Neden NPAMATEM ?

  • NPAMATEM multidisiplinler tedavi anlayışı ile hastalarına hizmet vermektedir,
  • Kanıta dayalı, hasta odaklı, bireyselleşmiş tedavi uygulanmaktadır,
  • Hem psikiyatri, psikoloji hem de sosyal hizmetler uzmanının ortak çalışması ile tedavi uygulanmaktadır,
  • Türkiye’de bağımlılık alanında uzman isimlerin biraraya geldiği tedavi kadrosu ile hizmet verilmektedir,
  • Tedavi kadar koruyucu hizmetler ve rehabilitasyon anlayışı da önemsenmektedir,
  • Tedavi edilen her hastaya ilaç tedavisi, bireysel ve grup terapilerinin yanı sıra aile ve evlilik terapisi de uygulanmaktadır,
  • Bağımlılık ile birlikte seyreden ek psikiyatrik hastalıkların aynı anda ayrı bir serviste tedavi edildiği Türkiye’deki tek merkezdir,
  • Hastanın tedavi takibinde, madde kullanıp kullanmadığını saptamak amacıyla İleri Toksikoloji Laboratuvarı’nda, dünyadaki en gelişmiş teknolojiler kullanılmaktadır,
  • İleri Toksikoloji Laboratuvarı, Türkiye’de referans kurum olarak kabul edilmektedir,
  • Yataklı tedaviden sonra, tedavi planlarının hazırlanması, takip edilmesi, yapılandırılmış, kişiye özel ilaç tedavilerinin yanı sıra psikososyal tedavinin ve rehabilitasyonun da devam etmesi,
  • Hastanın genetik durumuna bağlı olarak ilaç tedavisi, ilaç seçimi ve dozu ayarlanmaktadır,
  • 7/24 hasta takip imkanı verilebilmekte ve anında müdahale ile hastaneye sevki sağlanmaktadır,
  • Kanıta dayalı tıp çerçevesinde Türkiye’de ilk kez madde bağımlılığı ve/veya kumar bağımlılığı gibi davranış bağımlılığında nöromodülasyon tedavileri (Transmanyetik uyarım teknikleri-TMU) kullanılmaktadır,
  • Davranış bağımlılıklarında yatarak tedavi imkanı sunulmaktadır,
  • Klinik ve klinik öncesi yapılan araştırmalarla bağımlılık alanındaki ulusal ve uluslararası tıp literatürüne yayın ve makale ile katkıda bulunulmaktadır,
  •  Bağımlılık alanında uluslararası pek çok kuruluş ile eğitim ve tedavi işbirliği içinde olunmaktadır,
  • Ülkemizdeki bağımlılık tedavi alanının geliştirilmesi ve bu alanda profesyonellerin yetiştirilmesi için ciddi eğitim katkılarında bulunulmaktadır, (Üsküdar Üniversitesi BAUMER işbirliği ile Bağımlılık Yüksek Lisans Programı)
  • Bağımlılık Psikiyatri Derneği ile ülkemizde bağımlılık alanında çalışan profesyonellere yönelik  Bağımlılık Kongresi düzenlenmektedir,
  • Hastanın bağımlılık tedavisinde tedavi uyumunu arttırmak için uzun etkili ilaçların (implant/çip) kullanılmaktadır.

Misyon ve Vizyon

Misyonumuz
Toplumun alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle ilgili sorunların çözümüne katkıda bulunmak amacıyla yataklı ve poliklinik sağlık hizmeti sunmayı ve hizmeti sunarken çağdaş bilimin öngördüğü yöntem ve koşulları sağlamayı amaçlayan bir kuruluştur.

Vizyonumuz
Öncelikle İstanbul’da, daha sonra Türkiye’de ve nihayet Ortadoğu ve Balkan ülkelerinde alkol, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile ilgili sorunların tedavisi, rehabilitasyonu ve önlenmesi  ile alakalı tüm aktivasyonlarda yer alan bir kuruluş olarak bilinmek, bağımlılık tedavisinin kolay ulaşılabilirliği, maliyet etkili ve kalite odaklı bir yaklaşım ile gelişmesini güven unsuru üstüne kurmak; hasta ve hasta yakınlarında memnuniyet yaratarak ilk akla gelen ve birinci sırada tercih edilen hizmet sunucu olmaktır.

