ONLINE RANDEVU
Covid-19 Bilgilendirmesi Hakkında

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İyiliği Model Olarak Öğretmek Gerekiyor”

Kötücül duyguların altında bencillik eğilimlerinin yattığını belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bencillik eğilimlerimizi tedavi edersek sosyal bir varlık oluruz. Başkalarının iyiliğini düşünmeyen insan kötüdür. Empati duygumuzu geliştirmemiz gerekiyor” dedi. Kötü olan kişilerde empati eksikliği bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kötülükle en güzel mücadelenin iyiliği artırmakla mümkün olacağını kaydetti. İyilik ve kötülük kavramının kültürel olarak öğrenildiğini ifade eden Tarhan, “İyiliği model olarak öğretmek gerekiyor” dedi.

11.09.2020 - 16:19


Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kötülüğün psikolojisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kötülükle en güzel mücadele iyiliği arttırmakla olur

“İnsan neden kötülük yapıyor?” sorusunun evrimsel psikolojinin en önemli konularından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:

 “İlk önce kötülük nedir diye tanımlamak gerekiyor. Bir şeyi doğru tanımlarsak anlayabiliriz. Yanlış tanımlarsak yanlış anlaşılırız. Kötü kavramı kişiden kişiye değişebiliyor. Entropi yasasındaki kötülük kavramı kötülüğü en iyi anlatan kavram. Kötülük, iyiliğin olmamasıdır. Karanlık, ışığın olmamasıdır. Soğuk, sıcağın olmamasıdır. İyilik aktif, kötülük pasiftir, edilgendir. İyiliğin olduğu yerde kötülük kendiliğinden yok olur. Kötülükle en güzel mücadele iyiliği arttırmakla olur. Hayvanlarda – maymunlarda iyilik-kötülük kavramı var mı diye araştırılıyor. İyilik ve kötülükle ilgili en önemli ikinci anahtar kelime empati kelimesi.

Kötü olanlarda empati eksikliği var

İnsanda ne kadar kötü davranış varsa, suça yatkınlık, başkasına zara verme gibi. Bu özelliklerin olduğu insanlar araştırılıyor, çıkan sonuç hepsinde empati yoksunluğu var. Empati yapamayan insan bencildir. Kendi çıkarlarını önce düşünür. Bireysel faydayı toplumsal faydadan önce düşünüyor. Kendisi için iyilik durumunda olan bir durum, başkası için kötülük durumunda olabiliyor. İnsan kötücül ve iyicil duygulardan oluşmuştur. Diğer canlılarda kötücül duygular yok. Hayvanlarda bununla ilgili kavram yok. Maymunların hepsi bir araya gelse, hepsi bin sene bir arada kalsa onların arasında evrimsel psikoloji açısından hiçbir gelişme olmaz. Ama insanlar bir araya geldiği zaman hemen toplumsallaşırlar. Bencil olan insan da gider başkalarını sömürmeye başlar. İnsanın içinde sonsuz iyilik ve sonsuz kötülük yapma potansiyeli var.”

İyilik ve kötülük kavramını kültürler öğretiyor

İyilik ve kötülük kavramının sonradan öğrenildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kültürel öğrenmenin önemine işaret etti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Toplumdaki bir köpeği düşünün. Toplumda bir kişi o köpeğe kuduz dese herkes o köpeği kovalamaya çalışır. Algılar çok önemli, dikkat etmemiz gerekiyor. Bir şeyi nasıl algılarsak o bizim için iyi veya kötü tanımlamasına giriyor. İyilik ve kötülük kavramı sonradan öğretiliyor. Kültürler öğretiyor. Doğuştan değil. İnsanda doğuştan olumlu ve olumsuz olacak duygular var. Bunun içini kültürler dolduruyor. İnsana güven verenler iyi, güven vermeyenler kötü durumda oluyorlar. Mesela bir selamlaşma hareketi var. El alına götürülür. Bu selamlaşma hareketi Avrupa’da iç savaş döneminde kimse kimseye güven duymadığı için elimde silah yok demek. Eli arkada gelse elinde silah olduğunu düşünüp onu kötücül olarak algılayacak. İnsanın temelinde yaşam kalım dürtüsü var. Bu dürtünün etkisiyle kendini koruma duygusu var. Kendine tehdit olarak gördüğü şeyleri düşmanlaştırıyor, tehdit olarak görmediklerini dost olarak görüyor” dedi.

