Psikiyatri Tedavi Yöntemleri - Sanal Gerçeklik

Psikoterapide biofeedback destekli sanal gerçeklik tedavisi ile dış dünyada kişiye kaygı veren uyaranlar terapi odasına taşınıyor. Kişinin beyin, solunum, vücut ısısı ve kas hareketlerindeki değişiklikler an be an izleniyor kişinin korku, kaygı ve takıntılarıyla yüzleşmesi ve başa çıkması sağlanıyor.

Sanal gerçeklik nasıl bir tedavi yöntemidir?

Kaygı ve korkunun tedavi edilebilmesi için sadece konuşarak ya da hayalde duyarsızlaştırma çalışmalarının yetmediği durumlarda sanal gerçeklik uygulanmaktadır.

Kaygı, korku ve özellikle fobilerde, bilişsel davranışçı terapiler etkilidir. Psikoterapide sadece kişiyle konuşarak tedavi etmek değil, günümüzde teknolojinin imkanlarından da yararlanılmaktadır. Kaygı bozuklukları ve fobilerin terapisinde, kişide buna yol açan düşünce ve imajların ortaya çıkarılması ve bunlarla ilgili aşamalı olarak duyarsızlaştırma çalışmaları yapılır. Kaygı ve korkunun tam olarak geçmesi için de kişinin kaygı, korku veren durumla karşılaşması gerekir. Şimdiye dek bunlarla ilgili hayalde duyarsızlaştırma çalışmaları yapılıyordu.

Korku ve kaygı gibi duygular ile  sanal gerçeklik tedavisinde nasıl yüzleşiliyor?

 Korkunun ve kaygının asıl geçmesi, o uyarana ve o duruma maruz kalınması ile olur yani kişi gerçek hayatta onu yaşadığında. Mesela köpek korkusu üzerinde kişinin hatalı düşüncelerini fark etmesi, ona eşlik eden duygularını tanıması ve nasıl değiştirebileceği dair çok çeşitli yöntem ve teknik var. Tedavide sanal gerçekliği, seans odasında yapılıyor ama gerçek hayatta seans odasında deneyimlenen rahatlık yaşanamıyor. Sanal gerçeklik kişiye o reailiteyi yaşamasını sağlıyor. Kişi üç boyutlu olarak bunubire bir yaşıyor.

Sanal gerçeklikte kişi, gerçek hayatta korkularıyla nasıl başa çıkacağını öğreniyor mu?

Sanal gerçeklik yöntemi, kontrol edebildiğimiz bir durum imkanı sağlıyor çünkü kişi, terapistin yanında kaygısını kontrol etmeyi başarıyor ama gerçek hayatta gerçek uyaranla karşılaştığı zaman ne yaşayacağını bilmediği için kaçma-kaçınma davranışları devam ediyor. Genelde kişiler rahatsız eden durumlardan kaçar. Ancak güvenli durumda ilerler. Bu yöntem sayesinde terapist eşliğinde onun rehberliğinde daha güvenli bir şekilde korkutan duruma yaklaşmasını sağlamış oluyoruz..

Kaygı veren uyaranlar nasıl terapi odasına taşınır?

Terapi sırasında terapistin her an hastanın yanında bulunması, kaygı duyular konuları danışan ile birlikte yaşaması mümkün değildir. Sanal gerçeklik uygulaması ile dış dünyadaki kaygı veren uyaranları terapi odasına taşımış oluyor ve orijinaline en uygun şekilde maruz kalmayı sağlamış oluyoruz. Dolayısıyla sanal gerçeklik uygulamasının psikoterapiyi destekleyici, iyileşmeden önceki son noktaya kişiyi daha da hazır hale getiren bir yöntemdir.  Çünkü kişi, o sanal gerçeklik ortamında deneyimleyebildiği zaman bir adım daha atmıştır. Kaygıda kaygı veren duruma maruz kaldığında kişide kaygı artar ve kaygı veren durumlardan kaçınır, kaçındıkça da kaygının sürmesini sağlar. Kişinin bir süre orada kalması gerekiyor. İşte sanal gerçeklik de bunu sağlamış oluyor.

