COVID-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Kimler Nörolojik Test Yaptırmalıdır?

Yıllar içerisinde vücudun yavaş yavaş yaşlanmasıyla birlikte beyinde de benzeri durumlar görülür. Bazen yılların etkisi sadece bedende görülürken, bazen dinç bir bedende yorgun bir beyin görülebilir. Bu nedenle özellikle 40 yaş üzeri herkes düzenli olarak nörolojik test yaptırarak beyin sağlığı konusunda gerekli kontrolleri yaptırmalıdır.

Nörolojik problemleri olan kişilerde genellikle boyun ve baş ağrıları ortaya çıkar. Ayrıca uyku ve denge bozuklukları görülür ve baş dönmesi gibi problemler yaşanır. Buna ek olarak kulak çınlaması ve yüz felci gibi birçok rahatsızlık söz konusu olduğunda en kısa sürede bir nöroloji uzmanına başvurulmalı ve muayene olunmalıdır. Böylece tanı ve tedavi süreci en iyi şekilde takip edilir ve bu tür nörolojik rahatsızlıklarının giderilmesi sağlanır.

Daha erken yaşlarda unutkanlık ve dikkat dağınıklığı gibi problemler görüldüğünde de muhakkak alanında bir uzman hekime muayene olmak önemlidir. Beyin check-up işlemleri ile unutkanlık ve dikkat dağınıklığı olanlar incelenir ve çeşitli nörolojik testler sayesinde değerlendirmeler yapılır. Özellikle öğrencilerde görülebilen bu durum, erken tanı ile kişinin yaşamını olumsuz etkilemeyi bırakır ve hasta çok daha kaliteli bir yaşama doğru ilerler.

Nörolojik Test Çeşitleri Nelerdir?

Nörolojik hastalıkların muayene ve tedavisi için bu tür rahatsızlıklara özel geliştirilen nörolojik testlerin hastaya uygulanması gerekir. Bu sayede hastalığa en doğru tanı konulur ve tanıya bağlı olarak ideal bir tedavi süreci belirlenir. Bu testler genel olarak beyin check-up işlemleri adı altında toplanır ve başlıcaları şu şekilde sıralanır:​

  • EEG Sistemi
  • MR
  • Nöropsikolojik Testler
  • Gen Tarama

Uzman bir ekip tarafından özenle gerçekleştirilen bu testler sayesinde beynin mevcut durumu hakkında bilgi edinilir ve beynin sağlıklı çalışıp çalışmadığı rahatlıkla anlaşılır. Ayrıca hafıza ve dikkat kaybı olup olmadığını ölçen bu testler, beynin fonksiyonlarında herhangi bir bozukluk olup olmadığını anlamada oldukça etkilidir.

Elektroensefalografi (EEG) Sistemi

Saçlı kafa deri üzerinden beyin fonksiyonlarını inceleyen ve değerlendiren elektroensefalografi, nörolojik rahatsızlıkların tanısında önemli bir yere sahiptir. Birçok alanda kullanılan EEG, genellikle şu durumlarda tercih edilir:

  • Nöbetlerde
  • Beyin tümörlerinde
  • Kafa travmalarında
  • Uyku bozukluklarında
  • Dejeneratif hastalıklarda
  • İleri seviye psikiyatrik bozukluklarda

EEG sistemi hastalara ayakta uygulanan bir test yöntemidir. Herhangi bir ağrıya neden olmayan bu testin, aynı zamanda hiçbir riski yoktur. Uygulama esnasında saçlı kafa derisine elektrotlar yerleştirilir ve bir yapıştırıcı yardımıyla yapıştırılır. Ardından hastanın kafasını hareket ettirmeden durması gerekir. Bekleme sürecinde hasta oturabilir ya da uzanabilir. Elektriği taşıyan ve monitorize eden bu elektrotlar, hastanın beyin haritasını çıkarır. Uygulama esnasında hastanın ara ara derin nefes alması ve gözlerini açıp kapaması gerekir. Ayrıca ışık, ses gibi uyarıcılarla hastanın beynindeki değişimler gözlemlenir. Genellikle 30 dakika civarında süren bu çekimler esnasında, hastanın tok olması ve bir önceki gece en fazla 2 ya da 3 saat uyumuş olması gerekir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR)

Bilgisayar üzerinden radyo dalgaları ve güçlü manyetik alan oluşturarak görüntü elde eden manyetik rezonans görüntüleme, genel olarak nörolojik rahatsızlıkların teşhisinde kullanılır. Kullanım alanları şu şekilde sıralanabilir:

  • Beyin ve omurilik tümörleri
  • Göz hastalıkları
  • İnflamasyon
  • Enfeksiyon
  • Dejeneratif hastalıklar
  • Damarsal patolojiler

MR için hasta .ok sayıda silindir magnetten oluşan bir tünel içine yatar. Bir süre hareketsiz halde duran hastanın görüntüleri elde edilir. Ayrıca hasta üzerinde manyetik alanı olumsuz etkileyen takı, toka, takma diş gibi maddeler olmamalıdır

Nöropsikolojik Testler

Nöropsikolojik testler sayesinde özellikle depresyon ya da demans gibi rahatsızlıkların birbirinden ayrılması ve en doğru teşhisin koyulması sağlanır. Unutkanlık sorununun hangi durumlarda, ne kadar sıklıkla gerçekleştir belirlenerek tedavi sürecinin en iyi şekilde gerçekleştirilmesi sağlanır. Hastanın tanı ve tedavi sürecine muazzam bir katkısı olan bu testler, yaklaşık 2 saat sürer. En yaygın nöropsikolojik testler ise şu şekilde sıralanabilir:

Ortalama 2 saat civarında süren bellek, dikkat, yürütücü işlevler, dil ve görsel mekânsal işlevlerini kapsayacak, tam bir nöropsikolojik değerlendirme uygulama paketidir.

