde uzun süre yer kaplayabilir ve dikkat, konsantrasyon, uyku ve günlük işlevselliği olumsuz etkileyebilir.
Kompulsiyon Nedir?
Kompulsiyon, kişinin obsesyonların oluşturduğu kaygıyı azaltmak veya korktuğu bir olayın gerçekleşmesini engellemek amacıyla kendisini yapmak zorunda hissettiği tekrarlayıcı davranış ya da zihinsel eylemdir.
El yıkamak, kontrol etmek ve eşyaları düzenlemek gözle görülebilen kompulsiyonlara örnektir. Ancak kompulsiyonlar her zaman dışarıdan fark edilmez. İçinden belirli kelimeleri tekrar etmek, dua etmek, sayı saymak, geçmişte yaşanan bir olayı zihinde tekrar tekrar incelemek veya “kötü” bir düşünceyi “iyi” bir düşünceyle etkisiz hale getirmeye çalışmak da zihinsel kompulsiyon olabilir.
Kompulsiyon gerçekleştirildiğinde kişi kısa süreli rahatlama yaşayabilir. Ancak bu rahatlama çoğunlukla geçicidir. Bir süre sonra aynı obsesyon tekrar ortaya çıkar ve kişi ritüeli yeniden yapmak zorunda hisseder.
Böylece:
Obsesyon → Kaygı → Kompulsiyon → Geçici rahatlama → Obsesyonun yeniden ortaya çıkması
şeklinde bir döngü oluşabilir.
Takıntı ve Vesvese ile OKB Arasındaki Fark Nedir?
Günlük dilde “takıntı” ve “vesvese” kelimeleri çok geniş anlamlarda kullanılmaktadır. Bir kişinin bir olay hakkında uzun süre düşünmesi, bir konuda endişelenmesi veya belirli bir düzene önem vermesi tek başına obsesif kompulsif bozukluk anlamına gelmez.
Zaman zaman herkesin zihnine istemediği düşünceler gelebilir. İnsanlar “Acaba kapıyı kilitledim mi?”, “Yanlış bir şey mi söyledim?” veya “Ya kötü bir şey olursa?” gibi düşünceler yaşayabilir.
OKB'de ise düşünceler genellikle:
- Tekrarlayıcıdır,
- Kişinin isteği dışında ortaya çıkar,
- Belirgin kaygı veya sıkıntıya yol açar,
- Kontrol edilmesi veya zihinden uzaklaştırılması güçtür,
- Kompulsiyonlara ya da kaçınma davranışlarına neden olabilir,
- Günlük yaşam için ciddi zaman kaybına yol açabilir,
- İş, okul, sosyal yaşam veya ilişkileri etkileyebilir.
“Vesvese” günlük ve kültürel kullanımda kişinin zihnine gelen kuşkulu veya rahatsız edici düşünceleri tanımlamak için kullanılabilir. Ancak tıbbi açıdan vesvese ile OKB aynı kavram değildir.
Benzer şekilde kişinin düzenli, titiz veya kontrolcü olması da tek başına OKB tanısı anlamına gelmez. Tanıda düşünce ve davranışların sıklığı, oluşturduğu sıkıntı, harcanan zaman ve kişinin işlevselliği üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtileri Nelerdir?
Obsesif kompulsif bozukluk belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde obsesyonlar ön plandayken bazı kişilerde kompulsiyonlar daha görünür olabilir.
Aynı kişide farklı dönemlerde farklı obsesyon ve kompulsiyonlar da görülebilir.
OKB belirtileri genel olarak iki ana grupta değerlendirilir: obsesyon belirtileri ve kompulsiyon belirtileri.
Obsesyon Belirtileri Nelerdir?
Yaygın obsesyon belirtileri arasında kirlenme veya mikrop kapma korkusu, hata yapma korkusu, kontrolü kaybederek birine zarar verme düşüncesi, sosyal açıdan uygunsuz bir davranışta bulunma korkusu, dini veya ahlaki açıdan yanlış bir düşünceye sahip olma endişesi, cinsel içerikli istenmeyen düşünceler, aşırı kuşku, simetri ve düzen ihtiyacı yer alabilir.
Kişi düşüncenin mantıklı olmadığını bilse bile “Ya gerçekse?”, “Ya bunu gerçekten yaparsam?” veya “Yüzde yüz emin olabilir miyim?” gibi sorular nedeniyle düşünceden uzaklaşamayabilir.