BAĞIMLILIK NEDİR, NEDENLERİ NELERDİR?

Bağımlılık, bir maddenin yaşamı ve sağlığı olumsuz etkilemesine rağmen kullanımına devam edilmesidir. Bağımlılığın bir özelliği de, kullanmaya başladıktan sonra kişinin kendisini durduramamasıdır. Bağımlılık bir beyin hastalığı olup, mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

Bağımlılığın davranışsal, sosyal, biyolojik ve genetik nedenleri vardır; ancak hiçbir neden bağımlılığı tek başına açıklamaya yeterli değildir. Madde kullanımının bağımlılığa dönüşmesinde birçok etken olmasına rağmen, temelde biyolojik bir süreçtir. Kişinin ruhsal özellikleri, genetik yatkınlık, çevresel faktörler, maddeye ulaşılabilirlik, aile yapısı, toplumsal çevre ve kültürel özellikler kişinin madde kullanmaya başlaması ve bağımlılığa dönüşmesinde en önemli etkenlerdir

KİMLER MADDE BAĞIMLISI OLUR?

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki, madde kullanan herkes için bağımlı hale gelme riski vardır. Kullanımı emniyetli bir madde yoktur. Bununla birlikte dürtüsel, yenilik arayışı içinde olan, kolayca risk alan, aile yapısı bozuk, ihmal edilmiş ergenler, stresle başa çıkma yöntemi olarak madde kullanan ve genetik yatkınlığı olan bireyler çok daha büyük risk altındadırlar.

BAĞIMLILIK NASIL GELİŞİR?

Bağımlılık bir kısır döngüdür. Kişi önce maddeye karşı merak duyar, ama aynı zamanda da maddenin etkilerinden korkar.

Eğer merak korkuyu yenerse "bir kereden bir şey olmaz" diyerek kullanmaya başlayan kişi bir kere denedikten sonra asla kullanmayacağını sanır, fakat beklenen son bir türlü gelmez. Bundan sonraki aşamada kişi madde kullanımı ile ilgili sorununun olduğunu inkar eder ve kontrolün kendi elinde olduğunu, istediği zaman bırakabileceğini sanır ve buna inanır. Etrafındaki kişilerin uyarısı ona evhamdan öte bir şey değildir.

Madde bağımlılığı gelişen kişiler, bağımlısı olduğu maddeleri tasarladığından daha fazla almaya başlarlar.

Bırakmak ya da kontrollü bir şekilde kullanmak için sürekli boşa çıkan bir çaba içerisine girerler. Kullandıkları maddeleri temin etmek, kullanmak ya da etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcarlar.

Bunun neticesinde günlük işlerini aksatırlar. Öğrencilerin okul devamlılığı ve akademik performansı azalır, ailesi ile çatışmaya girerler. Arkadaş grubu değişir, eve geç gelme, yalan söyleme, zamanının büyük bir bölümünü odasında geçirmeye başlarlar.

Erişkinler ise işyerinde sorun yaşamaya başlarlar, ailesine yeterince zaman ayırmaz ve ihmal ederler, sürekli çatışma ve tartışma haline girerler. Tüm bunlara ek olarak, fiziksel ve psikolojik sorunlarının olduğunu bildikleri halde madde kullanmaya devam ederler. Defalarca bırakmak için karar verirler ama bir türlü başaramazlar. Başaramadıkları için suçluluk ve başarısızlık hislerine kapılırlar. Bu hislerden kurtulmak için daha fazla madde alırlar.

BAĞIMLILIĞIN BAŞLAMA YAŞI KAÇTIR?

Bağımlılığın başlangıç yaşı ile İlgili birçok ülkede birçok istatistiksel yöntem kullanılarak yapılan çalışmalar vardır. Türkiye'de 2003 yılında farklı coğrafi bölgelerden seçilen 6 ilde öğrenime devam eden 16 yaş gençler arasında madde kullanım profili ve sıklığını araştırmayı hedefleyen ESPAD çalışması sonuçları, bağımlılık yaşının düştüğüne işaret etmektedir.

BAĞIMLILIĞIN BİYOLOJİK YÖNÜ NEDİR?

