npistanbul.com
JCI
ISO 9001:2008
Dalgalanan Türk Bayrağı

Çocuklarda Yeme Bozuklukları

Yrd. Doç. Dr. Başak AYIK

Sağlıklı beslenme, bebek ile ebeveyni arasında sözlü ve sözlü olmayan işaretlerin alındığı ve yorumlandığı bir ilişkinin kurulmasını sağlar. Bu karşılıklı ilişki süreci, bebek ve ebeveyni arasındaki duygusal bağlanmanın temelini oluşturur.

6. aydan sonra bebeğin motor ve bilişsel gelişimi, fiziksel ve duygusal açıdan daha bağımsız davranmasını sağlar. Bebeğin kaşığa geçip kendi kendine yemeye başlamasıyla bebek ile ebeveyn arasında ‘bağımsızlık-bağımlılık mücadelesi’ başlar. Başka bir ifadeyle her öğünde kaşığın bebeğin ağzına kim tarafından götürüleceği ile ilgili çatışma ortaya çıkar. Bu durumlarda öğün saatleri, bebek ve ebeveynin sosyal iletişime geçtiği bir ortam yerine ‘savaş alanı’na dönüşür.

Beslenmenin gelişimi

• Çocuk ve ebeveynin aktif katılımının olduğu bir süreçtir.
• Ebeveyn çocuğa hangi besini “nerede” ve “ne zaman” önerileceğini, çocuk ise “ne kadar” yiyeceğini belirler.
• Çocuk büyüdükçe ve olgunlaştıkça bu görev dağılımı daha karışık hale gelir.

Beslenme becerileri ve besin çeşitlerine göre çocuk doğumdan itibaren bazı evrelerden geçer;

• İlk 6 ay: Anne sütü ana besin kaynağıdır. Su dahil hiçbir ek besin önerilmez. Bazı özel durumlarda mama tercih edilebilir, ancak genel beslenme şekli sıvı besinlerdir.
• 6-8 ay: Meyve sularının ve püre kıvamındaki yarı katıların bebeğin öğünlerine eklendiği dönemdir. Anne sütü alamayan bebeklerde ya da daha karışık (anne sütü + formül süt) beslenenlerde bu geçiş 4.ayda olabilir.
 8-10 ay: Yumuşak ve pütürlü besinlere geçilir. Farklı tattaki besinlere geçiş sırasında ilk 6 ay anne sütü ile beslenenlerde biberon kullanan bebeklere göre daha az sorun yaşanır.
• 12.aydan sonra: Biberondan kaşığa ve kendi kendine beslenmeye geçilir. Çocuk aile üyeleriyle aynı sofrada ve aynı besinleri yiyebilir. Yemek tercihleri belirmeye başlar. Bu nedenle beslenme sorunlarının en sık ortaya çıktığı dönemdir.

Anne sütü neden önemlidir?

• Emzirme süre ve miktar açısından bebeğe daha çok, anneye ise daha az kontrol vermektedir. Biberon ile beslenenlerde ise durum tam tersidir. Beslenmeleri üzerinde kendi kontrolleri olan bebeklerin kaşığa geçiş döneminde fazla zorlanmadıkları belirtilmektedir.

• Anne sütünün tadı ve kokusu annenin yediği besinlerin içeriklerine göre değişir. Çeşitli besinlerin tatlarını ve kokularını erken dönemde anne sütü yoluyla tanıyan bebek, farklı tat ve kokudaki besinlere daha önceki deneyimleri sayesinde daha kolay geçer. 6 ay öncesi ek gıdaya başlayan bebeklerde yeni besin korkusunun ve kısıtlı besin tüketiminin, anne sütü alanlara oranla 2.5 kat daha fazla olduğu; anne sütü ile beslenme ve ek gıdalara 6.aydan sonra geçişin çocukluk çağında yemek seçme davranışını azalttığı yapılan çalışmalarda saptanan bulgulardır.

Bebeklerde ve küçük çocuklarda beslenme sorunları ne sıklıkta görülmektedir?

• Beslenme sorunlarının normal gelişim gösteren bebek ve çocuklarda görülme sıklığı  % 25 – 35 iken; bu oran gelişimsel geriliği olanlarda % 33 – 80 gibi yüksek rakamlara çıkabilmektedir.
• Yeme reddi, kusma gibi ciddi problemler ise bebeklerin % 1 - 2’sinde görülmektedir.

Normal olan ve olmayan beslenme davranışları ve gelişim özellikleri nelerdir?

Normal beslenme sürecinde 1 yaştan sonra iştahta azalma görülür. Yine bu dönemde gün içinde öğünlerdeki besin miktarlarında düzensizlik normaldir. Ve 6. aydan, özellikle 1 yaştan sonra tartı alımında azalma beklenir. Tüm bunların varlığında aileler çocuğun beslenmesi ile ilgili kaygılanabilmektedir. Bu nedenle beslenme değerlendirilmesi için büyüme eğrilerinden faydalanılır. Belirli yaş ve cinsiyet için normal gelişim gösteren çocukların değerlendirmeleri sonucunda oluşturulmuş büyüme eğrilerine bakarak bir çocuğun büyüme eğrisi hazırlanır. Eğer çocuk gelişim sürecinde aynı eğride gidiyorsa bu da normal kabul edilir.