  • Wechler Bellek Testi
  • Semantik Akıcılık ve Harf Akıcılığı Testleri
  • Stroop Test
  • Wisconsin Kart Eşleme Testi
  • Öktem Sözel Bellek Süreçleri Testi
  • Benton Yüz Tanıma Testi
  • Benton Çizgi Yönünü Belirleme Testi
  • Boston Adlandırma Testi
  • WAIS İkili Benzerlikler Alt Test
  • İz Sürme Testi

Gen Tarama Testi

Küçük ipliksi yapılar formunda olan kromozomlar üzerinde yer alan gen, nörolojik rahatsızlıkların tanısında büyük rol oynar. Normal şartlarda her hücrede 46 adet kromozom bulunur. Bu kromozomların yarısı anneden diğer yarısı ise babadan gelir. Bazen bu kromozomlar gen oluşturma sürecinde mutasyona uğrar ve bu nedenle düzgün çalışamaz hale gelir. Bu tür durumlarda genetik bir hastalık oluşabilir. Kan ya da doku testi ile gen tarama testi uygulanarak bu tür rahatsızlıkların olup olmadığı anlaşılır ve tedavi süreci elde edilen verilere göre oluşturulur.

Beyin Check-up İşlemleri Ortalama Ne Kadar Sürer?

Beyne yapılan işlevsel check-up sayesinde beynin her bir fonksiyonu yakından izlenir ve bir çeşit beyin haritası çıkarılır. Ayrıca kognitif testler uygulanarak algılanan sorunlara bağlı olarak uygun bir tedavi ve rehabilitasyon programına geçilir.

Muazzam bir organ olan beynin işlevlerini detaylı olarak inceleyen ve herhangi bir sorun olup olmadığını gösteren beyin check-up işlemleri, ortalama 3 ya da 4 saat kadar sürer. Zihinsel faaliyetlerin değerlendirildiği bu süreçte, beynin yapısını incelemeye yardımcı olan manyetik rezonans ya da bilgisayarlı tomografi tercih edilir. Beynin işlevselliği ise EEG yardımıyla değerlendirilir. Ayrıca bu süreçte dikkat, hafıza ve zeka ölçümleri yapılan hasta, aynı zamanda psikososyal açıdan da değerlendirilir. Bu süreçte ise beyindeki hücreler arasındaki bilgi alışverişi incelenir ve stres hormonları gibi kriterler gözlemlenerek değerlendirilir.

Beyin Check-up İşlemleri Sonrası Tedavi Süreci Nasıldır?

Birçok rahatsızlığın erken tanısı sayesinde ilaçla tedaviye gereksinim dahi duyulmaz. Özel zihinsel geliştirme ve rehabilitasyon programlarının uygulanması sayesinde, birçok problemin üstesinden gelinir. Bu programlarla hastada dikkat ve konsantrasyon arttırılır. Ayrıca hastanın öğrenme ve kavrama yeteneği de geliştirilir. Bazı durumlarda ise ilaç kullanımı kaçınılmaz hale gelir.

İlaç kullanımı söz konusu olduğunda genellikle hücre yenileyici ve beynin stres salgılarını düzenleyici ilaçlar tavsiye edilir. Ayrıca çeşitli egzersizlerle beynin fonksiyonlarının geliştirilmesi sağlanır. Özellikle;

  • Dikkat,
  • Bellek,
  • Mantıklı düşünme,
  • Öğrenme,
  • Akılda tutma,
  • Hatırlama gibi becerilerin artmasını sağlayan beyin egzersizleri yaptırılır.

Ayrıca depresyon gibi rahatsızlıklar genel olarak sadece psikolojik gibi görünse de, günümüzde bu tür rahatsızlıkların biyolojik boyutlu olduğu bilinir. Bu nedenle birçok psikolojik hastalığın tedavisinde nörolojik testlerin yapılması gerekir. Böylece beyinde fonksiyonel olarak herhangi bir problem olup olmadığına bakılır ve tedavi süreci elde edilen bulgulara göre yapılır. Son yıllarda depresyon rahatsızlıklarının birçoğunda bu tür insan beynine yönelik uygulamalar ve ilaç tedavileri oldukça etkilidir.

Neden Beyin Check-up İşlemleri Yaptırılmalıdır?

40 yaş ve üzeri olan herkesin düzenli olarak beyin check-up işlemlerini yaptırması oldukça önemlidir. Çünkü ilerleyen yaşlarda beynin fonksiyonlarını yerine getirememesi nedeniyle birçok rahatsızlık ortaya çıkar. Bu tür hastalıkların erken tanısı ve tedaviye en kısa sürede başlanması hayati bir önem taşır. Örneğin; Alzheimer hastalığı bu tür nörolojik rahatsızlıklardan biridir. Bu hastalık ne kadar erken teşhis edilirse, o kadar erken tedavi süreci başlar. Sinsi bir hastalık olan Alzheimer, tedavi edilmediğinde ciddi hafıza kayıplarına neden olur. Erken teşhis olursa uygun tedavi süreci sayesinde hastalığın belirtileri hafifletilir ve ilerlemesi önlenir.

Hemen hemen herkeste görülen unutkanlık, bazı durumlarda çok daha ciddi boyutlara ulaşarak, yaşam kalitesinin düşmesine neden olur. Bu yüzden beyin check-up işlemleri ile beynin düzenli olarak incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması gerekir.