Sanal gerçeklik Biofeedback ile beraber nasıl uygulanıyor?

Sanal gerçeklik uygulaması Biofeedback ile beraber uygulanıyor. Bazen kişiler korkuyorum der ama kaygı seviyesi çok yüksek seviyede değildir ama kişiye çok yüksek geliyordur. Ya da tam tersi şekilde, korkmuyorum der ama aslında kaygı seviyesi yükselmiş ve fizyolojik uyarılma içindedir. Biofeedback bunun somut ölçeklerini de veriyor. Böylece kişi sanal gerçeklik gözlüğü ile birtakım sanal gerçeklik deneyimlemesi yaparken terapist de ekranda onun ne gördüğünü ve gördüğüne nasıl bir fizyolojik tepki verdiğini izlemiş oluyor. Böylece onun maksimum anksiyetede kalacak şekilde yönlendirmeler yaparak maruz kalması sağlanıyor. Kişi maruz kaldıkça bir süre sonra sönme dediğimiz olay gerçekleşiyor ve duyguda azalma başlıyor.

Biofeedback yöntemi nedir?

Biyofeedback tedavisinde, kişiye birtakım sensörler bağlıyoruz. Kişinin fizyolojisindeki değişiklikleri bilgisayar somutlaştırıp görsel ve işitsel sinyaller halinde bilgisayar ekranına getiriyor. İki tür sistem üzerinde çalışılmaktadır: Otonom sinir sistemi ve merkez sinir sistemi. Merkezi sinir sistemi; kişinin kafasına birtakım elektrotlar takarak beyin dalgalarının aktivitesini EEG sinyallerini görsel işitsel sinyallerle bilgisayara yönlendiriliyor. Otonom sinir sistemine bağlı; solunum, deri direnci, cilt ısısı ve kalp ritmi gibi değişikliklerini de birtakım sensörler aracılığıyla aynı şekilde ekranda terapist tarafından izleyebiliyor. Kişinin biyolojik işleyişindeki değişimleri feedback olarak kişiye tekrar gösterildiğinde, sistem kendi regülasyonu içinde onu kullanıyor. Kişiler terapistin de rehberliğinde kısa sürede zihinle beden arasındaki bağı fark edip kontrol etmeyi öğreniyor.

Biyofeedback yönteminin tedavisinin sanal gerçeklik uygulamasındaki  önemi nedir?

 Biyofeedback, sanal gerçeklik uygulamasından önce de Hastanemizde kullanılıyordu. Biofeedback’le kişiye, kendi içsel süreçlerini tanımak ve yönetmek öğretiliyor. Bir taraftan da imajda da rahatsız eden durumu kişiye deneyimletiliyor. Korku, kaygı, obsesif kompulsif bozuklukta duyarsızlaştırma çalışmaları yapılıyor ama kişinin düşüncesinin içine girilemediği için düşüncelerde de kaçmalar oluyordu. Kişi, korkularından mesela metroya ya da uçağa binmekten nasıl kaçıyorsa, düşünmede de kaçmalar olur. Düşünmedeki kaçmalar kontrol edilemiyordu. Sanal gerçeklik uygulaması sayesinde kişinin tam olarak olayı yaşaması sağlanıyor.

Sanal gerçeklik nasıl uygulanıyor?

Kişiye bir gözlük takılıyor. Kişi üç boyutlu bir şekilde ortamda gibi kendini deneyimleyebiliyor. Terapist de bilgisayar ekranından o anda kişinin ne gördüğünü iki boyutlu olarak gözlüyor. Biofeedback’ten gelen sinyalleri izleyerek anksiyetesindeki artma ve azalmaları takip edebiliyor.