Sürekli güvence arama da OKB'nin önemli belirtilerinden biri olabilir. Kişi yakınlarına defalarca “Emin misin?”, “Ben kötü bir insan değilim değil mi?”, “Kapıyı kapattığımı gördün mü?” gibi sorular yöneltebilir.
Kompulsiyon Belirtileri Nelerdir?
Kompulsiyon belirtileri arasında:
- Elleri tekrar tekrar yıkamak,
- Uzun süre duş almak,
- Eşyaları sürekli temizlemek veya dezenfekte etmek,
- Kapı, pencere, ocak veya elektrikli cihazları defalarca kontrol etmek,
- Belirli hareketleri belli sayıda tekrar etmek,
- Eşyaları belirli bir düzene göre yerleştirmek,
- Adımları veya nesneleri saymak,
- Belirli kelimeleri veya duaları tekrarlamak,
- Sürekli güvence istemek,
- Bir konuşmayı veya olayı zihinde tekrar tekrar incelemek,
- “Kötü” düşünceleri etkisiz hale getirecek zihinsel ritüeller uygulamak
görülebilir.
Kişinin kompulsiyonu yapmaması halinde yoğun kaygı yaşaması veya kötü bir olay gerçekleşeceğini düşünmesi OKB döngüsünü güçlendirebilir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Türleri Nelerdir?
OKB belirtileri çok farklı içeriklerde ortaya çıkabilir. Klinik değerlendirmede kesin sınırlarla ayrılan “OKB türleri” bulunmaktan çok, kişide baskın olan obsesyon ve kompulsiyon temalarından söz edilir.
Bir kişide aynı anda birden fazla tema bulunabilir ve belirtilerin içeriği zaman içerisinde değişebilir.
Bulaşma Obsesyonu ve Temizlik Kompulsiyonu
Bulaşma obsesyonunda kişi mikrop, virüs, hastalık, vücut sıvıları, kimyasal maddeler veya “kirli” olduğunu düşündüğü kişiler ve nesnelerle temas etmekten yoğun kaygı duyabilir.
Bu kaygının ardından aşırı el yıkama, uzun süre duş alma, kıyafetleri tekrar tekrar değiştirme, yüzeyleri sürekli temizleme veya belirli nesnelere dokunmaktan kaçınma gibi davranışlar ortaya çıkabilir.
Normal hijyen davranışından farklı olarak temizlik davranışı kişinin yaşamında ciddi zaman kaybına ve işlev kaybına yol açabilir. Aşırı el yıkama nedeniyle ciltte tahriş veya yaralar oluşması da mümkündür.
Kuşku Obsesyonu ve Kontrol Kompulsiyonu
Kuşku obsesyonunda kişi yaptığı bir işle ilgili tekrar tekrar şüphe duyabilir.
“Kapıyı kilitledim mi?”, “Ocağı açık mı bıraktım?”, “Elektriği kapattım mı?”, “Arabayı kullanırken birine çarptım mı?” gibi düşünceler sık görülebilir.
Kişi cevabı bildiği halde yüzde yüz emin olmak ister ve kapıyı, ocağı veya diğer nesneleri tekrar tekrar kontrol edebilir.
Kontrol davranışı kısa süre için güven verse de zamanla kişinin kendi hafızasına ve algısına olan güvenini daha da azaltabilir.
Simetri ve Düzen Obsesyonu
Simetri ve düzen obsesyonunda kişi nesnelerin belirli bir sırada, düzende veya simetride olması gerektiğini hissedebilir.
Bir nesnenin yerinin birkaç santimetre değişmesi bile yoğun huzursuzluğa yol açabilir. Kişi eşyaları tekrar tekrar düzeltebilir veya yaptığı işi “tam doğru hissetmediği” için yeniden yapabilir.
Burada önemli nokta düzenli olmayı sevmek değil, düzen sağlanmadığında ortaya çıkan yoğun sıkıntı ve kişinin davranışı tekrar etmeye mecbur hissetmesidir.
Dini İçerikli Obsesyonlar
Dini içerikli obsesyonlar bazen “dini obsesyon” veya “scrupulosity” olarak adlandırılır.
Kişinin inançlarına ve değerlerine aykırı düşünceler istemsiz olarak zihnine gelebilir. Kişi günah işlemiş olabileceğini, ibadetini yanlış yaptığını veya zihnine gelen bir düşüncenin ahlaki açıdan kendisini kötü biri yaptığına inanabilir.