İnsan beyninin ön bölgesinin karar verme bölgesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İyi, kötü, güzel, çirkin, faydalı, faydasız şekilde yıllar içinde otomatik anlamaya, yapmaya başlarız. Ama yine de tanımadığımız, alışık olmadığımız durumlarda sorar, beynimiz o şekilde karar verir. Düşünerek yapıp yapmamak o nesneyle ilgili oluşturduğumuz alışkanlık ya da güven nesnesi olup olmadığı ile ilgili” diye konuştu.

İnsan beyni, iyicil ve kötücül olarak karar verir

Doğuştan itibaren insan beyninin karar verirken iyicil ve kötücül diye karar verdiğini kaydeden Tarhan, “Beyinde iki dosya açılıyor. İnsan bunları beynine kaydediyor. Bu şekilde beynin çalışma sistemine işlediğimiz zaman iyicil ve kötücül kişiye göre değişiklik gösterir. Bireyseldir. Çocuklar mesela. Hırsızlık kavramını bilmez. Ortada parlak bir şey görür, benim mi diye düşünmez, alır. Maymunlar da böyledir. Maymun soyut düşünen bir varlık değil. Hırsız da soyut bir kavram. Aldığın şey sana aitse o senin hakkındır. Ama başkasına ait bir şeyi alıp kullanıyorsan bu hırsızlıktır. Bu tanımlamayla ilgilidir. Evde aile içerisindeki alışverişle dışardaki aynı değildir. Bazen insan yakınlarına sormadan alabilir bazı şeyleri ama dışarıda kimseye sormadan aldığın zaman hırsızlık olarak algılanabilir” dedi.

İyilik ve kötülük kavramlarıyla ilgili yıllar içerisinde bir pozisyon oluştuğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bunları iyi mi kötü mü, faydalı mı faydasız mı diye hareket edip karar veriyoruz. Bunu otomatik yapıyoruz. Eğer kendimizi olgunlaştırmışsak, geliştirmişsek yani kişinin sosyal ve psikolojik olgunluğu varsa böyle durumlarda olayları iyicil mi kötücül mü diye ayırt ederek ilerler. Materyalist düşünen bir insan burada benim çıkarım nedir diyor. Başkasına zarar veriyor mu vermiyor mu, toplumsal faydası var mı yok mu diye düşünmüyor. Kapitalist sistemin bize öğrettiği bir şey” diye konuştu.

Amaçsız yaşayan insan kötülüğe daha yatkın oluyor

Çıkarcılığın kötülüğün en önemli belirtilerinden birisi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hayatta bir amaca sahip olmanın önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Çıkarcılığın arkasında da benmerkezcilik vardır. Bunun kişilik haline gelmiş hali de narsisizmdir. Narsisizm kötülüğün en çok kaynaklandığı yerdir. Onun için kendi narsisizmimizi olgunlaştırmadıkça kötücül duygularımızı engelleyemeyiz. Hatta bununla ilgili ortaokul çağındaki çocuklarla deney yapıyorlar. Bunları bir adaya topluyorlar. Hiçbir amaç vermiyorlar ‘Üç ay burada yaşayın, üç ay sonunda herkes hatırasını yazsın’ diyorlar. Şiddet, kötülük olayları çok fazla oluyor. Başka bir gruba da tek bir amaç veriliyor ve ‘Şu ateşi sürekli yakın’ diyorlar. Bir amaç olduğu zaman şiddet olayları azalıyor. Amaç olmadığı yerde şiddet olayları çok fazla artıyor. Amaçsız yaşayan insanlar kötülüğe daha yatkın oluyorlar.”

Kötülüğün yayılma sebebi hedonizmdir

Üsküdar Üniversitesi olarak öğrencilerine amaçlı bir yaşam felsefesi edindirmeye çalıştıklarını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde hâkim olan hedonizm ideolojisinin kötülüğün yayılmasının sebebi olduğunu söyledi.