Bağımlılığın gelişmesinde beynin ödül merkezi olarak bilinen ventral tegmental alan, beynin muhakeme, karar verme, dürtü denetimi gibi birçok fonksiyonlarından sorumlu frontal korteks, duyguların yönetiminden sorumlu amigdala, öğrenme ile ilişkili Nucleus Accumbens ve Striatum gibi birçok beyin bölgesinin sorumlu olduğu bilinmektedir. Bağımlılığın her bir aşamasında beynin farklı bölgelerinde değişiklikler meydana gelmektedir.Bu nedenle bağımlılığın gelişimi çok karmaşık bir süreçtir.

Normalde sanat, yemek yeme gibi bize zevk veren uyaranlar beynin ödül merkezinde dopaminin artmasına neden olur. Madde kullanımı da ödül merkezinden yüksek miktarda dopamin salgılanmasına neden olur. Salgılanan bu dopamin kişinin haz almasına neden olur.

Normal şartlar altında bireyin birçok amacı vardır ve bunların arasından bazılarını seçmesi gerekiyor. Amaçların ortaya çıkması, bunlara değer biçme ve eylemin seçimi frontal korteks ile ilişkilidir. Bağımlılığın önemli yönlerinden birisi de, bu amaçların seçiminin madde ile ilişkili olanlarla sınırlı kalmasıdır çoğu zaman. Madde alımının tetiklediği dopamin salınımı zaman içerisinde frontal kortkesi etkileyerek yanlış karar alınmasına, seçilen eylemlerin madde kullanımı ile sınırlı kalmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda dopamin Nucleus Accumbens ve Striatum gibi beynin öğrenme ile ilgili bölgelerini de etkileyerek öğrenme yetisinin bozulmasına neden olur. Madde bağımlılığı gelişen kişilerin aynı zamanda yeni bilgiyi öğrenme, kaydetme ve hatırlama yetilerinde de bozukluk gelişmektedir. Tekrarlayıcı ve aşırı dopamin salınımı doğal ödüllendirici olarak bilinen ve normal şartlarda kişiye keyif veren yemek yeme ve sanattan-müzikten keyif almasına da engel olmaktadır.

BAĞIMLILIK GENETİK MİDİR?

Yapılan bilimsel araştırmalar bazı kişilerin bağımlılığa yatkın olduğunu göstermektedir. Bu nasıl olur? Herhangi bir nedenden dolayı anormal gene sahip olan bireyler anormal protein üretir, bu da anormal enzim ve anormal reseptör oluşmasına neden olur. Oluşan anormal enzim ve reseptörler beynin zevk ve ödül yolaklarının nörotransmitterlerinde (merkezi sinir sistemi hücreleri arasındaki taşıyıcılar) düzensizliğe neden olur. Bunun neticesinde de madde kullanımı konusunda kontrol kaybı açısından bir zemin oluşur.

Dolayısı ile genetik yatkınlığı olan bireyin madde kullanımı sadece kimyasal düzensizliğe yol açmakla yetinmeyip, bağımlılığa giden süreci ateşler. Fakat günümüz teknolojisi ve imkânları kimin genetik olarak yatkın olup olmadığını kesin söylemeye yeterli değildir. Bu nedenle alkol/madde kullanımı beraberinde birçok riski taşır.

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER NELERDİR?

Sonunda ödül olan her şey bağımlılık yapabilir. Eğer bunu sadece maddeye indirgememiz gerekirse, yeni maddeden ziyade, yeni ulaşılabilir madde dememiz daha doğru olur. Bugüne kadar tanımlanmış maddeleri kabaca sıralamak gerekirse bunlar tütün, alkol, ecstasy, esrar, eroin, kokain, bonzai, içe çekilen maddeler (bali, uhu, benzin, boya sökücüler, eter, halotan v.s.), LSD, GHB, bazı mantar türleri, ketamin, anabolik steroidler, metamfetamindir. Son yıllarda esrarın kimyasal türevleri olan ve rutin toksikoloji tetkikleri ile henüz tespit edilemeyen, maddeler de kullanılmaya başlanmıştır.

Fakat günümüzde gittikçe artan bir bağımlılık türü de internet bağımlılığıdır. Özellikle ergen ve genç yetişkinler arasında oldukça yaygın görülmeye başlanmıştır. Bahis ve kumar eskiden beri var olan bağımlılık çeşitleri iken, buna çevrimiçi bahis oynama da eklenmiştir. Buna ek olarak bilgisayar oyunları, internet bağımlılığı, sanal alışveriş bağımlılığı da tedavi edilmesi gereken bağımlılık türlerini oluşturmaktadır.