Bunun sonucunda duaları tekrar etmek, ibadetleri tekrar yapmak, dini konularda sürekli güvence aramak veya zihinsel ritüeller geliştirmek görülebilir.
İstenmeyen dini düşüncenin bulunması, kişinin inancını veya gerçek niyetini göstermez.
Cinsel İçerikli Obsesyonlar
Cinsel obsesyonlar kişinin istemediği, kendisini rahatsız eden cinsel düşünce, görüntü veya dürtüler biçiminde görülebilir.
Kişi düşüncelerin ortaya çıkmasından dolayı yoğun utanç ve suçluluk yaşayabilir ve “Bu düşünce aklıma geldiğine göre bunu istiyor olabilir miyim?” şeklinde sorgulamalar yapabilir.
OKB'deki istenmeyen cinsel obsesyonların kişinin gerçek isteği, niyeti veya davranışıyla aynı şey olmadığı bilinmelidir.
Sayma Kompulsiyonu
Sayma kompulsiyonunda kişi adımlarını, nesneleri, kelimeleri veya gerçekleştirdiği davranışları belirli sayılarda saymak zorunda hissedebilir.
Bazı kişiler belirli sayıların “güvenli”, bazılarının ise “tehlikeli” olduğuna ilişkin yoğun bir his yaşayabilir.
Kişi istediği sayıya ulaşamadığında eyleme yeniden başlayabilir.
Dokunma Kompulsiyonu
Dokunma kompulsiyonunda kişi belirli bir nesneye veya yüzeye belirli sayıda dokunma ya da iki taraf arasında eşitlik sağlama ihtiyacı hissedebilir.
Örneğin sağ eliyle bir yere dokunduğunda sol eliyle de dokunması gerektiğini düşünebilir.
Davranış gerçekleştirilmediğinde kişinin içinde “eksik kalmışlık” veya yoğun huzursuzluk hissi oluşabilir.
Biriktirme ve Saklama Davranışları
Bazı OKB vakalarında kişi belirli nesneleri atmakla ilgili yoğun kaygı yaşayabilir. “İleride lazım olabilir”, “Atarsam kötü bir şey olabilir” veya “Yanlışlıkla önemli bir şeyi atabilirim” düşünceleri biriktirme davranışına eşlik edebilir.
Ancak her biriktirme davranışı OKB olarak değerlendirilmez. Güncel psikiyatrik sınıflandırmalarda Biriktirme Bozukluğu, OKB ile ilişkili ancak ayrı değerlendirilebilen bir bozukluk olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle belirgin biriktirme davranışı bulunan kişinin uzman tarafından ayrıntılı değerlendirilmesi önemlidir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Neden Olur?
OKB'nin tek bir nedeni bulunmamaktadır. Obsesif kompulsif bozukluğun gelişiminde genetik yatkınlık, beynin bazı işlevsel özellikleri, öğrenme süreçleri, psikolojik özellikler ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.
Bir kişide belirli bir risk faktörünün bulunması mutlaka OKB gelişeceği anlamına gelmez.
Genetik Faktörler
OKB'nin ailelerde daha sık görülebilmesi genetik yatkınlığın hastalığın gelişiminde rol oynayabileceğini düşündürmektedir.
Özellikle birinci derece yakınlarında OKB bulunan kişilerde risk toplum ortalamasından daha yüksek olabilir.
Ancak OKB yalnızca genlerle açıklanamaz. Genetik yatkınlık ile çevresel ve psikolojik faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Beyin İşlevleri ve Biyolojik Faktörler
OKB üzerine yapılan araştırmalarda beynin karar verme, hata algılama, davranışı kontrol etme ve alışkanlıklarla ilişkili bazı devrelerinin rolü araştırılmaktadır.
Önceki açıklamalarda OKB zaman zaman yalnızca “serotonin eksikliği” ile açıklanmış olsa da günümüzde hastalığın tek bir nörotransmitter veya basit bir kimyasal dengesizlik modeliyle açıklanamayacak kadar karmaşık olduğu kabul edilmektedir.
Genetik özellikler, beyin devreleri, nörotransmitter sistemleri ve öğrenilmiş davranışların birlikte etkili olabileceği düşünülmektedir.
Çevresel ve Psikolojik Faktörler
Bazı öğrenme biçimleri, kaygıyla başa çıkma yöntemleri, belirsizliğe tahammül güçlüğü, aşırı sorumluluk hissi veya düşüncelere aşırı anlam yükleme OKB belirtilerinin sürmesinde etkili olabilir.