“Bu zamanın ideolojisi hedonizm yani hazcılık” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Zevkinin peşinde koşan iyidir, koşmayan kötüdür diyor. İnsan hayatta ilerlerken her şey zevkimize göre olmuyor. Acı çekmek gelişimin bir parçasıdır. Hayatın sonuna geldiğin zaman nasıl bir insan olacaksın diye düşünerek bazı zorluklara katlanması lazım insanların. Küresel kültür şu anda bunu istemiyor. Sadece Türkiye’de değil dünyada da bu böyle. Çünkü tüketim ekonomisi bunu istiyor. Kazan, tüket, kazan, harca. Bu dünyayı sömürüyor. Belli kişiler hedonizm ideolojisini kullanarak insanları zevk duygusundan tutarak istedikleri yere sürüklüyorlar. Bunu ilk önce fikirsel olarak işleyip ideoloji haline getirdiler. Hedonizm şu anda ideoloji haline geldi ve kötülüğün yayılmasının en büyük sebebidir. Bakıyorsunuz biri çok zengin yardımlaşma derneği kurmuş, ne hayırsever insan diyorsunuz. Yardımlaşma adı altında bakıyorsunuz ki yeni bir zenginleşme adı oluşturuyor. Bunlara alturistik cezalandırma deniyor. Fedakârlık yapar gibi cezalandırıyorsun ötekileştiriyorsun. Bu fedakârlık yapma rolüyle insanları sömürmedir ve gizli kötülüktür” şeklinde konuştu.

Kötücül duyguların altında bencillik eğilimleri yatıyor

İnsanın iyilikte de kötülükte de sınırsız olabildiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsan kötülüğü tasarlanmış bir şekilde yapabiliyor. Bütün kötülükleri bir odaya toplasanız kapısını yalan ve bencillik açar, bütün iyilikleri bir araya toplasanız kapısını dürüstlük ve tevazu açar. Kötücül duygularımızın altında bencillik eğilimlerimiz yatıyor. Bencillik eğilimlerimizi tedavi edersek sosyal bir varlık oluruz. Başkalarının iyiliğini düşünmeyen insan kötüdür. Empati duygumuzu geliştirmemiz gerekiyor. Empati duygu değil, aynı zamanda bir kavram” dedi.

Küresel iyilik hareketi yapılması gerekiyor

Sadece kendi çıkarını düşünen insanların olduğu bir dünyada huzur olmayacağını dile getiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Küresel iyilik hareketi yapılması gerekiyor. Hümanizmi ideoloji haline getirmiş kişiler sürüye saldıran kurda bile ceza verilmemesi tarafında. İyilik ve kötülük arasındaki dengede her şeyin yerli yerinde olması, adalet kavramı çok önemli. Kötülüğe de ihtiyaç var. Kötülük ve yanlış, iyiliğin anlaşılması için önemli. Dünyadaki denge iyiler ve kötüler arasında azalıp çoğalmaya göre oluyor. Bazen iyilik artıyor, iyiler gevşemeye başlayınca hata yapmaya başlıyorlar ve kötülük artıyor. Kötülüğün kötü sonuçları görülmeye başlanınca iyilik artıyor” dedi.

İyiliği model olarak öğretmek gerekiyor

İnsanın kendini nerede konumlandıracağının çok önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, eğitimde iyi insan olmayı öğretmek gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Kişinin ölümünden sonra iyi mi kötü mü şeklinde anılmak istediği önemli. Buna kişi kendisi karar veriyor. Bunun öğretilmesi gerekiyor. Mesela şu andaki eğitim sistemimiz herkes zeki, çalışkan olsun diye bakıyor ama tüm bunların da yanı sıra iyi insan olması da lazım. İyiliği model olarak öğretmek gerekiyor. ABD’de de öğretilmeye başlayan pozitif psikoloji eğitimlerinde Doğu bilgeliğini anlatıyorlar. Fedakârlık, minnettarlık ve yardımseverlik. İnsanda kadiri mutlak olma duygusu var. Bu hipoteze karşı insanın sağduyusunu geliştirmesi lazım. Kendi bencil duygularımıza karşı sağduyu geliştirmemiz lazım. İyilik ve kötülüğü ayırt edebilme psikanaliz ekolünde sağduyu olarak geçer. Kötülükle mücadelenin ilk yöntemi kötülüğü tanımaktır. Bu konu eğitim sisteminde doğal akışına bırakılmamalı. Devlet bu benim işim değil dememeli. Doktrin olarak eğitilmeli. Kötülükten korkmaya gerek yok. Önemli olan içimize vicdan pusulası yerleştirmek. Kötülüğe karşı tavır sergilemeliyiz.”