BAĞIMLILIĞIN PSİKOLOJİK YÖNÜ NEDİR

Bağımlılığın sebebi ve sürdürülmesini açıklamaya çalışan birçok psikolojik açıklama mevcuttur.

BAĞIMLI OLAN KİŞİYE NASIL DAVRANMALI?

Alkol ya da madde bağımlılığı kişi için olduğu kadar yakınları içinde oldukça zor bir hastalıktır. Kişinin aile, iş ve sosyal hayatı gibi pek çok alanda sorun yaşamasına sebep olduğu için aileleri olarak nasıl davranmamız konusunda bilgilenmemiz onlarla daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

Bu yazı bağımlılık konusunda bilgi vermek ve bağımlı yakınlarınızla etkili bir iletişim kurmanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Aşağıdaki bilgilerle ilgili her türlü sorularınız hakkında hastanemizdeki psikiyatrist ve psikologlarımızdan yardım alabilirsiniz.

NASIL İLETİŞİM KURMALISINIZ?

•Onu anladığınızı hissettirin…
•Suçluluk hissi yaratacak cümleler kurmak alkol madde kullanım döngüsünü devam ettirir.
•Affedici olun. Yaptığı hatalar olabilir, sadece davranışlarını ve yaptıklarını onaylamadığınızı unutmayın.
•Öğüt verici konuşmalardan kaçının.
•İyi bir dinleyici olun. Alkol- madde kullanım sebeplerini anlamaya ve çözmesine yardımcı olmaya çalışın.

Bağımlılık bir anda gelişen bir durum değildir. Genellikle kişi kullandığı maddeyi birkaç defa dener sonrasında kontrol edebileceğini düşünerek düzenli kullanmaya başlar.
Bağımlılığın ne kadar zaman sonra gelişeceğine dair net bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durum kişinin kullandığı maddenin türüne, maddenin saflığına, kullanım sıklığına, miktarına ve kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişmektedir.

Bağımlılık düzelir ama iyileşmez. Kişinin yaşamı boyunca alkol ya da maddeden uzak durması gerekir. Aksitakdirde tekrar kullanım sonrasında bağımlılık sorunu nükseder ve sorunlar yeniden yaşanmaya başlar.

Bağımlı olmanın iradeyle bir ilgisi yoktur. Kimse bağımlı olmak için madde kullanmaya başlamaz, “bir kere denemekle bir şey olmaz.”diyerek başlar. Unutmayın, herkes bağımlı olabilir.

Bağımlılık iyileşebilen bir beyin hastalığıdır. Bağımlı kişiler alkol-madde kullanımını sonlandırmak için destek almalı ve tedavi görmelidir.

TEDAVİ SONRASI NASIL DAVRANMALIYIM?

Bağımlılık bir aile hastalığıdır. Sadece kişinin kendisini değil tüm aileyi etkilemektedir. Bağımlılık tedavisi üçayaklı bir tedavi olması sebebiyle sizlerin de tedavide etkin bir rolü bulunmaktadır. Hem hastanedeki yatış süreci hem de taburculuk sonrası dönemde aileye önemli görevler düşmektedir.

SORUMLULUK VERİN

Bağımlı kişiler genellikle hayatlarında sorumluluk almaktan kaçınırlar. Kişiler alkol veya madde kullanımı sebebiyle ya görevlerini önemsememekte ya da kendileri yerine bu görevleri yapacak birileri bulunmaktadır. Bu noktada aile içi görev tanımlarının ve rollerin belirli olması gerekmektedir. Öncelikle kendi yaşam alanları başta olmak üzere hayatlarının sorumluluklarını kendilerine vermek tedavide önleyici faktörler arasındadır.

Yeni arkadaşlar edinmek. Kişinin alkol- madde kullanan kişilerden ve ortamlarda olması tekrar kullanımı kolaylaştırmaktadır. Bu sebeple hayatının yeniden düzenlemesi, boş zamanının doldurulması önemlidir. Yeni arkadaşlıklar kurmak zaman alıcı olabilir, umutsuzluk ve isteksizlik görüldüğünde kaygıya kapılmamak gerekir.
Yakınları olarak bu dönemde sabırlı olmak ve hayatındaki değişiklikleri yapması konusunda onlara destek olmak önemlidir.