Örneğin kişi “Bir şeyi düşünmüş olmam onu gerçekleştirebileceğim anlamına gelir” şeklinde bir anlamlandırma yapıyorsa, istenmeyen düşüncelerden daha fazla korkabilir.
Düşünceyi bastırmaya çalışmak, sürekli güvence istemek veya kaçınmak kısa vadede kaygıyı azaltsa da uzun vadede OKB döngüsünü sürdürebilir.
Stres ve Yaşam Olayları
Yoğun stres dönemleri OKB'nin tek başına nedeni olarak kabul edilmez; ancak belirtilerin başlamasına veya mevcut belirtilerin şiddetlenmesine eşlik edebilir.
İş değişikliği, sınav dönemi, ilişki sorunları, doğum, hastalık, kayıp, taşınma ve diğer önemli yaşam olayları bazı kişilerde belirtilerin artmasıyla ilişkili olabilir.
OKB Kimlerde Görülür?
Obsesif kompulsif bozukluk çocuklarda, ergenlerde ve yetişkinlerde görülebilir. Kadınlarda ve erkeklerde ortaya çıkabilir.
Belirtilerin şekli yaşa göre farklılaşabilir. Çocuklarda aile üyelerini ritüellere dahil etme veya belirli davranışları tekrar yaptırma gibi belirtiler görülebilir.
OKB'ye depresyon, diğer kaygı bozuklukları, tik bozuklukları ve bazı başka psikiyatrik durumlar eşlik edebilir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca obsesyon ve kompulsiyonlarla sınırlı tutulmaz.
OKB Hangi Yaşlarda Başlar?
OKB çoğunlukla çocukluk, ergenlik veya genç yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkabilir; ancak yaşamın herhangi bir döneminde başlayabilir.
Bazı kişiler belirtilerinin çocukluk yıllarından itibaren bulunduğunu ancak yıllar sonra OKB olduğunu fark ettiklerini ifade eder.
Erken belirtilerin fark edilmesi ve uygun değerlendirme yapılması, kişinin okul, iş ve sosyal yaşamında meydana gelebilecek işlev kaybının azaltılmasına yardımcı olabilir.
OKB Ne Kadar Sık Görülür?
OKB nadir görülen bir durum değildir. Kullanılan araştırma yöntemi ve incelenen topluma göre oranlar değişebilmektedir. NIMH'nin ABD yetişkinlerine ilişkin verilerinde yaşam boyu OKB prevalansı yaklaşık %2,3 olarak bildirilmiştir. Farklı uluslararası araştırmalarda oranlar toplum ve yönteme göre değişebilmektedir.
Bu nedenle toplumdaki her yüz kişiden belirli sabit sayıda kişinin mutlaka OKB yaşayacağını söylemek yerine, OKB'nin toplumda anlamlı sıklıkta görülen ve profesyonel destek gerektirebilen bir ruh sağlığı sorunu olduğunu belirtmek daha doğrudur.
Her Takıntılı Düşünce OKB midir?
Hayır. Her insan zaman zaman istemediği veya rahatsız edici düşünceler yaşayabilir.
Bir düşüncenin tekrar etmesi de tek başına OKB tanısı için yeterli değildir.
OKB açısından önemli olan düşüncenin:
- Sıklığı,
- Şiddeti,
- Kontrol edilmesindeki güçlük,
- Yarattığı kaygı,
- Kompulsiyonlara yol açıp açmadığı,
- Günlük yaşamda ne kadar zaman aldığı,
- İş, okul ve sosyal işlevselliği ne ölçüde etkilediğidir.
Örneğin evden çıktıktan sonra bir kez “Kapıyı kilitledim mi?” diye düşünerek geri dönmek tek başına OKB değildir. Ancak kişi her gün onlarca kez kapıyı kontrol ediyor, evden çıkması uzun sürüyor ve bu nedenle işe geç kalıyorsa profesyonel değerlendirme gerekebilir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Tanısı Nasıl Konur?
OKB tanısı bir psikiyatri uzmanı tarafından yapılan klinik değerlendirme sonucunda konur.
Tanı sırasında kişinin obsesyonları, kompulsiyonları, belirtilerin ne zamandır devam ettiği, günlük yaşamda ne kadar zaman aldığı, oluşturduğu sıkıntı ve işlev kaybı değerlendirilir.