Genellikle bebeklik ve küçük çocukluk döneminde görülen beslenme sorunları; yeme reddi (az yeme / hiç yememe), yemek seçme (sadece birkaç çeşit yeme), besin kıvamında beklenen gelişimin olmaması (yarı katı / katı gıdalara geçememe), kendi kendine beslenmenin olmaması, sık kusma, öğün saatlerinde uygunsuz davranışlar (hırçınlık, ağlama, öfke patlamaları), yutma ya da çiğneme sorunları olarak özetlenebilir.

Yapılan araştırmalarda kızlarda yeme sorunlarının daha sık olduğu, yeme sorunları olan çocukların daha fazla kardeşe sahip olduğu, bu çocukların dikkatlerini daha az odaklayabildikleri, yeme sorunları olan çocuklarda çalışan anne oranının daha fazla olduğu ve bu ailelerde daha önceden yeme sorunu öyküsü olduğuna dair veriler elde edilmiştir.

Bebeklerde ve çocuklarda görülen beslenme bozukluklarının en sık nedenleri nelerdir?

• Anne - bebek ilişkisindeki sorunların yansıması; annede ciddi psikiyatrik hastalık veya yeme bozukluğu varlığında ,  annenin ölümü sonrasında
• Travma sonrası beslenme bozukluğu: ağız, yutak veya yemek borusunu etkileyen travmatik bir olay (cerrahi işlem veya solunum yoluna gıda kaçması gibi) sonrası gelişir. Beslenme sırasında korku tipiktir. Özel olarak yutma ve boğulma korkusu görülebilir.
• Duyusal nedenlere bağlı yeme reddi: Belirli tat, koku, görünüm ya da kıvamdaki besinlere karşıdır. Bu çocuklarda yeni gıdalara karşı reddedici tutum ve yemek seçme davranışı da sık görülür.
• Eşlik eden tıbbi durum (reflü, kalp veya akciğer hastalıkları gibi) ile ilişkili beslenme bozukluğu
• Organik büyüme gelişme geriliği: büyümeyi etkileyen hormonların direk etkilenmesi veya genetik sebeplerle oluşan gelişme geriliği

PİKA

Besin özelliği taşımayan ve yenilebilir olmayan maddelerin ısrarla yenmesidir. Normal gelişimde 12-24 aylarda görülen bu davranış çeşitli tıbbi sorunlara yol açmaktadır. En sık malnutrisyon, anemi, ishal, kabızlık, enfeksiyon, demir ve çinko eksikliği, kurşun zehirlenmesi, bezoar nedeniyle bağırsak tıkanıklığına yol açabilir. Kurum bakımındaki zeka geriliği olan bireylerde genel topluma göre 5 kat daha fazla saptanmıştır.  Erkek cinsiyet, küçük yaş, zeka geriliği, otizm, şizofreni muhtemel risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Hastalığın şiddeti zeka geriliğinin şiddeti ile doğru orantılıdır. Çocukluk dönemindeki PİKA ile erişkin dönemdeki bulimia nervosa arasında güçlü ilişki bulan çalışmalar mevcuttur.

RUMİNASYON

Mide içeriğinin tekrarlayıcı ve istemli olarak ağza getirilmesi ve yeniden çiğnenmesidir. Erkeklerde kızlara göre daha sık görülür. Normal gelişenlerde 3 - 12 yaş arasında nadiren görülebilmektedir. Zeka geriliği olanlarda ise herhangi bir yaşta olabilir. Zeka geriliği olmayan erişkinlerde diğer yeme bozukları İle birlikte görülebilir. Uygunsuz psikososyal çevre varlığında veya yaşamın ilk yıllarında çocuk-anne ilişkilerinde yetersizlik, kısıtlılık, karşılıksızlık, uyaran azlığı ve ihmal durumlarında ortaya çıkabilir. Kendini yatıştırma, haz alma, annenin dikkatini çekme nedeniyle de yapılabilir. Ruminasyonunun endojen opiat sistemi uyardığı ve bu yolla rahatlama sağladığı düşünülmektedir. Bu açıdan stereotipik hareketlere benzer. Reflü hastalığı ile yüksek birliktelik görülür. Büyük çocuk ve erişkinlerde daha kronik seyir izler. Sebep olduğu başlıca tıbbi sorunlar; malnutrisyon, ağız yaraları, diş çürükleri, özofajit, aspirasyon, elektrolit kaybı, dehidratasyon, kilo kaybı ve ölümdür. Ölüm oranları % 25 olarak bildirilmiştir.

(Bu yazının hazırlanmasında “Çocuk Hastalıklarında Biyopsikososyal Yaklaşım, Tüzün D., Hergüner
S. “ kitabından faydalanılmıştır.)

 

  Tedavi Ekibimiz
Yrd.Doç.Dr. Mine ELAGÖZ YÜKSEL
Çocuk - Ergen Psikiyatri Uzmanı
Yrd.Doç.Dr. Emel SARI GÖKTEN
Çocuk - Ergen Psikiyatri Uzmanı

Randevu Al