Ayrıca benzer belirtilere neden olabilecek başka psikiyatrik veya tıbbi durumların bulunup bulunmadığı araştırılabilir.
Değerlendirmede şu konular ele alınabilir:
- Obsesyonların içeriği
- Kompulsiyonların türü
- Belirtilerin günlük süresi
- Kaçınma davranışları
- Aile üyelerinin ritüellere katılıp katılmadığı
- İş veya okul yaşamına etkisi
- Sosyal ilişkilere etkisi
- Depresyon ve diğer kaygı belirtileri
- Kullanılan ilaçlar
- Madde kullanımı
- Eşlik eden diğer ruhsal veya tıbbi durumlar
OKB için tek başına tanı koyan bir kan testi, MR veya başka bir laboratuvar testi bulunmamaktadır. Gerekli görülürse başka durumları değerlendirmek amacıyla ek incelemeler istenebilir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Testi Nasıl Yapılır?
OKB değerlendirmesinde psikiyatri uzmanları ve klinik psikologlar belirtilerin niteliğini ve şiddetini değerlendirmek amacıyla çeşitli klinik ölçeklerden yararlanabilir.
Bu ölçeklerde obsesyonların ve kompulsiyonların ne kadar zaman aldığı, kişinin belirtilere ne ölçüde direnebildiği, yaşanan sıkıntının düzeyi ve belirtilerin günlük yaşama etkisi sorgulanabilir.
OKB değerlendirmesinde uluslararası alanda bilinen ölçeklerden biri Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği'dir (Y-BOCS). Ancak bu ve benzeri ölçekler klinik değerlendirmeye yardımcı araçlardır.
İnternette bulunan “OKB testi” veya “takıntı testi” gibi öz değerlendirme testlerinden alınan yüksek puanlar kişinin kesin olarak OKB olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde testten düşük puan almak da tek başına OKB bulunmadığını kanıtlamaz.
Kesin değerlendirme kişinin belirtilerinin uzman tarafından ayrıntılı biçimde ele alınmasıyla yapılır.
Obsesif Kompulsif Bozukluk Nasıl Tedavi Edilir?
OKB tedavisinde amaç yalnızca kişinin kaygısını geçici olarak azaltmak değil, obsesyon-kompulsiyon döngüsünü kırarak kişinin günlük işlevselliğini ve yaşam kalitesini artırmaktır.
Tedavi kişinin yaşına, belirtilerin şiddetine, eşlik eden psikiyatrik durumlara, önceki tedavilere ve bireysel ihtiyaçlara göre planlanır.
OKB tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisi temel seçenekler arasındadır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi içerisinde yer alan Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP), OKB tedavisinde önemli kanıta sahip yaklaşımlardan biridir. Orta veya ağır işlev kaybında psikoterapi ve ilaç tedavisi birlikte değerlendirilebilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), kişinin obsesyonlarla ve bunlara eşlik eden kaygıyla kurduğu ilişkiyi anlamasına yardımcı olan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Terapide kişi istenmeyen düşüncelerin varlığının tek başına tehlike anlamına gelmediğini, düşünceleri kontrol etmek veya bastırmak için kullanılan bazı yöntemlerin sorunu sürdürebileceğini öğrenebilir.
“Bunu düşündüysem yapabilirim”, “Yüzde yüz emin olmalıyım” veya “Bir felaketin gerçekleşmesini engellemek benim sorumluluğum” gibi düşünce biçimleri terapi içerisinde ele alınabilir.
Maruz Bırakma ve Tepki Önleme Terapisi (ERP)
ERP, OKB için geliştirilmiş bilişsel davranışçı terapi yöntemlerinden biridir.
Tedavide kişi terapist ile birlikte kendisinde kaygı oluşturan durumları belirler. Daha sonra uygun bir plan içerisinde bu durumlarla karşılaşması ve normalde gerçekleştirdiği kompulsiyonu yapmadan kaygının zaman içinde azalabileceğini deneyimlemesi hedeflenir.
Örneğin bulaşma obsesyonu bulunan bir kişi için tedavi, terapistin belirlediği plan doğrultusunda korkulan ancak gerçekçi olarak güvenli olan bir yüzeye temas ettikten sonra hemen yıkama davranışını gerçekleştirmemeyi öğrenmeyi içerebilir.
ERP kişinin en yoğun korkusuyla kontrolsüz biçimde karşı karşıya bırakılması değildir. Uygulama kişinin klinik durumu, hazır oluşu ve terapötik plan doğrultusunda kademeli biçimde gerçekleştirilir.
ERP'nin kompulsif davranışları azaltmada etkili olduğuna ilişkin güçlü klinik kanıt bulunmaktadır.
İlaç Tedavisi
OKB tedavisinde özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili bazı antidepresan ilaçlar kullanılabilir. İlacın seçimi, dozu ve kullanım süresi psikiyatri uzmanı tarafından kişinin klinik durumuna göre belirlenmelidir.
OKB'de ilaçların etkisinin ortaya çıkması bazı diğer psikiyatrik durumlardan daha uzun sürebilir. İlacın etkisiz olduğu sonucuna erken varılmaması ve doz değişikliklerinin doktor kontrolünde yapılması önemlidir.
Psikiyatrik ilaçlar doktor önerisi olmadan başlanmamalı, dozu değiştirilmemeli veya aniden bırakılmamalıdır.
Tedaviye yeterli yanıt alınamayan durumlarda psikiyatri uzmanı tanıyı, eşlik eden durumları, kullanılan ilaçları, dozları ve psikoterapi sürecini yeniden değerlendirebilir.
OKB Tedavisi Ne Kadar Sürer?
OKB tedavisinin süresi herkes için aynı değildir.
Tedavi süresini belirtilerin şiddeti, OKB'nin ne kadar süredir devam ettiği, eşlik eden psikiyatrik durumlar, terapiye düzenli katılım ve kişinin tedaviye verdiği yanıt gibi birçok faktör etkileyebilir.
Bazı kişilerde belirtiler birkaç ay içerisinde belirgin şekilde azalabilirken daha uzun süreli tedavi ve takip gerektiren durumlar da olabilir.
İlaç tedavisinde de belirtiler iyileştikten hemen sonra ilacı bırakmak uygun olmayabilir. Tedavinin ne kadar sürdürüleceğine psikiyatri uzmanı kişinin hastalık öyküsünü ve tekrar etme riskini değerlendirerek karar verir.
OKB Tedavi Edilmezse Ne Olur?
OKB belirtileri tedavi edilmediğinde bazı kişilerde uzun süre devam edebilir veya dönem dönem şiddetlenebilir.
Kompulsiyonlar zaman içerisinde kişinin günlük yaşamında giderek daha fazla yer kaplayabilir.
Örneğin başlangıçta birkaç dakika süren kontrol davranışları zamanla saatler sürebilir. Kişi korktuğu durumlarla karşılaşmamak için evden çıkmamaya, belirli insanlarla görüşmemeye veya günlük sorumluluklarını ertelemeye başlayabilir.
Tedavi edilmeyen veya ağır seyreden OKB;
- Eğitim ve iş hayatının aksamasına,
- Sosyal izolasyona,
- Aile ilişkilerinde sorunlara,
- Uyku problemlerine,
- Yaşam kalitesinde azalmaya,
- Depresif belirtilere,
- Günlük işlerin tamamlanmasında güçlüğe
neden olabilir.
Belirtilerin günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeye başlaması durumunda profesyonel destek almak önemlidir.
OKB ile Yaşayan Birine Nasıl Yaklaşılmalı?
OKB yalnızca kişinin “kafasına taktığı” veya isterse kolaylıkla bırakabileceği bir davranış değildir. Bu nedenle “Düşünme”, “Takma kafana”, “Saçmalıyorsun” veya “Sadece yapmayı bırak” gibi ifadeler yardımcı olmayabilir.
Yakınların anlayışlı ve yargılamayan bir tutum göstermesi önemlidir.
Ancak destek olmak kompulsiyonlara sürekli katılmak anlamına da gelmez.
Örneğin kişi “Kapıyı gerçekten kapattım mı?” sorusunu onlarca kez soruyorsa her seferinde güvence vermek kısa vadede kişiyi rahatlatabilir; ancak uzun vadede güvence arama kompulsiyonunu güçlendirebilir.
Aile üyeleri gerektiğinde tedavi ekibinden kişinin kompulsiyonlarına farkında olmadan nasıl katkıda bulunabilecekleri konusunda bilgi alabilir.
Kişiyi profesyonel destek almaya teşvik etmek, tedavi sürecini desteklemek ve iyileşmenin zaman alabileceğini kabul etmek önemlidir.








